ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ (AYİM)

High Military Administrative Court


  • MSB Ana Sayfa
  • AYİM Ana Sayfa
  • Makaleler
  • Makale Arama
  • Kararlar
  • Karar Fihristi
  • Karar Arama
  • İçtihatı Birleştirme Kararları
  • Kararlar

    ESASA İLİŞKİN KARARLAR
    Ayırma
    DİSİPLİNSİZLİK VE AHLAKİ DURUM NEDENİYLE AYIRMA


    KARARLAR
    geri

    DİSİPLİNSİZLİK VE AHLAKİ DURUM NEDENİYLE AYIRMA

    ÖZETİ:

    Davacı hakkındaki ayırma işleminin, Milli Savunma Bakanlığı’nın 31.01.2006 gün ve 2006/14-10 sayılı onay kararnamesi ile tesis edildiği, davacının 09.02.2006 tarihli dilekçe ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nden istifa yoluyla ayrılma talebinde bulunduğu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden resen ayırma işlemine ilişkin kararın davacıya 13 Şubat 2006 tarihinde tebliğ edilerek ilişiğinin 15.02.2006 tarihinde kesildiği anlaşılmakla, davacı hakkındaki ayırma işleminin MSB’nın 31.01.2006 tarihinde onaylanması ile kesin ve yürütülebilir hale geldiği, dolayısıyla davacının astsubaylık statüsünden çıkarılma işleminin statüye girişte olduğu gibi usulde paralellik ilkesine uygun olarak gerçekleştiği ve tesis edildiği, diğer bir anlatımla işlemin tekemmül ettiği, TSK’nden resen ayırma kararının kesinleşme tarihinden sonra ise davacı hakkında istifa yada başka bir nedenle ayırma/ayrılma işlemi tesis edebilmenin mümkün olmadığı ‘’bildirici’’ nitelikteki tebligat, ilişik kesme gibi işlemlerin ise daha sonraki bir tarihte yapılmış olmasının sonucu değiştirmeyeceği değerlendirilerek davacının TSK’nden istifa yoluyla ayrılma talebine davalı idare tarafından bir işlem yapılmamasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

    Davacı vekili 14.03.2006 tarihinde GÖLCÜK Asliye Hukuk Mahkemesi kaydına, 20.03.2006 tarihinde de Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin Deniz İkmal Merkezi Komutanlığında 1988/21168 sicil ile görev yapmakta iken Milli Savunma Bakanlığının 31 Ocak 2006 gün ve 2006/14 (Astsb)-10 sayılı kararı ile Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin 60 ve 61 nci maddeleri gereğince "Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir." sicili üzerine 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 94 ncü maddesi gereğince sicilen re'sen emekliye ayrıldığını, söz konusu kararın müvekkiline 14 Şubat 2006 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin resen emekli edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden disiplinsizlik nedeniyle ilişiğinin kesilmesi için hiçbir neden bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin 09 Şubat 2006 tarihinde emekli olmak üzere istifa dilekçesini sunduğunu, ancak istifa dilekçesinin 31 Ocak 2006 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden zaten re'sen ayırma işlemi yapılması nedeniyle reddedildiğini iddia ederek resen emeklilik ve istifa isteminin reddi işlemlerinin iptaline ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekilinin yürütmenin durdurulması yönündeki talebi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Daireler Kurulunun 28.04.2006 gün ve Gensek No:2006/746, Esas No:2006/117 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

    Dava, özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde: 30.08.1988 tarihinde deniz motor astsubay çavuşluğuna nasbedilmiş olan davacının Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesince 17.09.1993 tarihinde “ast’a etkili eylem” suçundan dolayı hükmolunan mahkumiyetin (7 gün hapis) ağır para cezası (35.000 TL.)’na çevrildiği, disiplin amirleri tarafından:

