ÖZETİ:5434 sayılı Kanunda değişiklik yapan ve belli görevleri ifa ederken ölen ve yaralananların emekli aylıklarının görevdeki emsalleri dikkate alınarak yükseltileceğini öngören 4567 sayılı Kanunun, maddi tazminat hesaplamalarında dikkate alınması gerekir.
Davacılar vekili, 27 Eylül 1999 tarihinde kayda geçen dava
dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yakını J.Yzb......................'ın
Tunceli İl J.K.lığı emrinde görev yapmakta iken 29.04.1999 tarihinde içerisinde
bulunduğu askerî aracın teröristler tarafından yola tuzaklanan mayına temas
etmesi sonucu şehit olduğunu, objektif sorumluluk kuramı ve Anayasanın 125 nci
maddesi gereğince uğranılan zararların karşılanması gerektiğini belirterek
davacı eş.....................için 35.000.000.000.TL. maddi, 1.500.000.000.TL.
manevi, davacı çocuk...................için 3.000.000.000.TL. maddi,
1.500.000.000.TL. manevi, davacı kardeş ...................... için
1.000.000.000.TL. manevi olmak üzere toplam 42.000.000.000.TL. tazminatın hüküm
altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden,
davacılardan................'ın eşi, ....................'ın
babası,......................'ın ise kardeşi olan J.Yzb....................'ın
Tunceli İl Jandarma Komutanlığı emrinde görev yapmakta iken 29.04.1999 günü
saat 22.15 sıralarında Sütlüce Jandarma Karakol Komutanlığı bölgesinde icra
edilecek operasyona intikal ederken içinde bulunduğu askerî aracın PKK. Terör
örgütü mensuplarınca yola döşenmiş olan mayına temas etmesi sonucu yaşamını
yitirdiği anlaşılmaktadır.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği
ve olayda davacının kusurunun olmadığı hususlarında taraflar arasında
uyuşmazlık bulunmamakla birlikte olayın taraflara göre üçüncü kişi durumundaki
teröristlerin eyleminden meydana gelmiş olması nedeniyle idarenin bu eylemden
sorumlu tutulup tutulmayacağı, tutulacaksa sorumluluğun türü üzerinde
durulmasına gerek görülmüştür.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve
işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin
sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada İdarenin
sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin
halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu
hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster
hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak
idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol
açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması zarar ile eylem arasında
illiyet bağının bulunması zorunludur.
Bilindiği gibi Güneydoğu ve Doğu Anadoluda yoğunlaşan terör
eylemleri nedeniyle Anayasanın 120 nci maddesine göre bazı illeri kapsayan
olağanüstü hal ilan edilmiştir. Olağanüstü hal uygulaması sırasında çok sayıda
güvenlik görevlileri ve Askerî kişi şehit olmuştur.
İdare Güneydoğu ve Doğu Anadoluda güvenliği sağlamak
amacıyla kamu hizmetini yoğun şekilde ifa etmeye çalışmakta ve bu hizmeti
ajanları vasıtasıyla yerine getirmektedir. İdarenin terör hareketlerine karşı
giriştiği faaliyet savaş hali sayılmadığından mücbir sebep olarak kabul
edilmeyeceği gibi, bu tür faaliyetler sırasında kamu hizmetini ifa ederken
zarar gören idare ajanının zarara uğramasında, hizmetin kurulmasından ve
işletilmesinden doğan, idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığından da
sözedilemez.Dava konusu zararın doğrudan doğruya idarenin bir eyleminden
doğmayıp idarenin dışındaki bir olaydan kaynaklandığı açıktır. Zararlı sonucu
doğuran olayla hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk
ilkesine göre zararın yalnızca zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma
yayılması adalet, eşitlik ve hakkaniyet esaslarına daha uygun düşeceğinden
davacıların zararının bu esaslara göre karşılanması gerektiği sonucuna
ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca T.C.Emekli
Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında ölmeleri
halinde varislerine T.C.Emekli Sandığınca bağlanan vazife malüllüğü aylığı ile
bu kimselerin ecelleri ile ölmeleri halinde Emekli Sandığınca bağlanacak dul ve
yetim aylıkları arasındaki fark ve ödenen tütün ikramiyeleri olay sebebiyle
sağlanan yarar olarak kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden maddi
tazminat talebinde bulunan davacılara aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün
ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel
Müdürlüğünün 03.04.2000 gün ve 68.252.022 sayılı yazısından, Genel Mütürlüğün
02.07.1999 gün ve 44413 sayılı işlemi ile 4. Derece 1. Kademe +1600 ek gösterge
intibakı üzerinden 15.05.1999 tarihinden itibaren müteveffanın eşine
139.448.000.TL., kızına 69.724.000.TL., anne ve babasına 26.147.000.'er TL. 1.
