ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ (AYİM)

High Military Administrative Court


  • MSB Ana Sayfa
  • AYİM Ana Sayfa
  • Makaleler
  • Makale Arama
  • Kararlar
  • Karar Fihristi
  • Karar Arama
  • İçtihatı Birleştirme Kararları
  • Kararlar

    ESASA İLİŞKİN KARARLAR
    İntibak İşlemleri
    UZMAN ERBAŞ AYLIK İNTİBAKI


    KARARLAR
    geri

    UZMAN ERBAŞ AYLIK İNTİBAKI

    ÖZETİ:Uzman Erbaş Kanununun 16ncı maddesinin açık hükmü karşısında, bu hükmün atıfta bulunduğu 926 sayılı Kanuna EK-IX sayılı cetvel uyarınca, uzman onbaşıların 11.derecenin 9.kademesinden, uzman çavuşların 10.derecenin 9.kademesinden daha aşağı dereceleri intibakları mümkün bulunmamaktadır.

    Davacı 28.06.1999 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde özetle; 01.09.1992 tarihinden beri uzman çavuş olarak görev yaptığını, K.K.K.lığı Uzman Erbaş Yönergesinin 3 ncü Bölüm 6 ncı maddesine göre 10 ncu dereceden daha alt derecelere düşmesinin mümkün olmadığını, Uzman Jandarma Çavuşların derece ve kademe ilerlemesi yapabilmesine rağmen uzman erbaşların yapamadığını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, durumunun düzeltilmesi için yaptığı başvurunun 22 Mart 1999 tarihli işlem ile reddedildiğini belirterek hem Uzman Erbaş Yönergesinin 3 ncü Bölüm 6 ncı maddesinin iptalini hem de bu durum nedeniyle uğradığını öne sürdüğü 5.000.000.000.-TL. maddi, 1.000.000.000.-TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.

    Davalı idare davanın süresinde açılıp açılmadığı konusunun araştırılması gerektiğini belirttiğinden ve süre kamu düzeninden olduğundan; öncelikle bu hususun irdelenmesi gerekli bulunmaktadır.

    Davacı Uzman Erbaş Yönergesinin 3 ncü Bölüm 6 ncı maddesinin iptalini sağlamak amacıyla birlik komutanlığına 24.02.1999 tarihli dilekçesi ile başvurmuş başvurusuna 1 nci Zh.Tug.K.lığı’nın 22 Mart 1999 tarihli yazısı ile olumsuz cevap verilmiş, bu yazı davacıya 24.03.1999 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı da 5 Nisan 1999 tarihinde, 60 günlük süre içinde iptal davasını açmış, dilekçesinin reddi üzerine yine 30 günlük süreye riayet ederek bu defa iptal davasıyla birlikte maddi ve manevi tazminat isteminde de bulunmuştur. Davada iptal davası yönünden bir süre “sorununun bulunmadığı, dolayısıyla yönerge iptaline ilişkin davanın süresinde açıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki aynı şeyi tam yargı davası açısından söyleyebilmek mümkün değildir. Gerçekten, davacının maddi ve manevi zararına yol açtığı ifade edilen işlemin 24.03.1999 tarihinde davacıya tebliğ edilmesine karşın; 1602 Sayılı Kanunun 42 nci maddesi gereğince bu işlemin yol açtığı zararların tazminine ilişkin tam yargı davasının 60 gün içinde AYİM.’de açılması gerekirken, davacının dilekçe reddine uğrayan 05.04.1999 tarihli dava dilekçesinde sadece iptal isteminde bulunduğu ve tazminat talebinin mevcut olmadığı, Dairemizin 01.06.1999 tarihli dilekçe reddi kararından sonra davacının 28.06.1999 tarihinde AYİM. kayıtlarına geçen yenileme dilekçesinde ilk kez tazminat isteminde bulunduğu, böylelikle 24.03.1999 olan tebliğ tarihi itibariyle bu tarihten itibaren en geç 60 gün içinde tam yargı davasının açılması gerekirken, 28.06.1999 tarihinde açılan tazminat davasının 1602 Sayılı Kanunun 42 nci maddesinde öngörülen süre dışında ikame edilmesi karşısında, tam yargı davasının süre yönünden reddi gerektiği açıktır.

    Bu nedenle, inceleme salt yönerge iptali işlemine yönelik olarak yapılacaktır.

    1602 Sayılı Kanunun 40 ncı maddesinde “..... Kanuna göre ilanı gereken düzenleyici ve genel tasarruflara karşı, ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir. Ancak bu tasarrufların kendilerine uygulanması üzerine, ilgililer düzenleyici tasarruf veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açmakta muhtardırlar...” denilmektedir. Davacı da kendisi hakkında uygulanan işlemin değil, bu işlemin dayanağı olan Yönergenin ilgili hükmünün iptali isteminde bulunduğundan, belirtilen kanun hükmü uyarınca seçimlik hakka uygun şekilde açılan davada herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı ve esasının incelenmesi gerekeceği tabiidir.

