ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ (AYİM)

High Military Administrative Court


  • MSB Ana Sayfa
  • AYİM Ana Sayfa
  • Makaleler
  • Makale Arama
  • Kararlar
  • Karar Fihristi
  • Karar Arama
  • İçtihatı Birleştirme Kararları
  • Kararlar

    ESASA İLİŞKİN KARARLAR
    Atama
    GARNİZON SÜRESİNİ TAMAMLAMA NEDENİYLE BÖLGE İÇİ ATAMA


    KARARLAR
    geri

    GARNİZON SÜRESİNİ TAMAMLAMA NEDENİYLE BÖLGE İÇİ ATAMA

    ÖZETİ:

    I.bölgedeki Amasya garnizonunda kalış süresini tamamlayan davacının aynı bölgedeki Ş.Koçhisar garnizonuna “hizmetin aksatılmasından yürütülmesi” ilkesi uyarınca safahatı gözetilerek yapılan atama işlemi hukuka uyarlıdır.

    Davacı 26.05.2005 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına giren dava dilekçesi ve 05.08.2005 tarihinde kayda giren cevaba cevap dilekçesinde özetle; 2005 yılı genel atamalarıyla, 1999 yılında atandığı Amasya (1B) garnizonundan K.K.K. Tatb. Mrk. Loj. Ds. K.lığı Bkm. Bl. Kh. (Bl. K.)’na (Ankara/ Şereflikoçhisar ‘1C’ ) atandığını, 25 yıllık mesleki safahatında (1A) garnizonunda 6 yıl, (1B) garnizonunda 13 yıl, (2B) garnizonunda 1 yıl, (2C) garnizonunda 2 yıl, (2D) garnizonunda 2 yıl görev yaptığını ve 8 kez atama gördüğünü, doldurduğu atama istek formunda atama istemediğini ancak yine de atanırsa, sırasıyla Konya Akşehir, Konya ve Sakarya Arifiye garnizonlarını tercih ettiğini belirttiğini, temdit isteminin sıralı sicil üstlerince uygun görüldüğünü, Amasya garnizonun 01.03.2005 tarihinde güncelleşen ve Karanet ortamında yayınlanan boşalması muhtemel garnizonlar listesinden çıkarılmış olması nedeniyle temdit talebinin kabul edildiğini düşündüğünü, zira bunun başka bir yorumunun olamayacağını, buna dayanarak atama istek formunu yenilemediğini, güncelleştirilen listede atama yapılmayacağı belirtilen yerlere atama yapıldığını, atama yapılacak yerlere ise atama yapılmadığını, Gelibolu garnizonuna, atama yapılacak garnizonlar listesinde olmasına rağmen atama yapılmadığını, bunun yanı sıra Balıkesir Susurluk ve Sakarya Arifiye garnizonlarına atama yapılmayacak olarak gözükmesine rağmen atama yapıldığını, güncelleşen listede atama yapılmayacağı görülen KONYA garnizonuna kendisine göre sicil sıralamasında daha geride olan bir subayın atanıp, kendisinin isteği olduğu halde buraya atanmadığını, boşalması muhtemel garnizonlar listesine göre atama istek formlarını güncelleyen personelin yanıltıldığını, yerine atanan kimsenin sınıfında tecrübesi olmayıp bu konuda intibak kursu da görmemiş olduğunu, kendisinin Ord. Sınıfında görev yaptığı sürece sürekli kıt’alarda görev yaptığını bir kısım personelin ise sürekli Ana Depo, Fabrika, Karargah, Mühimmat Depoları ve Okullarda görev yaptığını, dolayısıyla atamalarda eşitlik, sıra, denge ve adalet faktörlerinin kendisine uygulanmadığını, atandığı garnizonun küçük bir garnizon olup, eğitim imkanlarının kısıtlı olduğunu, zaten bu nedenle aynı garnizona atanan kimi personelin istifa ederek ayrıldığını, atandığı kadronun sefer kadrosu olduğunu, sonuç olarak hakkındaki atama işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek iptaline, öncelikle de yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davacının işlemin yürütülmesinin durdurulmasına dair talebi Dairemizin 28.06.2005 tarihli ve 2005/1450 Gensek. ve 2005/665/Esas sayılı kararıyla reddedilmiştir.

    Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; davacının 1981-1983 yılları arasında Edirne (1/B) garnizonunda, 1983-1986 yılları arasında Erzurum/Kandilli (2/C) garnizonunda, 1986-1987 yılları arasında Erzincan (2/B) garnizonunda, 1987-1991 yılları arasında İstanbul/Samandıra (1/B) garnizonunda, 1991-1997 yılları arasında Ankara/Etimesgut (1/A) garnizonunda, 1997-1999 tarihleri arasında Ardahan/Göle (2/D) garnizonunda, 1999-2005 yılları arasında da Amasya (1/B) garnizonunda görev yaptığı, buradan da K.K.K.lığının 13.05.2005 tarihli genel atamalarıyla K.K.K. Tatb. Mrk. Loj. Des. K.lığı Bkm. Bl. Kh. (Bl. K.)’na (Ankara/ Şereflikoçhisar (1C) ) garnizonuna atandığı davacının da iş bu atama işleminin iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır.

    Bilindiği üzere, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 118nci maddesi, “Subayların ve astsubayların atanma ve yer değiştirmeleri, hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak; memleketin ekonomik, sosyal, iklim ve ulaştırma durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önüne alınarak tespit edilecek bölgelere ve garnizonlara aşağıdaki esaslar da dikkate alınarak sıra ile yapılır;

    a) Meslek programları, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı,

    b) Sağlık durumu,

    c) İdari, asayiş ve zaruri sebepler,

    d) İstekli bulunduğu yerler.” hükmünü içermekte, aynı kanunun 119ncu maddesi uyarınca çıkarılan “Türk Silahlı

    Kuvvetlerine Mensup Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin” 1nci maddesi; “Subay ve astsubayların meslek hayatları boyunca değişik bölge ve garnizonlara atanmalarında Silahlı Kuvvetler hizmet ihtiyacı esas alınmak suretiyle vazife görecek şekilde atanma ve yer değiştirme işlemine tabi tutulurlar.” hükmüne, 3ncü maddesi, “Subay ve astsubayların atanma ve yer değiştirmeleri hizmetin aksatılmadan yürütülmesine bağlı olarak, memleketin ekonomik, sosyal, iklim, ulaştırma, kültür ve sağlık durumlarıyla bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önüne alınarak tespit edilen bölge ve garnizonlara, aşağıdaki esaslar dahilinde sıra ile yapılır:

    a) Meslek programları, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı,

    b) Kıt’a hizmeti zorunluluğu,

    c) Terfi durumu,

    d) Sınıf ve ihtisasları,

    e) Kendisinin, eşinin ve çocuklarının hayati önemi haiz sağlık durumları,

    f) İdari, asayiş ve zaruri sebepler,

    g) Atanma istek kartlarında belirttikleri yerler.” hükmüne yer vermektedir.

    Yukarıda serdedilen mevzuat hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, personelin isteği de atamada bir kriterdir, ancak tek kriter değildir. Atama işlemi tesis edilirken idare bir çok kriteri, dolayısıyla da bir çok değişkeni nazara almak durumundadır. Bu bağlamda idare, atama işlemini tesis ederken “hizmetin aksatılmadan yürütülmesi” normu çerçevesinde diğer kriterleri de gözeterek, personelin isteğini gerçekleştirmeye çalışacaktır.

    Belirtilen düzenlemeler ışığında davacının durumu incelendiğinde;

    1. Davacı, öncelikle görev yaptığı Amasya garnizonunda bir yıl daha kalmak istediğini atanma istek formunda belirtmiş ve bu bağlamda temdit dilekçesi vermiş ise de; davalı idarenin, kuruluşu benzer olan P. Tugaylarında personel destekleme planı gereği 3 subay bulunur iken, davacının görev yaptığı Tugayda, emirde bulunan Ord. Yzb. ……….. ile birlikte 4 subayın mevcut olması nedeniyle davacının temdit talebini kabul etmeyerek boşalan kadroyu garnizon içi atamayla doldurmasında takdir yetkisini hukuka aykırı olarak kullandığı söylenemez. Bu durumda, garnizon hizmet süresini dolduran davacının garnizon dışı atama işlemine tabi tutulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.

