|
ASKERÎ YARGITAY'IN TARİHÇESİ
Askerî Yargıtay, 6 Nisan 1914 (24 Mart 1330) tarihinde 233 sayılı Geçici Kanunla, Divan-ı Temyiz-î Askerî adıyla “Divan-ı Harp”lerden verilen hükümleri temyizen incelemek üzere kurulmuştur. Bu Kanuna göre “Divan-ı Temyiz-î Askerî”, kolordu komutanlığı yapma yetkisine sahip bir korgeneralin başkanlığında, Temyiz Kurulu ve Temyiz Başsavcılığından teşekkül etmektedir. Temyiz Kurulu, üçü adlî ve dördü askerî olmak üzere yedi üyeden oluşmaktadır. Askerî üyeler, binbaşı ve daha üst rütbeli subay veya general ve amiraller (Erkan ve Ümera-yi Askerîye) arasından, adlî üyeler ise hukuk öğrenimi görmüş “adlî müşavir” unvanına sahip Askerî memurlar arasından Harbiye Nazırı, yani bugünkü Millî Savunma Bakanı tarafından seçilerek, Padişah tarafından atanmaktadırlar. Kanunda bu üyelerin görevlerini yapmalarına engelleri çıktığında, onlara vekâlet etmek üzere yeteri kadar adlî ve askerî “aza mülâzımı” atanması da öngörülmüştür. Mülâzımların atanması da üyelerin atanması usûlüne tâbidir. Temyiz Kurulu; en üst rütbeli, rütbelerin eşitliği hâlinde en kıdemli askerî üyenin başkanlığında, üyelerinin tamamının iştirakiyle toplanarak, evrak üzerinden inceleme yapmakta ve salt çoğunlukla karar vermektedir. Ancak, denizciliği ilgilendiren evrak ve davaların incelenmesinde, asker üyelerden ikisi Deniz Kuvvetleri mensubu olmaktadır. Kanuna göre, inceleme konusunun “sırf denizciliğe” ilişkin olması halinde, askerî üyelerin tamamının Deniz Kuvvetlerinden olması gerekmektedir. Kurul kararları kesin olup, bu kararlara karşı Başsavcılığa, itiraz hakkı tanınmamıştır. 6 Eylül 1916 tarihli ve 809 sayılı Kanunla bu teşkilât genişletilmiş, tek olan temyiz kurulu iki daireye çıkarılmıştır. Bu Kanunla getirilen yenilikler şunlardır: 1- İncelemenin yargılama usûlüne, ceza kanunları hükümlerinden veya kanun esaslarından birine aykırılığı ile sınırlı olması hâlinde, dairelerin dört “adlî” ve üç “askerî üye” ile toplanıp karar vermeleri öngörülmüştür. Buna karşılık incelemenin niteliği hakkında uyuşmazlık doğduğu takdirde, dairelerin dört askerî, üç adlî üyeden oluşacağı hüküm altına alınmıştır. 2- Deniz Kuvvetlerini ilgilendiren davalarda askerî üyelerden en az üçünün Deniz Kuvvetlerine mensup olması şartı getirilmiştir. 3- “Adlî müşavir” unvanına sahip olan adli üyelerin en kıdemli olanına “Baş Müşavir” denilmiş ve bu unvan “Askerî Adlî Memur” sınıfının en son rütbesi sayılmıştır. 4- Adlî üyeler ile yedeklerinin süresiz, askerî üyeler ile bunların yedeklerinin iki yıl görev yapması öngörülmüştür. 5- Genel Kurul ihdas edilmiştir. 6- Üye seçilme yeterliği düzenlenmiştir. 7- Askerî Temyiz Mahkemesinin görevi, ilk kuruluş kanununda olduğu gibi yalnız temyiz incelemesi ile sınırlı tutulmamış, yargılamanın yenilenmesi, merci tayini (yetkili mahkemenin belirlenmesi) ve davanın nakline karar vermek de, Yüksek Mahkemenin görevleri arasında belirtilmiştir. Ayrıca, karar düzeltme ve yazılı emir ile ilgili hükümlere de yer verilmiştir. Ancak, 30 Haziran 1920 tarihli bir Kararname ile Askerî Temyiz Mahkemesi kaldırılmış ve hükümleri temyizen inceleme görevi Millî Savunma Bakanlığı (Harbiye Nezareti) Askerî Adalet Dairesine (“Adlîyyeî Askerîyye Dairesi”ne) bağlı olarak kurulan ve tamamen idarî bir nitelik taşıyan Temyiz Heyetine (“Hey’etî Temyiziyye”ye) verilmiş, böylece sıkıyönetim mahkemelerinden verilen hükümlerin temyizi önlenmiştir. 