ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ (AYİM)

High Military Administrative Court


  • MSB Ana Sayfa
  • AYİM Ana Sayfa
  • Makaleler
  • Makale Arama
  • Kararlar
  • Karar Fihristi
  • Karar Arama
  • İçtihatı Birleştirme Kararları
  • Kararlar

    USULE İLİŞKİN KARARLAR
    Dilekçe Reddi


    KARARLAR
    geri

    Dilekçe Reddi

    ÖZETİ:1602 sayılı Kanun’un 45/c-5 maddesinin, 2568 sayılı Kanun’la ilga edilmesi karşısında, 1602 sayılı Kanun’un 36 ve 38 inci maddelerine uygun olmayan biçimde açılan davalarda, aynı noksanlık kaç defa yapılırsa yapılsın, her defasında dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekir.

    Davacı 04 Ağustos 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 42 nci dönem (1997-1998) Genel Dil Sınavında İngilizce'den 82.52 not aldığını Albay - Yarbay rütbelerindeki yardımcı sınıf subaylar arasında 1 nci, 1999 yılında binbaşı olacak yüzbaşılar ve daha üst rütbedeki yardımcı sınıf subaylar arasında 3 ncü olduğunu, yurtdışı görevlere gönderilmesi uygun görülen aday personel arasında isminin bulunmadığını, (MY-52-1) Yurtdışı Görevler Yönergesi 8 nci maddesinde belirtilen nitelikleri taşımadığından aday olarak değerlendirmeye alınmadığını, ceza ve/veya menfi kanaatların miktar ve mahiyet itibarıyla yurtdışı görevlere adaylığı için uygun bulunmadığını, çok başarılı bir meslek yaşantısı olduğunu, ABD'de branşı ile ilgili iki defa kurslara katıldığını, EDOK'da öğretmenlik yaptığını, 17 defa ödül ve takdir aldığını, örtülü bir şekilde kendisine ifade edilen "temsil yeteneğinin bulunmadığı" gibi bir nitelendirmeyi gerektirecek hiçbir idari ve adli işleme tabi tutulmadığını, sicil not ortalamalarının 90 ve üstü olacağını değerlendirdiğini belirterek yurtdışı göreve seçilmeme işlemi ile buna dayanak yapılan olumsuz sicil, kanaat ve nitelik belgelerinin iptalini talep ve dava etmiştir.

    Dava dosyası önce AYİM Birinci Dairesince görülmüş ve Birinci Dairenin 20 Haziran 1999 tarihindeki oturumunda, Davacının isteminin yurtdışı göreve seçilmeme işlemi ile dayanağı olan menfi sicil, kanaat ve nitelik belgelerinin iptalinden ibaret olduğu, dava konusu idari işlemlerin iki ayrı dairenin görevine girdiği anlaşılmış ve 1602 Sayılı Kanunun 26 ncı maddesi uyarınca dava dosyasının “DAİRELER KURULUNA TEVDİİNE kararı verilmiştir.

    Davalı idare savunmasında; davacının dava dilekçelerinin 1602 Sayılı Kanunun 36 ncı maddesine uygun olmaması nedeniyle iki kez reddedildiğini, 45 nci madde gereğince dilekçenin reddine bir kez karar verilebileceğini, bu nedenle ikince kez dilekçenin değil, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, öncelikle bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; bu iddiaya iştirak edilememiştir. Gerçekten, 1602 Sayılı AYİM Kanununun 45 nci maddesinin (B) bendinde, aynı kanunun 36 ve 38 nci maddelerine uygun olmayan biçimde açılmış olan davalarda bir defaya mahsus olmak üzere otuz gün içinde bu noksanlıkların düzeltilmesi suretiyle dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği belirtilmiş ve aynı kanunun 45 nci maddesinin (C) bendinin 5 nci fıkrasında ise (B) bendi gereğince reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde (yenileme dilekçelerinde) aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddine karar verileceği belirtilmiş iken, bilahare 25.12.1981 tarih ve 2568 Sayılı Kanunun 5 nci maddesi ile, 1602 Sayılı Kanunun 45 nci maddesinin (c) bendinin anılan 5 nci fıkrası ilga edilmiştir. Bu durumda, yasa koyucunun bu tarihten itibaren 1602 Sayılı Kanunun 36 ve 38 nci maddelerine uygun olmayacak biçimde açılan davalarda davanın reddine karar verilmesini uygun görmediği, bu itibarla da aynı noksanlık kaç defa yapılırsa yapılsın, her defasında dilekçenin reddine karar verilmesini öngördüğü anlaşılmaktadır. Aksi halde, bu durumda açıkça davanın reddini öngören fıkrayı ilga gereğini duymazdı. Nitekim aynı durum İdari Yargılama Usulü Kanununun 15 nci maddesinde de aynı şekli ile düzenlenip uygulamakta iken, davada yargılama sürecinin bu nedenle zincirleme bir şekilde uzadığı göz önünde tutularak, anılan maddeye 10.04.1990 tarihinde 3622 Sayılı Kanunla bir fıkra ilave edilerek, bu gibi hallerde yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddine karar verileceği belirtilmek suretiyle genel idari yargı  yönünden  bu  sakınca  giderilmiştir.  Aynı  yasal  düzenlemeyle  1602 Sayılı

