ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ (AYİM)

High Military Administrative Court


  • MSB Ana Sayfa
  • AYİM Ana Sayfa
  • Makaleler
  • Makale Arama
  • Kararlar
  • Karar Fihristi
  • Karar Arama
  • İçtihatı Birleştirme Kararları
  • Kararlar

    ESASA İLİŞKİN KARARLAR
    Devlet Memurları İle İlgili İşlemler
    MEMURİYETTEN ÇIKARMA


    KARARLAR
    geri

    MEMURİYETTEN ÇIKARMA

    ÖZETİ:657 Sayılı Kanunun 48 nci maddesinde belirtilen yüz kızartıcı suçlar tahdidi olarak sayıldığından; bunun yorum yoluyla başka suçlara teşmili mümkün olmayıp, TCK. 227. Md.1 deki suçun bu kapsama dahil edilerek davacının memuriyetten çıkartılması hukuka uyarlı değildir.

    Davacının 5 nci Zh.Tuğ.K.hğı Askeri Mahkemesinin 4 Şubat 1987 gün ve 1987/48 Esas, 1987/10 Karar sayılı hükmü ile tervici merama kadir olmadığı halde olduğundan bahisle menfaat temin etmek suçuna iştirakten T.C.K.65/1 227/1 ve 227/2 nci maddeleri uyarınca sonuç olarak "6 ay hapis, 2500 (ikibinbeşyüz) TL.ağır para ve memuriyetten müebbedin mahrumiyet cezalarına mahkûm edildiği, cezalarının 647 Sayılı Kanunun 6 nci maddesi uyarınca tecil edildiği hükmün Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 27 Nisan 1988 gün ve 1988/368347 Sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Personel Başkanlığının 15 Haziran 1988 günlü onayı ile "bir daha devlet memurluğuna atanmamak üzere memuriyet görevine son verildiği" anlaşılmıştır.

    657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 3409 Sayılı Kanun ile değişik 48/A5 nci maddesi Devlet Memurluğuna alınabilmek için "taksirli suçlar hariç olmak üzere, ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanmak, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı ve şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından hükümlü" bulunmama koşulunu aramakta aynı kanunun 98/b maddesi ise "memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığını sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birinin kaybedilmesi halinde Devlet Memurluğunun sona ereceği"ni hükme bağlamaktadır.

    Davalı idare Türk Ceza Kanunun 227 nci maddesi ile hükümlü olmayıp, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 48/A5 maddesinde yer alan "yüz kızartıcı ve şeref ve haysiyeti kırıcı" suçlardan hükümlü bulunmakla eşdeğerde sayılmış, bunu yaparken aynı maddedeki (gibi) sözcüğüne dayanmış bunun sonucu davacıyı memurluktan çıkarmıştır.

    Davacının 5 nci Zh.Tug.K.hğı Askeri Mahkemesi kararı ve Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin onama ilanı ile "Tervici merama kadir olmadığı halde olduğundan bahisle menfaat temin etmek" suçunu iştiranken işlediği sabit olmakla birlikte bu suçun bir daha Devlet Memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılmasına esas alınabilecek suçlardan olup olmadığının tayini, dolayısıyla işlemin sebep ve konu unsuru açısından hukuka uyarlığının saptanması amacıyla konunun 1982 Anayasasının 128 ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 18 nci maddeleri karşısında tartışılıp, değerlendirilmesi gerekli görülmüştür.

    1982 Anayasasının 128 nci maddesinin 2 nci fıkrasında "memurların ve diğer kamu görevlilerin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödemeleri ve diğer özlük işlemleri kanunla düzenlenir" denilmiştir. Maddeden amacı açıktır. Memurlar ile kamu görevlilerinin statülerinin devamı süresince yasal güvence altında bulundurmak üstlendikleri kamu hizmetinin bazı etkileşimlerden çekince duymaksızın amacı doğrultusunda yerine getirilmesini sağlamak

    657 Sayılı Kanunun "güvenlik" başlığı altında düzenlenen 18 nci maddesinde "kanunlarda yazılı haller dışında Devlet Memurunun memurluğuna son verilemez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz" hükmü ile, memura tanınan güvence de "yasallık ilkesi" benimsenmiş, memurluğu sona erdiren hallerin neler olduğunun açıkça kanunda gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Güvencede yasallık ilkesinin esası budur. Devlet memuriyetini sona erdirecek ya da bu statüye son verilmesini gerektirecek hallerin neler olduğu bizatihi kanunlarda gösterilmelidir. Kanunun bu alanda düzenleme getirmeksizin idari takdir ve kabullerle memur statüsüne son verilmesi için idareye yetki tanımış olması, memur güvencesinin yasallığı ilkesine aykırı düşecektir.

    Nitekim yakın geçmişte Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 2930 MAYIS 1969 ve 3 HAZİRAN 1969 gün ve 1967/ 43 E., 1969/31 K. sayılı, 24 HAZİRAN 1974 gün ve 1972/49 E., 1974/1 K. sayılı, 12 NİSAN 1976 gün ve 1975/159 E., 1976/216 K. sayılı, 9 HAZİRAN 1977 gün ve 1977/16 E., 1977/86 K. sayılı kararlarında özetle; "Anayasanın hakimlerin özlük haklarının kanunla düzenlenmesini emrettiği konularda, düzenlemenin yasama organı kökenli olarak yasa düzeyinde yapılması, işin tüzük, yönetmelik ve idari takdir ve tasarruflara bırakılmaması..." gerektiğine değinerek, askeri hakim subayların bazı özlük haklarına kendi kapsamında düzenleme yerine bunların idarenin takdirine göre biçimlendirecek idari tasarruflara bırakan kanun hükümlerini iptal etmiştir.