    Mesaiye geç gelmek suçundan 17.04.1990 tarihinde şiddetli tevbih cezası,

    Mesaiye geç gelmek suçundan 17.04.1990 tarihinde 3 gün izinsizlik cezası,

    Gemiye geç gelmek suçundan 23.12.1991 tarihinde şiddetli tevbih cezası,

    Mesai taburuna geçmemek suçundan 18.01.1993 tarihinde 2 gün izinsizlik cezası,

    Gemiye vaktinde gelmemek suçundan 03.09.1993 tarihinde şiddetli tevbih cezası,

    Komodor denetleme hazırlıklarında gerekli ciddiyeti göstermemek suçundan 29.11.1993 tarihinde 3 gün izinsizlik cezası,

    Seyirde tek gemi eğitimleri esnasında savaş yerinde S/P telefon taktırmamak suçundan 09.12.1993 tarihinde şiddetli tevbih cezası,

    Emredildiği halde mesaiye geç gelmek suçundan 09.12.1993 tarihinde 5 gün izinsizlik cezası, Bizzat kendisine verilen görevi başkaca birine yaptırmak suçundan 09.12.1993 tarihinde 5 gün oda hapsi cezası,

    Astlarını gözetim görevini ihmal etmek suçundan 03.01.1994 tarihinde 3 gün oda hapsi cezası,

    Mesaiye geç gelmek suçundan 16.02.1994 tarihinde 3 gün izinsizlik cezası,

    Üste saygısızlık suçundan 01.07.1994 tarihinde 7 gün oda hapsi cezası,

    Mesai taburuna geçmemek suçundan 25.01.1995 tarihinde tevbih cezası,

    Mesaiye gelmemek suçundan 15.08.1995 tarihinde 10 gün oda hapsi cezası,

    Nöbetçi vardiya ve makine vardiyası nöbetçi astsubayı olduğu halde nöbete gelmemek suçundan 02.01.1996 tarihinde şiddetli tevbih cezası,

    Kursa üç gün geç katılmak suçundan 20.01.1996 tarihinde şiddetli tevbih cezası,

    Çıktığı günlük izinden ertesi gün dönmek (24 saatten az izin tecavüzü) suçundan 21.04.1996 tarihinde 3 gün oda hapsi cezası,

    Çıktığı günlük izinden geç dönmek suçundan 21.04.1996 tarihinde 3 gün oda hapsi cezası,

    Netebatarya ve mesai taburuna geçmemek suçundan 21.04.1996 tarihinde 3 gün izinsizlik cezası,

    Çıktığı günlük izinden geç dönmek suçundan 11.05.1996 tarihinde 7 gün oda hapsi cezası verildiği,

    Davacının 30.08.1999 tarihinde terfi ettiği “kıdemli üstçavuş” rütbesinde de, disiplin amirleri tarafından:

    Mesaiye geç gelmek suçundan 05.07.2000 tarihinde uyarı cezası,

    Mesaiye geç gelmek suçundan 21.08.2000 tarihinde uyarı cezası,

    Mesaiye gelmemek suçundan 16.10.2000 tarihinde 3 gün göz hapsi cezası,

    Görevli olduğu yerde bulunmamak suçundan 16.10.2000 tarihinde uyarı cezası,

    Mesaiye izinsiz gelmemek suçundan 23.02.2001 tarihinde 4 gün oda hapsi cezası,

    Mesai saati içinde uyumak suçundan 28.02.2001 tarihinde 3 gün göz hapsi cezası,

    Nöbet devir-teslimini zamanında yapmamak suçundan 29.04.2001 tarihinde 2 gün göz hapsi cezası,

    Mesaiye izinsiz geç gelmek suçundan 08.07.2001 tarihinde 5 gün göz hapsi cezası,

    Mesaiye geç gelmek ve komutan denetlemesine katılmamak suçundan 4 gün göz hapsi cezası,

    Mesaiye geç gelmek suçundan 28.02.2002 tarihinde 5 gün göz hapsi cezası,

    Garnizonu izinsiz terk etmek suçundan 19.04.2003 tarihinde uyarı cezası,

    Nöbetçi astsubaylığı görevini geç devir-teslim almak suçundan 25.06.2003 tarihinde 5 gün oda hapsi cezası verildiği,