10 Kasım 1920 tarihli bir Kararname ile bu kurul kaldırılarak Askerî Temyiz Mahkemesi yeniden ihdas edilmiş ve 1922 yılına kadar görevine İstanbul’da devam etmiştir. Anadolu’da Millî Hükümetin kurulmasından sonra yeni bir temyiz mahkemesine gerek duyulması üzerine, 20 Mayıs 1922 tarihli ve 237 sayılı Kanun ile Ankara’da yeni bir Askerî Temyiz Mahkemesi kurulmuş ve başkanlığına Orgeneral Nihat ANILMIŞ getirilmiştir. Anılan Kanuna göre; Temyiz Mahkemesi, ordu veya kolordu komutanlığı yapma yetkisine sahip bir generalin başkanlığında ikisi adlî, ikisi askerî olmak üzere dört üyeden oluşmaktadır. Üyelerin görevlerini yapmalarına engel çıkması hâlinde, onlara vekâlet etmek üzere biri adlî,, diğeri askerî “üye mülâzımı” (yedek üye) atanmıştır. Asker üyelerden birinin veya asker üye mülâzımının Deniz Kuvvetleri mensubu olması gerekmektedir. Başkan, üye ve yedeklerinin atanmaları, Millî Savunma Bakanının inhası üzerine Bakanlar Kurulu tarafından üç yıllık bir süre için yapılmaktadır. Askerî üye olarak atanabilmek için, fiilen kolordu veya tümen komutanlığı; “askerî üye mülâzımlığı” için de, alay komutanlığı yapmış olmak şartı getirilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu şekliyle faaliyet gösteren Divan-ı Temyiz-î Askerî, 22 Mayıs 1930 tarihinde kabûl edilen 1631 sayılı Askerî Muhakeme Usûlü Kanununun 284'üncü maddesi ile kaldırılmış ve “Askerî Temyiz Mahkemesi” adıyla yeniden kurulmuştur. Kuruluşa ilişkin hükümlere, Kanunun 40'ıncı ve bunu takip eden maddelerinde yer verilmiştir. Bu hükümlere göre, Askerî Temyiz Mahkemesi; bir korgeneral veya daha üst rütbede bir generalin başkanlığında, iki daireden teşekkül etmektedir. Ayrıca, aynı rütbelerde bir de ikinci başkan vardır. Başkan ve ikinci başkan, Bakanlar Kurulu tarafından iki senelik bir süre için Kararname ile atanmaktadırlar. Her dairede dört adlî, dört askerî üye bulunmaktadır. Ayrıca, iki adlî, iki de askerî üye mülâzımı mevcuttur. Adlî üyeler 40 yaşını doldurmuş en yüksek adlî hâkimlerden, Temyiz Genel Kurulunun göstereceği üç aday arasından Millî Savunma Bakanı tarafından seçilerek Kararname ile atanmaktadırlar. Genel Kurul tarafından gösterilecek adayların, rütbe büyüklüğü önemli olmayıp, hâkimin görev yaptığı mahkemenin büyüklüğü önem taşımaktadır. Askerî üyeler ile bunların yedekleri (askerî üye mülâzımları) ise, iki sene için Kararname ile atanmaktadırlar. Askerî üyeler tuğgeneraller arasından, yedek üyeler (mülâzımlar) ise albaylar arasından seçilmektedirler. Yedek üyelerin yarbay rütbesinde olması da mümkündür. Temyiz Mahkemesi Savcısı da, üyeler arasından Millî Savunma Bakanı tarafından seçilerek atanmaktadır. Askerî Yargıtay bugünkü adına ve modern yapısına, 27 Mayıs İnkılâbından sonra, Kurucu Meclis tarafından hazırlanıp 9 Temmuz 1961 tarihinde halk oyuna sunularak kabûl edilen 1961 Anayasası ile kavuşmuştur. 1961 Anayasası, Askerî Yargıtay’ı, diğer yüksek yargı organları ile birlikte, yüksek mahkemelerden biri olarak düzenlemiştir. Askerî Yargıtay, Anayasanın 141'inci maddesi gereğince kabûl edilen 24 Aralık 1962 tarihli ve 127 sayılı Kanun ile, çağın modern hukuk anlayışına uygun olarak yepyeni bir teşkilâta kavuşmuştur. Bahse konu Kanuna göre; Askerî Yargıtay; bir Askerî Yargıtay Başkanı, bir İkinci Başkan, dört Daire Başkanlığı ile bir Başsavcı, bir Başsavcı Başyardımcısı ve yeteri kadar Başsavcı yardımcısından ibarettir. Askerî Yargıtay üyeleri ile Başsavcısı, hâkimlik niteliğine sahip 40 yaşını bitirmiş ve en az 10 yıl askerî hâkimlik veya askerî savcılık yapmış kimseler arasından, Askerî Yargıtay Genel Kurulu'nun, üye tamsayısının salt çoğunluğu ile boş yerin üç misli olarak gösterdiği adaylar arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir. Askerî Yargıtay Başkanı ve Daire Başkanları, Genel Kurul tarafından kendi üyeleri arasından gizli oyla ve dört yıl için, üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile, ilk iki seçimde bu çoğunluk sağlanamadığı takdirde salt çoğunlukla seçilecekleri anılan Kanunda hükme bağlanmıştır. Söz konusu Kanunla Askerî Yargıtay üyelerinin tamamının ilk kez askerî hâkim sınıfından olması sağlanmış olmakla beraber, özellikle Askerî Yargıtay Başkanı ile Daire Başkanlarının, bu makamlara seçim ile gelmelerinin sakıncaları kısa sürede kendini göstermiş, yüksek rütbeye sahip üyeler bu statüde kalırken, daha küçük rütbeli üyeler Askerî Yargıtay Başkanlığına ve Daire Başkanlığına seçilmişlerdir. Bu durumun rütbeyi esas alan askerlik mesleği ile bağdaşmaması ve seçim usûlünde anlayış farklılığı nedeniyle, üyelerin seçiminde idareyle ihtilâfa düşülmesi, sonucu mevcut üye eksiği tamamlanamamış ve on yıl gibi kısa sayılabilecek bir süre sonra Kanunun bu hükümlerinin değiştirilmesi ihtiyacı doğmuştur. 