    Kanunun anılan sistematiğin herhangi bir düzenleme ve değişikliğe gidilmediğine göre, askeri idari yargı yönünden dilekçe reddine devam edilmesinin uygun görüldüğü anlaşılmaktadır. 1602 Sayılı Kanunda 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa genel bir göndermenin olmadığı, belli konularda özel göndermeler yapıldığı (1602 Sayılı Kanunun 56 ncı maddesi), bu konuda (dilekçe reddi) özel bir göndermenin de olmadığı, aksine anılan konunun 1602 Sayılı Kanunla özel olarak düzenlediği göz önüne alındığında, 2577 Sayılı Kanunun 3622 Sayılı Kanunla değişik 15 nci maddesinin askeri idari yargıda doğrudan tatbiki de söz konusu olamayacaktır. Belirtilen nedenlerle davalı idare iddialarına itibar edilmesine imkan görülmemiştir.

    Subay ve astsubayların atanma ve yer değiştirmeleri 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 117-121 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak kanun yurt dışı sürekli görevlere personel ataması konusunda bir hüküm getirmemiştir.

    Kanunun 118 nci maddesinde subay ve astsubayların atama ve yer değiştirmelerinde hizmetin aksatılmadan yürütülmesinin temel prensip olarak göz önünde tutulması gerektiği ifade edildikten sonra, 119 ncu maddede atanma ve yer değiştirmelerde dikkate alınacak sair hususların Milli Savunma ve İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikte düzenleneceği belirtilmiştir.

    Bu madde hükmü gereğince hazırlanıp yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmeliğin 29 ncu maddesinde askeri ataşeliklere ve milletlerarası antlaşmalara göre yurtdışında açılmış kadrolara atanacak personelin seçimlerinin özel yönergelere göre yapılacağı belirtilmek suretiyle bu husus idarenin takdirine bırakılmıştır.

    İdare bu takdir yetkisini kullanırken göz önünde tuttuğu esaslar ve prensipler ile seçimin ne şekilde yapılacağını düzenleyici bir işlem şeklinde belirlemiş ve Yurtdışı Sürekli Görevler Yönergesini (MY 52-1(A)) hazırlayarak yürürlüğe koymuştur.

    Anılan Yönergenin İkinci Bölüm 6/d maddesi gereğince yurtdışına atanacak personelde, yurtdışındaki hizmet kadrolarının gerektirdiği yabancı dilden saptanan genel dil sınav notunu aşmış olma şartı aranmaktadır.

    Bu nedenle, TSK. Personelinin Yabancı Dil Bilgisini Tespit Yönergesi uyarınca her yıl KASIM ve ARALIK ayında adayların yabancı dil bilgi seviyesini ölçmek amacı ile genel dil sınavı yapılmakta ve sonuçlar genel dil sınav notu olarak yayımlanmaktadır.

    Genel dil sınavında 60 puanın üzerinde not alan personelin dil yeterliliği yanında Yurtdışı Sürekli Görevler Yönergesinde aranan diğer niteliklere de sahip olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

    Bu nedenle Yurtdışı Sürekli Görevler Yönergesinin İkinci Bölüm 8 nci maddesinin (b) ve (c) fıkraları gereğince;

    Sicil üstleri tarafından düzenlenen ve aileyi de kapsayacak şekilde temsil yeterlilik derecelerinin belirtildiği nitelik belgeleri,

    Sicil notu ortalamalarını da içerecek şekilde sicil özetleri,

    Takdir belgeleri ve cezaları,

    Kıt’a hizmeti durumları,

    Hv.Plt.Sb.lar için uçuş saatleri,

    Personelin adaylığını engelleyen bir durumun olup olmadığını içeren ilgili Kuvvet Komutanlıkları ve J.Gn.K.lığı mütalaası,

    Personelin mesleki safahatını içeren evsaf kartları istenmektedir.