Derece Türk Silahlı Kuvvetleri dul ve yetim aylıklarının bağlandığı, bilahare
bağlan aylıkların memur maaş katsayısı artışına paralel olarak artmaya devamla
en son 01.01.2000 tarihinde eşin aylığının 168.378.000.TL.sı çocuğun aylığının
98.840.000.TL. sına, anne ve babasının aylığının ise 36.320.000.'er TL.sına
yükseltildiği, ayrıca 3480 Sayılı Kanun uyarınca 1999 yılı için eşine
115.084.000.TL., çocuğuna 115.084.000.TL., anne ve babasına 57.542.000'er TL.
olmak üzere toplam 345.252.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiği, müteveffanın
görevi dışında başka bir sebepten ölmesi halinde sandığa tabi olarak geçen
toplam 15 yıl 3 ay 14 gün hizmeti esas alınarak 15.05.1999 tarihinde eşine
53.514.000.TL., çocuğuna 26.757.000.TL. aylık bağlanacağı, anne ve babaya
muhtaç olmamaları nedeniyle aylık bağlanmayacağı, diğer taraftan 4354 ve 4082
Sayılı Kanun hükümleri uygulanarak eşe 6.555.548.000.TL., çocuğa 3.277.775.000.
TL., anne ve babasına ayrı ayrı 1.638.888.000.TL.olmak üzere toplam
13.111.097.000.TL. emekli ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklananlara ek olarak 2330 Sayılı Nakdi Tazminat
ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun Hükümleri uyarınca 08.06.1999
tarihinde davacı eşe 4.945.177.250.TL., davacı çocuğa 1.412.907.500.TL. nakdi
tazminat ödenmiştir. 2330 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde, bu kanun hükümlerine
göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığının maddi ve manevi
zararlar karşılığı olduğu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar
karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında
bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan
aylıkların göz önünde tutulacağı belirtilmiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların maddi
zararlarının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmış ise
karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi
yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek
Mahkememize ibraz edilen 28.04.2000 tarihli bilirkişi raporunda; davacı
eş........................'ın maddi tazminat hakedişinin 3.026.531.960.TL.
olduğu, davacı çocuk ........................'ın ise maddi zararının sadece
maddi yararlarla ve 3.642.546.715.TL. fazlasıyla karşılandığı, ayrıca
8.310.645.101.TL. nakdi tazminat yararı sağladığı, bu nedenle maddi tazminat
hakedişinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna davalı idarece
itiraz olunmamış, davacılar vekili ise AYİM.kayıtlarına 23.05.2000 tarihinde
giren 22.05.2000 tarihli dilekçe ile; bilirkişi raporunda vazife malül aylığı -
adi malül aylığı farkı 131.155.000.TL. kabul edilerek 09/2000- 04/2037 dönemi
için hesaplama yapıldığı, oysa davacı eşin vazife malüllük maaşının
193.600.000.TL. olması nedeniyle vazife malülü- adi malül maaşı farkı olarak
119.160.000.TL. sının dikkate alınması ve hesaplamanın buna göre yapılması
gerektiği, emekli ikramiyesinin hesabında olay tarihi itibariyle yapılan
ikramiye ödemelerinin kıstas alınması gerekirken 29.04.1999 tarihinde ölen
şehidin yakınlarına sonraki katsayı farkından doğan ikramiye farkına ilişkin
ödemelerin de dikkate alınmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceği yolunda itirazda
bulunulmuştur.