    Davacının bulunduğu en son rütbe olan 30.08.2003 tarihinde terfi ettiği “başçavuş” rütbesinde ise disiplin amirleri tarafından:

    Mesaiye geç gelmek suçundan 04.11.2003 tarihinde 2 gün oda hapsi cezası,

    Mesaiye geç gelmek suçundan 11.08.2005 tarihinde 2 gün göz hapsi cezası,

    Mesaiye geç gelmek suçundan 09.09.2005 tarihinde 5 gün göz hapsi cezası,

    SABKOR eğitiminde zamanında tabura geçmemek suçundan 5 gün göz hapsi cezası,

    Mesaiye geç gelmek suçundan 21.10.2005 tarihinde 3 gün göz hapsi cezası ile tecziye edildiği,

    Disiplinsizlik nedeniyle, Deniz Kuvvetleri Komutanı tarafından 06.12.2000 tarihinde yazılı olarak uyarıldığı,

    Meslek hayatı süresince davacının edindiği sicil notlarının yeterli ve orta seviyelerde seyrettiği, üç kez menfi sicil alarak kademe ilerlemesi yapamadığı, sicil safahatında farklı sicil üstlerince bildirilmiş pek çok menfi kanaatlerin mevcut olduğu, davacı hakkında en son olarak sıralı sicil üstlerince Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ncı maddesi uyarınca 21.10.2005 tarihinde “Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir” sicili düzenlendiği, bu sicilin Deniz Kuvvetleri Komutanlığında oluşturulan komisyon tarafından incelenerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi yapılmasına karar verildiği, bu kararın 09.12.2005 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanı tarafından onaylandığı, onaylanan kararın Genelkurmay Başkanlığına sunulduğu, Genelkurmay Başkanı tarafından da 02.01.2006 tarihli onayla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kararına göre işlem yapılmasının uygun görüldüğü, Milli Savunma Bakanlığının 31.01.2006 gün ve 2006/14 (ASTSB.)-10 sayılı onay kararnamesine istinaden 15.02.2006 tarihinde ilişiğinin kesildiği, bu arada davacının ilişiğinin kesildiği 15.02.2006 tarihinden önce ve ancak 31.01.2006 tarihli Türk Silahlı Kuvvetleriden re’sen ayırma onay kararnamesinden sonra olmak üzere 09.02.2006 tarihli dilekçesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden istifa yolu ile ayrılmak isteminde bulunduğu, bu istemin Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 23.02.2006 gün ve PER: 4006-354-06/Per.D.Emk.İşl.Ş. 38837 sayılı cevabi yazısı ile reddedildiği, müteakiben davacının vekili aracılığıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden re’sen ayırma işlemi ile istifa isteminin reddedilmesi işleminin iptali istemleriyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bu davayı açmış olduğu görülmektedir.

    İnceleme sonucunda davacı hakkında, 926 sayılı Personel Kanunu 94 ncü madde (b) fıkrası ve Astsubay Sicil Yönetmeliği 60 ncı madde (a) fıkrası uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işlemi tesis edildiği, davacının “istifa yoluyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmak” amacıyla istifa dilekçesi verdiği ancak istifa talebinin reddedildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin müvekkili hakkındaki Türk Silahlı Kuvvetlerinden re’sen ayırma işleminin iptali istemi ile davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinden istifa yoluyla ayrılma talebinin reddedilmesi işleminin iptali isteminin ayrı ayrı irdelenmesi yoluna gidilmiştir. A. Türk Silahlı Kuvvetlerinden re’sen ayırma işleminin iptali istemi:

    Öncelikle dava konusu olay ile ilgili mevzuat incelendiğinde: 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 94/b maddesi ile Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ncı ve 61 nci maddelerinin bu konuyu düzenlediği görülmektedir.