8 Temmuz 1972 tarihinde yürürlüğe konulan 27 Haziran 1972 tarihli ve 1600 sayılı Kanunla Askerî Yargıtay teşkilâtı yeniden düzenlenmiştir. Yargıtay ve Danıştay Kanunları esas alınarak yapılan bu düzenlemede en önemli değişiklik, Askerî Yargıtay Başkanı ile Daire Başkanlarının Genel Kurulca seçileceklerine ilişkin hükümlerde yapılmıştır. Kanunun 12'nci maddesinde üyelerin seçimi yeni esaslara bağlanırken, 13'üncü maddesinde de Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı ve Daire Başkanlarının Askerî Yargıtay üyeleri arasından, rütbe ve kıdem sırasına göre atanacakları ve boşalan yerlere en geç bir ay içinde atama yapılacağı hükme bağlanmıştır. Atamanın şekli de 14'üncü maddede düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre; Askerî Yargıtay Başkanı, Başsavcısı, İkinci Başkanı ve Daire Başkanları ile Askerî Yargıtay üyeliğine seçilen askerî hâkimlerin atanmaları, Genelkurmay Başkanının teklifi, Millî Savunma Bakanı ve Başbakanın müşterek imzaladığı Kararname ile Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulmakta, Kararname Resmî Gazete'de yayımlanmaktadır. 1978 yılı sonundan itibaren Ülkemiz genelinde yaşanan terör olayları nedeniyle sıkıyönetim ilân edilmesi ve buna bağlı olarak sıkıyönetim askerî mahkemelerinin kurulması üzerine Askerî Yargıtay’ın iş yükü oldukça artmış, dava dosyalarının karara bağlanma süreci ister istemez uzamış, yeni kadro ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu amaçla, 1600 sayılı Askerî Yargıtay Kanununun, “Kuruluş” başlığını taşıyan 2'nci maddesi ile Daire Başkanlıklarının kuruluşuna ilişkin 5'inci maddesinde ve daha bir kısım maddelerde, Millî Güvenlik Konseyince çıkarılan 11.12.1981 tarihli ve 2563 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak daire sayısı dörtten beşe yükseltilmesi yanında, Cumhuriyet savcılarının Askerî Yargıtay Başsavcılığında, Yargıtay tetkik hâkimlerinin de dairelerde ve Daireler Kurulunda görevlendirilmelerine imkân sağlanmıştır. Bu düzenleme 1982 Anayasası ile aynen korunmuştur. Bu düzenlemeye göre Askerî Yargıtay; Başkanlık, Başsavcılık, beş Daire Başkanlığı, Genel Sekreterliği bahse konu Kanunda gösterilen kurullar ve hizmet ünitelerinden oluşmakta, her Dairede bir başkan ve yedi üye bulunmaktadır. Ancak iş hacmine göre, Askerî Yargıtay Genel Kurulunun teklifi ve Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi üzerine, Millî Savunma Bakanlığınca daire sayısı altıya kadar yükseltilebileceği gibi, dörde de indirilebilecektir. Ayrıca, her dairede bulunması gereken üye sayısının yine iş hacmine göre, aynı usûl ile beşe kadar indirilmesine imkân sağlanmıştır. Her iki hüküm de, 20 yıllık süre içinde uygulama yeri bulmuştur. Nitekim 1991 yılında sıkıyönetim mahkemelerinin kaldırılmasını takiben Askerî Yargıtay Genel Kurulunun 26 Şubat 1993 tarihli toplantısında alınan Karara dayanılarak, 27 Mayıs 1993 tarihinde dairelerdeki üye sayısı altıya indirilmiştir. 2001 tarihinde de Askerî Yargıtay Genel Kurulu, beş olan Daire sayısının dörde indirilmesine, buna karşılık her Dairede altı olan üye sayısının yediye yükseltilmesine, yani üye bazında kanunî kadroya dönülmesine ilişkin kararına dayanılarak .........2001 tarihinde bugünkü şekilde teşkilâtlanmıştır. |