    2. Atanması ihtimaline binaen atanma istek formunda sırasıyla; Konya/Akşehir (1/C), Konya (1/B) ve Sakarya/Arifiye (1/B) garnizonlarına yer veren davacının birinci ve üçüncü tercihlerine, haiz olduğu rütbe olan yüzbaşı rütbesiyle dışarıdan atama yapılmadığı gözetildiğinde, davacının bu tercihlerinin neden karşılanamadığı açıkça anlaşılmaktadır. Davacının ikinci sırada tercih ettiği Konya garnizonuna dışarıdan atama yapılmış olmakla birlikte, davalı idarenin savunmasında belirttiği üzere; buraya atanan personelin eşinin ordu hemşiresi olması, Konya garnizonunda ordu hemşiresine ihtiyaç bulunması, bu garnizonun diğer sınıflara mensup subayların eşlerinin de atanması halinde yığılma yaşanacak bir garnizon olmaması, keza bu personelin davacıya nazaran henüz 1/A garnizonunda görev yapmamış olması nedenleriyle davalı idarenin Konya’ya davacıyı değil de bu kişiyi atamakla takdir yetkisini objektif kriterlere göre kullandığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla davacının atama istek formunda belirttiği yerlere atanmamasında hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.

    3. Atanma istek formunda belirttiği üç garnizona makul nedenlerle atanamadığı saptanan davacının neden derecesi daha yüksek bir garnizona değil de 1/C garnizonuna atandığı hususuyla ilgili olarak; davacının daha önce 1nci bölgede A garnizonunda 6 yıl ve B garnizonunda 12 yıl çalıştığı görülmektedir. Bu bağlamda davacının bu kez 1nci bölgenin C garnizonuna atanmasının atamalarda gözetilecek kriterlerden biri olan sıra esasına uygun olduğu görülmektedir. Öte yandan davacının atandığı kadronun rütbesinin yüzbaşı olduğu, aynı birlikteki binbaşı kadrosuna da 2004 yılında atama yapıldığı gözetildiğinde, davacının atandığı kadroya atanacak personelin, ileride kadro/rütbe uyumsuzluğu yaşanmaması için, garnizon hizmet süresi dolmadan yada en azından binbaşı kadrosuna önceden atanmış olan kişinin garnizon hizmet süresi dolmadan binbaşılığa terfi etmemesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu nedenle anılan koşulu yüzbaşıların bir kısmı taşımaktadır. Bunların safahatı incelendiğinde davalı idarenin takdir yetkisini objektif kriterleri nazara alarak kullandığı görülmektedir.

    4. Davacı, 01.03.2005 tarihli güncellenmiş boşalması muhtemel garnizonlar listesinden Amasya garnizonunun çıkarılmış olması nedeniyle yanıltıldığını, bunu temdit talebinin kabul edildiği şeklinde algıladığını, esasen bunu başka türlü yorumlamanın mümkün olmadığını, bu listede boşalacak gözüken garnizona atama yapılmadığını, boş gözükmeyen garnizona ise atama yapıldığını, temdit talebinin kabul edilmediğinin kendisine bildirilip atama istek formunu güncelleştirmesinin istenmesi gerektiğini öne sürmektedir.

    Amasya’nın, boşalması muhtemel garnizonlar listesinden çıkarılması hususunun davacıyı temdit talebinin kabul edildiği düşüncesine sevk etmesi olağan görülmek gerekir ise de; bu husus davalı idareyi, temdit talebinin kabul edilmediğini davacıya bildirilmekle ve davacıdan atanma istek formunu güncellemesini istemekle yükümlememektedir. Zira, bu yönde somut bir norm bulunmadığı gibi bu tarihten atama işleminin tesisine kadar geçecek sürede çeşitli (birlik intikali, lağv, tensik, kur’a vb.) nedenlerle değişiklik olduğunda bu kez personel yeniden yanıltılmış olacaktır.