    10.08.1967 gün ve 12670 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 926 sayılı Personel Kanunu’nun “Çeşitli Nedenlerle Silahlı Kuvvetlerden Ayrılacak Astsubaylar Hakkında Yapılacak İşlem” başlıklı 94 ncü maddesi (Değişik: 28/6/2001-4699/12 mad.): “Kadrosuzluk, yetersizlik, disiplinsizlik, ahlaki durum veya (c) bendinde belirtilen suçlardan hükümlülük nedeni ile aşağıda belirtilen esas ve şartlar dahilinde astsubaylar hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi yapılır.

    a) Yetersizlik sebebi ile ayırma:

    …………………………………..

    b) Disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma:

    Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmiyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında TC Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.

    c) ………………………………….

    (Değişik: 29/7/1983-2870/7 mad.)………………………bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edileceği, nerelere gönderileceği, inceleme ve sonuçlandırma ile gerekli diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı Astsubay Sicil Yönetmeliğinde gösterilir.” hükmünü amirdir.

    28.12.1998 gün ve 23567 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Astsubay Sicil Yönetmeliğinin “Disiplinsizlik ve Ahlaki Durumları Nedeniyle Ayırma Usulleri” başlıklı 60 ncı maddesi: “Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları, son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen astsubaylar hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:

    a) Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması,

    …………

    …………” hükmünü taşımaktadır.

    Söz konusu yönetmeliğin “Disiplinsizlik ve Ahlaki Durum Nedeniyle Ayırma Sicil Belgesi Düzenlenmesi ve Uygulanacak Usuller” başlıklı 61 nci maddesi: “Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma iki şekilde yapılır.

    a) Ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması: (Değişik paragraf: 07/03/2006 - 26101/19 mad.) Disiplinsizlik ve ahlâkî durum nedeniyle ayırma sicil belgesinin düzenlenmesinde, süre söz konusu olmayıp, her zaman düzenlenebilir. Temel nitelikler hariç olmak üzere, diğer niteliklere işaret konulmaz. Sicil üstleri, sicil belgelerinin temel nitelikler ve son bölümdeki kendilerine ait olan kanaat hanelerine bu Yönetmeliğin 60 ncı maddesindeki disiplinsizlik ve ahlâkî durumlardan hangisine göre kesin kanaate vardıklarını belirttikten sonra ‘Silâhlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir’ kanaatini yazarak imzalar ve gerekli belgeleri ekleyerek, bekletmeden sıralı sicil üstlerinin tümünün kanaatlerinin yazılmasını sağladıktan sonra, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Başkanlığına gönderirler… (Değişik: 07/03/2006 - 26101/19 mad.) Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Başkanlıklarına gelen bu siciller, ilgili şubelerce karargahta bulunan dosya ve diğer belgelerle karşılaştırılarak incelenir ve bunlar Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı karargâhında; Kurmay Başkanının başkanlığında personel, istihbarat ve harekât başkanları, personel ve tayin dairesi başkanları ve gerekli gördükleri şube müdürleri ile kıdem, personel yönetim şube müdürleri ve adlî müşavir veya hukuk işleri müdürlerinden oluşan komisyona sevk edilir. Bu komisyon tarafından, düzenlenen sicilin kanun ve yönetmeliklere uygunluğu, ekli belgelerin yeterliliği ve geçerliliği yönünden incelendikten sonra bir değerlendirme yapılır. Gerekirse, sicil üstlerinin şifahî veya yazılı görüşleri alınır; bilgi veya belge isteğinde bulunulabilir. Komisyon, yapmış olduğu inceleme ve değerlendirme sonucunda almış olduğu kararı, bir tutanak ile Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının onayına sunar ve alınacak onaya göre işlem yapılır… Emekliliği, Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı tarafından onaylanan personelin dosyaları, Genelkurmay Başkanlığına gönderilir… Genelkurmay Başkanının, durumlarını Yüksek Askerî Şûrada görüşülmesine gerek görmediği astsubayların dosyaları, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına iade edilir. Bu gibi astsubaylar hakkında, Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının daha önce verdiği karara göre işlem yapılır.” hükmünü içermektedir.