    Anayasa ve 657 Sayılı Kanunun değinilen maddelerinde Kanun Koyucunun istenci "memur güvencesinde yasallık" ilkesidir. İşin esası bu biçimde hükme bağlanmış iken aynı konuda önceden öngörülmüş kurallarla tutarak sağlanmaması o kurallarla çelişik ilkeler öngörülmesi her şeye karşın Kanun Koyucunun istenci ile bağdaşmayacağı gibi işin mantığı ve ciddiyetiyle de uyarlı olmayacaktır.

    657 Sayılı Kanunun 48/A5 nci maddesinde Devlet Memurluğuna alınmaya engel yüz kızartıcı suçların neler olduğu bir bir sayılarak listelenmiştir. Buna göre "zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas" suçlarından birisi veya birkaçından hükümlü bulunmak Devlet Memuriyetine alınmaya engeldir. Anayasanın 128 ve 657 Sayılı Kanunun 18 nci maddesi karşısında, kanunda ismen belirlenen suçların "Tadadı ve tahdidi" olduğunu kabulde zaruret vardır. 48/A5 nci maddesinde geçen "gibi" sözcüğüne sığınılarak bu sözcüğün, (Kanunda yer verilmemekle beraber) yüz kızartıcı suç olarak sayılan suçlara benzer bazı suçlar da yüz kızartıcı suç kapsamına almak amacıyla kullanıldığının farz ve kabulü Anayasanın 128 ve 657 Sayılı Kanunun 18 nci maddelerinde dile getirilen "güvencenin yasallığı" ilkesi ile bağdaşılamaz. Bu nedenle "gibi" sözcüğünün idareye memur tarafından işlenen ve mahkumiyetle sonuçlanan suçları inceleyerek değerlendirme yapması, bu suçların sayılan zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas suçlarına benzer, onlarla eş değerde olması halinde ilgilinin Devlet Memurluğundan çıkartılması yolunda işlem tesis etmek görevini yüklediği şeklindeki kanaatlere (657 Sayılı Kanunun 125/E maddesine göre ilgilinin Yüksek Disiplin Kuruluna şevki ve bu kurulca işlem yapılması hali hariç) Kurulumuz iştirak edememiştir. Yüz kızartıcı suçlar 657 Sayılı Kanunun 48/A5 nci maddesinde "Tadadı ve tahdidi" olarak sayılmıştır. Bu "Memur güvencesinin yasallığı" ilkesinin doğal bir sonucudur. İdari takdir ve tasarruflarla kapsamın genişletilmesi, Kanun Koyucunun istenci ve yasanın üstüne çıkılması demek olacaktır. Kanunda gösterilen suçlardan başka, benzer suçların yüz kızartıcı suç sayılmasındaki ölçünün ne olacağı bilinmeden idareye takdir yetkisi tanınması, statü hukukunda dengesizliklere ve giderilmesi olanaksız mağduriyetlere neden olabilecektir. 48/A5 nci maddede geçen salt sayılan ve yüz kızartıcı suç olarak adlandırılan suçları kastetmek amacına matuf olarak, o suçlar için ve maddenin yazımında ifade bütünlüğünü sağlamak bakımından kullanılmış bulunan "gibi" sözcüğünden yola çıkılması, yüz kızartıcı suç kapsamının kanuna karşı genişletilmesi demek olacaktır. Böylesi bir anlayış kanunun amacıyla bağdaşamaz.

    Nitekim, Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesinin 8 KASIM 1966 gün ve 7051/5781 sayılı ilamı, Danıştay Birinci Dairesinin 8 KASIM 1983 gün ve 220/260 sayılı isticarı mütalaası, Yüksek Seçim Kurulunun 14 MART 1987 gün ve 109/18 sayılı kararı da bu kabul tarzını doğrulamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle, davacının işlediği sabit olup hüküm giydiği "Tervici merama kaadir olmadığı halde olduğundan bahisle menfaat temin etmek" suçunun benzetme yoluyla memur için dolandırıcılık suçuna vücut verdiği ve yüz kızartıcı suç olarak sayılması gerektiği hakkındaki düşünce ve iddialar Kurulumuzda kabul görmemiştir. Davacının işlediği ve sonuçta mahkûm olduğu suçu yüz kızartıcı suç olarak nitelendirilip (657 Sayılı Kanunun 125/E maddesine göre Yüksek Disiplin Kuruluna şevki yapılmaksızın) hakkında aynı kanunun 98/b maddesi uyarınca "Memurluğu sırasında memur olma koşulunu yitirdiği" gerekçesiyle "Bir daha Devlet Memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarılması"na ilişkin idarece resen tesis edilen işlemin, sebep yetki ve konu unsurları yönünden hukuka aykırı sakat bir idari işlem olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

    Yukarda açıklandığı üzere, davacının bir daha Devlet Memurluğuna atanmamak üzere memuriyetine son verilmesine ilişkin Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 15 HAZİRAN 1988 gün ve PER: 438166388/Svl.Me.Şb. sayılı işlemi, sebep, yetki ve konu unsurları açısından hukuka aykırı bulunduğundan davanın kabulü ile İŞLEMİN İPTALİNE,


    Dergi No:7
    Karar Dairesi:AYİM.1.D.
    Karar Tarihi:19.09.1989
    Karar No: 89/308372 EK.
    Karar No:


    geri