Bu arada, 17.05.2000 gün ve 24052 Sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren 4567 Sayılı "T.C.Emekli Sandığı Kanununa Bir
Ek Madde İle Bir Geçici Madde Eklenmesine İlişkin Kanun" hükümleri
uyarınca 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki görevler ile ayrıca
barışta veya olağanüstü hallerde yapılan eğitim, tatbikat ve manevralar ile
birlik halinde intikaller sırasında, bu harekat ve hizmetlerin sebep ve
etkileriyle hayatını kaybedenlerin dul ve yetimleri ile yaşamak için gereken
hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak
derecede malül olanlara ilave mali haklar getirildiğinden T.C.Emekli Sandığına
yeniden ara kararı yazılarak bu husus araştırılmış, T:C.Emekli Sandığı Genel
Müdürlüğünün 7.8.2000 tarihli yazısında 1.9.2000 tarihinden itibaren
müteveffa........................'ın dul ve yetimlerinin aylıklarının 926
Sayılı Kanuna göre tespit edilen 4. Derece 2. Kademe + 1600 ek gösterge
intibakı ve halen yürürlükte olan (01.07.2000 tarihinden itibaren) 15760 memur
maaş katsayısı esas alınarak yükseltileceği ve müteakip yıllarda gerek intibakı
gerekse ek göstergesinin 4567 Sayılı Kanun hükümlerine göre tadil edileceği
bildirilmiştir.
Davacıların zarar- yarar hesaplarını etkileyecek nitelikteki
bu değişiklikler nedeniyle ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar
verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 19.10.2000 tarihli ek bilirkişi
raporundan; davacı eş.......................'ın maddi zararının, sadece maddi
yararlarla ve 11.292.931.953.TL. fazlasıyla karşılandığı, ayrıca
3.347.163.209.TL. nakdi tazminat yararı sağladığı, davacı
çocuk.......................'ın maddi zararının, sadece maddi yararlarla ve
4.216.408.655.TL. fazlasıyla karşılandığı, ayrıca 10.641.457.138.TL. Nakdi
Tazminat yararı sağladığı, dolayısıyla her iki davacının da maddi tazminat hak
edişlerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ek Bilirkişi raporuna davalı idarece itiraz olunmamış,
31.10.2000 tarihli dilekçe ile kira yardımından yararlanmak istemediğine
ilişkin taahhütnameyi geri çektiğini, müvekkilinin tazminat hakedişinin yeni
duruma göre hesaplanmasını isteyen davacı vekilince, 06.11.2000 tarihli dilekçe
ile 28.04.2000 tarihli bilirkişi raporuna davalı tarafın itirazları olmadığı
halde aleyhe sonuç yaratacak tarzda yeniden rapor alınmasının yasal olmadığı,
zarar hesabında asayiş tazminatındaki artış ile kadrosuzluk tazminatında artış
getiren KHK.'lerin dikkate alınmadığı, buna karşılık yarar hesabında 4567
Sayılı Yasanın dikkate alındığı, 1.9.2000 tarihinde yürürlüğe giren yasa gereğince
her yıl kademe ilerlemesi ve 3 yılda bir de derece ilerlemesi yaptırılmak
suretiyle bağlanan maaş ile adi malüllük maaşı dikkate alınarak her yıl için
ayrı ayrı hesaplama yapılması, her yıl için alınması gereken vazife malüllük
maaşı ile adi malüllük maaş farkından doğan yararın peşin değerleri toplanarak
yapılması, 01.09.2000 tarihinde yürürlüğe giren KHK.nin Anayasa Mahkemesi
tarafından
9 ay sonra yürürlükten kalkmak üzere iptal edilmesi
nedeniyle hesaplamada bu durumun dikkate alınması gerektiğinden bahisle
itirazda bulunulmuş ise de; yasada yapılan değişikliklerle hakediş miktarlarını
etkileyici ilave haklar getirilmesi nedeniyle yeniden bilirkişi incelemesi
yaptırılmasının ve bilirkişi tarafından belirlenen yeni duruma göre hüküm
kurulmasının kazanılmış hak kuramıyla ilgisinin bulunmaması, ek bilirkişi
raporunda asayiş tazminatındaki ve kadrosuzluk tazminatındaki artış oranlarının
(% 52 ve % 70) dikkate alınarak hesaplamanın buna göre yapılmış olması, keza
hesaplamanın davacı vekilinin öne sürdüğü şekilde davacıların alması gereken
vazife malüllük maaşı ile adi malüllük maaş farkından doğan yararın peşin
değerlerinin toplanması suretiyle yapılmış bulunması, 654 Sayılı KHK.nin
Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasına karşın davacı hakkında sözkonusu
kararnamenin uygulanmayıp halen yürürlükte olan 4567 Sayılı Yasanın uygulanmış
olması, davacının kira yardımından yararlanmak istemediğine ilişkin
taahhütnameyi geri almasının yeniden yaptırılacak hesaplamayı lehte
etkilememesi karşısında dayanağı bulunmayan bu itirazlara itibar olunmamış,
Mahkememizin yerleşik kararlarına ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi
raporu doğrultusunda tatbikat yapılmıştır.