    Kamu hizmetinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi amacıyla idarenin yürütmeye yönelik tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle idarenin kamu hizmetini yürütecek personelinin statüye alınırken birtakım özelliklere sahip olmasını araması kadar, statüye aldıktan sonra ajanlarını verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkanı kalmamış, aksine idarenin mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zarar veren ajanlarını bünye dışına çıkarması da o derecede doğaldır. Bu bağlamda, bahsi geçen düzenlemelerle (926 sayılı Kanun mad. 94/b ve Astsubay Sicil Yönetmeliği mad. 60/a, mad. 61/a) idareye, takdir yetkisini kullanma alanı tanındığı, personelin somut disiplin durumuna göre objektif sınırlar içinde kalmak şartıyla takdir yetkisini kullanarak ayırma işlemi tesis edebilme imkanı yaratıldığı açıktır.

    Söz konusu kuralların uygulanış biçiminde ve idarenin bu konudaki hareket tarzında kamu yararının öncelikli olarak dikkate alınıp alınmadığı, kamu yararı ile kişi yararının dengelenip dengelenmediği ile davacının kamu gücünü kullanmasında sakıncalı bir durumunun olup olmadığının saptanması önem arz etmektedir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin konu ile ilgili çeşitli, istikrar kazanmış ilamlarında da belirtildiği gibi disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin uygulanabilmesi için ilgili personelin disiplin durumunun Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmasını engelleyici nicelik ve nitelik kazanması, mevcut disiplin durumuyla personelin kamu hizmetini devam ettiremeyecek hale gelmiş olması gerekmektedir.

    Dava konusu ayırma işlemi somut olarak ele alındığında; davacı hakkında tesis edilen Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma işleminin, sıralı sicil üstlerince başlatıldığı ve bahse konu işlemin davacının mesleki safahatı boyunca almış olduğu disiplin cezalarına ve sicil üstlerince düzenlenen olumsuz kanaatlere bağlı olarak “disiplinsizlik” nedeniyle tesis edildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda davacının bütün mesleki safahatı boyunca aldığı disiplin cezaları belirtilmiş ise de Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ncı maddesi uyarınca davacının ayırma işlemine tabi tutulduğu rütbe ve bir önceki rütbesindeki disiplin cezalarının esas alınacağı, işleme dayanak alınan disiplin cezalarının var olup olmadığı, yetkili disiplin amirlerince savunma alınarak ceza verme yetkisi içinde verilip verilmedikleri, disiplin ceza kararlarında kanun ve düzenleyici tasarrufların hükümlerine mutlak aykırılık oluşturan bir hukuki sakatlığın bulunup bulunmadığı, eylem-ceza arasındaki ölçülülük dengesinin disiplin amirinin yetkisi dahilinde korunup korunmadığı ve disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin tesisine neden oluşturan disiplinsizlik durumunun Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmayı engelleyici düzeyde vehamet derecesine ulaşıp ulaşmadığının incelenmesi gerekmektedir.

    Davacının, kıdemli üstçavuş rütbesinde 13 kez disiplin amirleri tarafından disiplin cezası ile cezalandırıldığı, kıdemli üstçavuş rütbesinde iken Deniz Kuvvetleri Komutanı tarafından 06.12.2000 tarihinde disiplinsizlik kapsamında yazılı olarak uyarıldığı, ayırma işlemine tabi tutulduğu başçavuş rütbesinde de disiplin amirleri tarafından 5 kez disiplin cezası ile tecziye edildiği, bahse konu disiplin ceza kararlarının yetkili amirler tarafından savunması alınarak, maddi olarak varolan eylemlerin karşılığında disiplin amirlerine tanınan yetki sınırları içerisinde ve eylem-ceza ölçülülüğüne uyularak verildiği görülmektedir.