    Davacı K.K.K.lığı Uzman Erbaş Yönergesinin 3 ncü Bölüm 6 ncı maddesinin iptalini talep etmektedir. Bu nedenle öncelikle iptali talep edilen maddenin dayanağı olan yasa ve yönetmelik hükmünü belirtmek gerekmektedir.

    3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesi; “Uzman erbaşlara, göreve başlamış olmak kaydıyla sözleşmenin onaylandığı tarihten geçerli olarak, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’ndaki uzman Jandarma Çavuşlara ait aylık gösterge tablosu üzerinden aylık verilir. Bunlardan uzman onbaşılar 11 nci derecenin birinci kademesinden, uzman çavuşlar 10 ncu derecenin 1 nci kademesinden giriş yaparlar. Uzman onbaşılıktan uzman çavuşluğa terfi edenlerin 10 ncu dereceye intibakları, bulundukları kademenin göstergesinden daha fazla olacak şekilde yapılır....” hükmünü amirdir.

    Aynı Kanunun 9 ncu maddesi de; “Bir ücret kademesinde fiilen bir yılını tamamlayan uzman erbaşlar, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 207 nci maddesi uyarınca kademe ilerlemesi yaparlar. En az bir yıl hizmet ettikten sonra görevde başarılı olan uzman onbaşılar, çıkarılacak yönetmelikte belirtilecek esaslara göre uzman çavuşluğa terfi ettirilirler. “ hükmünü taşımaktadır.

    3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanunu’na göre çıkarılan Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 19 ncu maddesi de paralel yöndeki düzenlemeyle; “Uzman erbaşlara, göreve başlamış olmak kaydıyla sözleşmenin onaylandığı tarihten geçerli olarak, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunundaki uzman jandarma çavuşlara ait aylık gösterge tablosu üzerinden aylık verilir. Bunlardan uzman onbaşılar 11 nci derecenin birinci kademesinden, uzman çavuşlar 10 ncu derecenin birinci kademesinden giriş yaparlar. Uzman onbaşılıktan uzman çavuşluğa terfi edenlerin 10 ncu dereceye intibakları, bulundukları kademenin göstergesinden daha yüksek olan göstergeye yapılır.” hükmü mevcuttur.

    3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve Uzman Erbaş Yönetmeliği paralelinde çıkarılan Uzman Erbaş Yönergesinin 3 ncü Bölüm 6 ncı maddesinin iptali istenen hükmü ise; “Uzman erbaşlara, göreve başlamış olmak kaydıyla sözleşmenin onaylandığı tarihten geçerli olarak, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunundaki uzman jandarma çavuşlara ait aylık gösterge tablosu üzerinden aylık verilir. Uzman onbaşılar 11 nci derecenin birinci kademesinden, uzman çavuşlar 10 ncu derecenin birinci kademesinden giriş yaparlar. Uzman onbaşılıktan uzman çavuşluğa terfi edenlerin 10 ncu dereceye intibakları bulundukları kademenin göstergesinden bir kademe daha yüksek olan göstergeye yapılır.” Hükmünü taşımaktadır.

    926 Sayılı TSK. Personel Kanununun EK –lX Sayılı “Uzman Jandarma Çavuşlar için Aylık Gösterge Tablosu”nun incelenmesinde ise uzman jandarma çavuşlar için 11 nci dereceden 3 ncü dereceye kadar bir kademelendirmenin öngörüldüğü görülmektedir.