Bilirkişi raporundan da anlaşılacağı davacı
eş.................... ile davacı çocuk........................'ın maddi
zararları sadece bağlanan aylık ve ödenen tütün ikramiyeleri ile fazlasıyla
karşılandığından maddi tazminat hakedişleri bulunmamaktadır. Davacı eşin ayrıca
sağladığı 3.347.163.209.TL. ve davacı çocuğun ayrıca sağladığı 10.041.457.138.TL.
nakdi tazminat yararı manevi zararlarının karşılığı olarak kalmış ve maddi
tazminat hesaplamasında dikkate alınmamıştır. Davacı eş ve çocuğun manevi
zararlarının karşılığı olarak kalan bu nakdi tazminat yararları Mahkememizin
emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarlarından fazla olduğundan
davacı eş ve çocuğun manevi tazminat istemlerinin de reddine karar verilmiştir.
Davacı kardeş .......................'a olay sebebiyle
duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı karşılamak amacıyla uygun
miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1.Bilirkişi raporu uyarınca ve ödenen nakdi tazminat
miktarı dikkate alınarak davacı eş......................... ile davacı
çocuk.....................'ın MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE,
2.Takdiren davacı kardeş.......................'a
360.000.000.TL. (ÜÇYÜZALTMIŞMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya
ait isteminin REDDİNE,
3.Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi
olan 29 Nisan 1999 tarihinde 31 Aralık 1999 tarihine kadar % 50 (YÜZDE ELLİ), 1
Ocak 2000 tarihinden ödeme tarihine kadar % 60 (YÜZDE ALTMIŞ) yasal faiz
YÜRÜTÜLMESİNE,
4.Davacılar tarafından peşin yatırılan
380.080.000.TL.(ÜÇYÜZSEKSENMİLYONSEK-SENBİN TL.) harcın istek halinde davacılara
İADESİNE,
5.492 Sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca
harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen
25.000.000.TL. (YİRMİBEŞMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin davacılar üzerinde
BIRAKILMASINA,
7.Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen
18.750.000.TL. (ONSEKİZMİLYONYEDİ-YÜZELLİBİN TL.) posta pulu giderinin davalı
idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
8.Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davanın
açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince
hesabedilen 36.000.000.TL. (OTUZALTIMİLYON TL.) Avukatlık Ücretinin davalı
idareden alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE,
KARŞI OY GEREKÇEMİZ
Davacılar manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal
faiz yürütülmesini talep etmiş ise de; takdir olunan manevi tazminat miktarı
paranın karar tarihindeki alım gücü, olay tarihinden karar tarihine kadar geçen
süredeki geçen sosyal ve ekonomik koşullar nazara alınarak davacıların olay
tarihindeki manevi zararlarının tamamını kapsayacak şekilde tespit ve takdir
edildiğinden, manevi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi
isteminin reddine karar verilmesi, ancak karar tarihinden ödeme tarihine kadar
yasal faiz yürütülmesi gerektiği görüşünde bulunduğumuzdan çoğunluğun aksi
yöndeki kararına katılmıyoruz. 15.11.2000
| BAŞKAN | Ü Y E |
| M.Hayri ÖZTAN | Ertuğrul TAKA |
| Hak.Kd.Alb. | Hak.Kd.Alb. |
|