    Personelin yurtdışı sürekli görevlere aday olarak seçilmesini engelleyen durumların mevcudiyetinde bu hususlar sıralama listelerinin “Düşünceler" sütununda belirtilmektedir.

    Yurtdışı Sürekli Görevler Yönergesi esaslarına göre aday olmayı engelleyen başlıca hususlar ise şunlardır:

    Nitelik belgeleri ile ilgili olarak, sıralı sicil amirlerince yazılmış herhangi bir olumsuz kanaatın bulunması(Seçim Değerlendirme Kurulunun kararı ile),

    Sicil notu ortalamasının 85 in altında olması,

    Sicilinde menfi hüküm ve ceza kaydı bulunanların bu durumlarının ilgili Kuvvet Komutanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığınca yurtdışı görevlere seçilmeye engel olarak değerlendirilmesi,

    Kuvvet Komutanlıkları ve Jandarma Genel Komutanlığınca “Kıt’a Hizmetine” çıkarılması öngörülenler ile “Hizmet Zorunluluğu” bulunduğu değerlendirilenler,

    Yurtdışı kursta bulunma, Harp Akademisi sınavını kazanma, istifa, yurtdışı görevden dönüp gerekli not barajını aşamama gibi diğer nedenlerle değerlendirme dışı bırakılanlar.

    Yurtdışı Sürekli Görevler Yönergesi 8 nci maddesinde “Ceza ve menfi hüküm değerlendirmeleri; ceza ve/veya menfi hükümleri bulunan personel mensubu bulunduğu Kuvvet Komutanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığı tarafından değerlendirmeye tabi tutulur ve ceza ve/veya menfi hüküm miktar ve mahiyeti itibarıyla, yurtdışı görevler için adaylığı uygun bulunmayanlar tespit edilir ve bir ekte belirtilir. Bu personel aday olarak değerlendirilmez” denilmektedir. Davacının özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde, 1978 yılında 3 gün göz hapsi, 1984 yılında şiddetli tevbih, 1986 yılında şiddetli tevbih, 1989 yılında 2 gün göz hapsi olmak üzere 4 adet cezasının bulunduğu, muhtelif tarihlerde 18 adet takdirinin bulunduğu, sicil belgelerinde değişik yıllarda farklı sicil üstleri tarafından verilen ve benzer nitelikleri değerlendiren, dolayısıyla birbirini teyit eden olumsuz kanaatların bulunduğu, tüm sicillerin Subay Sicil Yönetmeliğine uygun olarak düzenlendiği, kanaatların objektif bir biçimde belirtildiği, olumsuz kanaatlar dolayısıyla, yukarıda belirtilen ilgili yönerge hükmü nedeniyle menfi hüküm ve ceza kayıtları yurtdışı görevlere engel olarak değerlendirildiğinden K.K.K.lığınca aday olarak değerlendirilmediği ve Genelkurmay Başkanlığına aday olarak bildirilmediği, son nitelik belgelerinin müspet olarak tanzim edildiği ancak geçmiş yıllarda aldığı ceza ve menfi kanaatların adaylığını engellediği anlaşılmıştır.

    Davacı olumsuz nitelik belgelerinin de iptalini istemiş ise de, nitelik belgelerinin müspet olması nedeniyle bu isteğe itibar edilmemiştir.

    Dava konusu işleme mesnet bilgi ve belgeler incelendiğinde, tesis edilen işlemlerin tüm unsurlarıyla hukuka uygun bulunduğu ve işlemlerin iptalini gerektiren bir neden bulunmadığı kanaatına varılmıştır.

    Açıklanan nedenler yurtdışı göreve aday olarak seçilmeme işlemi ile olumsuz sicil, kanaat ve nitelik belgelerinin iptaline ilişkin, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,


    Dergi No:14
    Karar Dairesi:AYİM.Drl.Krl.
    Karar Tarihi:03.06.1999
    Karar No: E. 1999/64
    Karar No: K. 1999/80


    geri