    3269 Sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin atıfta bulunduğu bu gösterge tablosunda, uzm.onb. lar için öngörülen ll. derecede 9 kademe, uzm.çvş.lar için öngörülen 10. derecede de aynı şekilde 9 kademe bulunduğu, buna göre 3269 sayılı Kanuna tabi bir uzman onbaşının en fazla 9 defa kademe ilerlemesi yapabileceği (uzm.çvş.luğa terfi etmediği sürece), aynı şekilde bir uzman çavuşun bulunduğu derecede (10.derece) en fazla 9 defa kademe ilerlemesi yapabileceği ve bu son kademelere ulaşıldıktan sonra, sicilleri mükemmel olsa da bir üst dereceye yükselemeyeceği anlaşılmaktadır. Söz konusu yasal düzenlemeden ilk bakışta hakkaniyete aykırı bir duruma yol açıyor izlenimi edinilmekteyse de; dosyada bulunan 1.Zh.Tug.K.lığının 22.03.1999 tarihli yazısı bu yasal düzenleme ile güdülen amacı ortaya koyucu mahiyettedir. Anılan yazıda aynen “...uzman erbaşların 3269 sayılı Kanunun 9 ncu maddesi gereğince, 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 207 nci maddesi uyarınca kademe ilerlemesi yapacakları hükmü bulunmaktadır. Söz konusu 207 nci madde ile Uzman Jandarma Kanununa atıf yapılmış ve rütbe terfi eden uzman jandarmaların yeni rütbelerinin 1 nci kademesine terfi etmiş sayılacakları belirtilmektedir. Ancak uzman erbaşlarda, uzman çavuş ve uzman onbaşıdan başka rütbe mevcut olmamakta, 18 Mart 1986 tarihinde yürürlüğe giren 3269 Sayılı Kanunda uzman erbaşların sözleşmelerinin azami 30 yaşına girdikleri yıla kadar uzatılabileceği hükme bağlanmış; daha sonra duyulan ihtiyaç nedeni ile bu yaş 1992 yılında 35 yaşa, 1993 yılında da 45 yaşa yükseltilmiştir. Başlangıçta 3269 Sayılı Yasa doğrultusunda uzman erbaşların maaş kademeleri, en fazla 30 yaşa kadar çalışabilecekleri dikkate alınarak 9 kademe şeklinde öngörülmüştür. Fakat 9 kademe bittikten sonra ne yapılacağı düzenlenmemiştir. Uzman erbaşların azami sözleşme yaşının 45 olarak tespit edilmesi, böylece emeklilik hakkı getirilmesi nedeni ile makul ölçülerde derece ve kademe ilerlemesi yaptırılması ihtiyacı doğmuştur. Konunun yasalaşması maksadı ile Gn.Kur.Bşk.lığınca 29 Mart 1994 tarihinde Milli Savunma Bakanlığınca kanun tasarısı taslağı gönderilmiştir. Söz konusu taslak ile; uzman erbaşların azami sözleşme sürelerinin arttırılmasına paralel olarak maaş kademelerinde uzman çavuşlar için 7 nci dereceye kadar, uzman onbaşılar için 8 nci dereceye kadar ilerlenebilmesine ve uzman erbaşlardan astsubay nasbedilenlerin durumlarının düzenlenmesine imkan sağlanacaktır. Kanun tasarısı yürürlüğe girinceye kadar mevcut uygulamaya devam edilecektir...” denilmektedir. Şu halde, ortada zaman içinde yürürlüğe giren yasa değişikliklerinin yol açtığı bir durum söz konusu olup; 926 Sayılı Kanunda bir düzenleme yapılmadıkça, yorum yoluyla bu durumun düzeltilebilmesi imkanı bulunmamaktadır.

    Yukarıda açıklanan yasa, yönetmelik ve yönerge hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, normlar hiyerarşisine uygun olarak, Yönerge hükmünün Yönetmeliğe, Yönetmelik hükmünün de Yasaya uygun oldukları, daha doğrusu birbirine paralel düzenleme getirdikleri görülmektedir. Davacının ve diğer uzman çavuşların 10 ncu derecenin altına düşemedikleri sabittir. Ancak bu durum Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesindeki düzenlemeden doğmaktadır. İptali talep edilen Yönerge hükmü dayanağı olan Yönetmelik ve Yasaya uygun olduğundan davacının talebi dayanaksız kalmaktadır.

    Davacı diğer taraftan uzman erbaşlar ile uzman jandarmalar arasında derece ilerlemesi açısından eşitsizlik bulunduğunu, bu durumun Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Uzman Jandarma statüsü ve sözleşmeli uzman erbaş statüsü ilgili kanun, yönetmelik ve yönergelerde düzenlenmiştir. İki statü birbirinden farklı olup, bu statülere giriş koşulları, statünün sona ermesi, bunlara tanınan özlük hakları farklılık taşımaktadır ve bu durum statüye girmek isteyen kişiler için başından beri bellidir. Zira sayılan bu haller ilgili mevzuat gereği önceden tespit edilmiştir. Sözleşmeli uzman erbaş statüsü ilgililerin isteği üzerine sözleşme yapmak suretiyle girilebilen bir statüdür. Davacı da kendi isteğiyle sözleşme yapmak suretiyle bu statüye girmiştir. Uzman erbaşlığa başlarken yükselebileceği derece ve kademe bellidir. Bu nedenle davacının uzman jandarmalarla kıyaslama yapmasında haklılık bulunmadığı değerlendirilmektedir. Anayasanın 10 ncu maddesinin öngördüğü eşitlik ilkesi, farklı durumda ve konumda olan kişilere aynı kuralların uygulanması anlamını taşımayıp, aynı durumda ve koşullarda bulunan kişilere farklı kuralların uygulanamayacağı anlamını taşımaktadır. Bu nedenle uzman erbaşlar ile uzman jandarmaların özlük haklarının farklı olması eşitlik ilkesine aykırı değildir.

    Dolayısıyla hem eşitlik ilkesi açısından hem de dayandığı mevzuata uygunluk açısından Uzman Erbaş Yönergesinin 3 ncü Bölüm 6 ncı maddesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

    Açıklanan nedenlerle;

    Davacının yasal dayanaktan yoksun Uzman Erbaş Yönergesinin 3.Bölüm 6.maddesinin iptaline ilişkin olarak açtığı DAVANIN REDDİNE,

    Davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olarak açtığı DAVANIN SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE,


    Dergi No:15
    Karar Dairesi:AYİM.1.D.
    Karar Tarihi:18.04.2000
    Karar No: E.1999/776
    Karar No: K.2000/457


    geri