    Diğer yönden söz konusu liste kesinlikle boşalacak olan garnizonları gösterme-mektedir. Nitekim çeşitli nedenlerle kat’i planlamada bazı değişiklikler olabileceği listenin altında not olarak belirtilmektedir. Bu bağlamda liste ne kadar güncellenirse güncellensin hiçbir zaman kati liste mesabesinde değildir. Kuşkusuz liste gerçek duruma yaklaştığı ölçüde personelin tercihleri gerçekçi olacak ve idarenin bu yönde sunduğu hizmetin kalitesi artacaktır.

    Sonuç olarak Amasya garnizonunun boşalacak garnizonlar listesinden çıkarılmış olması nedeniyle davacının yanılması dava konusu atama işlemini hukuken sakatlayacak bir husus değildir.

    5. Davacı barış kadrosunda yer almayan ve fakat sefer kadrosunda yer alan kadroya atanmış ise de; davacının atandığı birliğin 2004 yılında kurulmuş yeni bir birlik olduğu, davacının atandığı kadro görev yerine bir önceki sene olduğu gibi birlik komutanlığının ihtiyacına binaen personel atandırıldığı, yine K.K.K.lığının 10 Kasım 2003 tarihli emri ile Tatb. Krk. K.lığının personel ihtiyacının yıllara sari olarak düzenleneceğinin emredildiği, bu bağlamda 1-0 olan kadroların birliklerin lağvından elde edilecek tasarrufla 1-1 olarak düzenleneceği, bu bağlamda davacının görev yaptığı kadronun da Eylül atamalarını müteakiben lağvolacak birliklerden elde edilecek tasarrufla 1-1 olarak düzenleneceği davalı idarenin savunmasından anlaşılmaktadır.

    Gerek davacının sefer kadrosu da olsa kadrolu bir görev yerinde istihdam edildiği gerekse davalı idarenin savunmasında ileri sürdüğü hususlar bir arada değerlendirildiğinde davacının sefer kadrosuna atanmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir.

    6. Davacı Ord. Sınıfında görev yaptığı sürece sürekli kıt’alarda görev yaptığını bir kısım personelin ise sürekli Ana Depo, Fabrika, Karargah, Mühimmat Depoları ve Okullarda görev yaptığını öne sürmektedir. Safahatı incelendiğinde davacının, 1993 yılında ordudonatım sınıfına geçmesini müteakip mesleki gelişim devreleri de dikkate alınarak sırasıyla İşletme ks. Amiri, Mal Saymanı ve Bl. K. olarak görev yaptığı görülmektedir. Davacı fabrika, depo ve okullarda görev yapmamış ise de, 1993 yılından itibaren ordudonatım sınıfında istihdam edildiği nazara alındığında bu süre zarfında böyle bir atamaya imkan bulunamamış olması olasılık dahilindedir.

    7. Davacının ileri sürdüğü, boşalttığı kadroya atanan kişinin hizmeti aksattığı, yerine atandığı kişinin sağlık problemlerine bulunduğu garnizonda çözüm bulabileceği vb. nedenlerin ise incelemeye konu atama işlemi ile doğrudan bağlantılı görülmemekle tesis edilen işleme kukuksal yönden bir etkisinin bulunmadığı değerlendirilmiştir.

    Bu saptamalar karşısında davalı idarenin, davacıyı, kendi safahatını, emsallerinin safahatını ve hizmet gereklerini nazara alarak mevzuat hükümlerine uygun olarak atadığı, diğer bir deyişle iptali istenen atama işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna gidilmiştir.

    Davalı idare, davanın red kararı ile sonuçlanması halinde idare lehine vekalet ücreti talebinde bulunmuş ise de; idari davalarda, davalı idarenin Baş Hukuk Müşavirliği ve Davalar Dairesi Başkanlığı kadrosunda istihdam edilen memurları Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesine göre Avukatlık hizmetleri sınıfından olsalar dahi, idareyi, mahkemelerde Avukat sıfatıyla temsil edemeyecekleri, dolayısıyla davalı idare lehine dava sonuçlansa dahi idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı, bunun için açık bir yasal düzenleme gerektiği değerlendirilerek, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kararına varılmıştır.

    Açıklanan nedenlerle,

    Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,

    Dergi No:21
    Karar Dairesi:AYİM 1.D.
    Karar Tarihi:29.11.2005
    Karar No: E.2005/665
    Karar No: K.2005/1168


    geri