    Yukarıda belirtilen ölçütler doğrultusunda, davacının verilen tüm ikaz veya cezalara rağmen disiplin bozucu tutum ve davranışlarını düzeltemediği, hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini düzenleyemediği, özellikle de Türk Silahlı Kuvvetleri Personelinin mesai mefhumu ve nöbet konusunda çok titiz olması gerektiği yolundaki eğitimine karşın davacının çok kez mesaiye geç geldiği ya da gelmemeyi alışkanlık haline getirdiği, tevdi edilen nöbetine gelmediği/geç geldiği ya da nöbet görevini belirlenen kurallar çerçevesinde icra etmediği, disiplinsizlik olarak nitelendirilen bu tür davranışları sonucunda yazılı olarak cezalandırıldığı yada ikaz edildiği, kamu hizmetlerini yerine getirebilme özelliklerinden uzaklaştığı ve kamu hizmetine yabancılaştığı, bu değerlendirmeler neticesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmasında kamu yararı olmadığı kanaatine varıldığından davacı hakkında takdir edilen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

    Diğer yandan davacı vekili, müvekkilinin sağlık işlemlerinin sonuçlanması beklenilmeden ayırma işleminin tesis edildiğini belirtmişse de Gölcük Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunca verilen 19 Aralık 2005 gün ve 1760 numaralı “Paranoid Kişilikte Anksiyete Bozukluğu” teşhisi ile “A/15 F-1, A/16 F-2 Sınıfı Görevine Devam Eder.” raporunun mevcut bulunması karşısında bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.

    B. Türk Silahlı Kuvvetlerinden istifa yoluyla ayrılma talebinin reddedilmesi işleminin iptali istemi: Bir statüler hukuku olan idare hukukunda, statüye giriş ve çıkışın kanuni düzenlemelerle yapılmasının gerekliliği açıktır. Bunun yanında ilgilinin statüye alınması ile o statüden çıkarılmasının aynı usul ile yapılması zorunluluğu mevcuttur. Öğretide “usulde paralellik” kavramı ile ifade edilen bu ilke bir işlemin yapılması için kullanılan usulün kanunda aksi öngörülmediği sürece o işlemin değiştirilmesi veya ilga edilmesi içinde kullanılacağını belirtmektedir. Usulde paralellik ilkesi işlemin karşıtı olan işlem için de geçerlidir.

    Somut olayda da davacının astsubaylık statüsünden çıkarılması işleminde, şahsın bu statüye alındığı yani astsubay nasbedildiği usule paralel şekilde uygulama yapılması gerektiği açıktır.

    926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun “Astsubaylığa nasıp” başlıklı 82 nci maddesi (Değişik:28.5.2003-4861/4 mad.): “Astsubaylığa nasıp ve rütbe terfileri, ilgili Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının teklifi ve Genelkurmay Başkanının lüzum göstermesi üzerine Millî Savunma Bakanı veya İçişleri Bakanının onayı ile yapılır.” hükmünü taşımaktadır. Dolayısıyla davacının astsubaylık statüsünden çıkarılması da usulde paralellik ilkesi gereği Millî Savunma Bakanının onayı ile gerçekleşecektir. Nitekim 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun, 5434 sayılı Kanun ve ona ek kanunlara göre Sandıkla ilgilendirilenlerin emeklilik işlemleri şeklinde düzenlenen Ek 26 ncı maddesinin (a) bendinde, söz konusu işlemlerin “Re’sen emekliye sevk hallerinde iştirakçinin göreve tayinindeki usule göre tayine yetkili makamın onayı ile tekemmül” edeceği belirtilmiştir.

    Belirtilen ölçütler doğrultusunda, davacı hakkındaki ayırma işleminin, Milli Savunma Bakanlığılığının 31.01.2006 gün ve 2006/14 (ASTSB.)-10 sayılı onay kararnamesi ile tesis edildiği, davacının 09.02.2006 tarihli dilekçe ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden istifa yoluyla ayrılma talebinde bulunduğu, Türk Silahlı Kuvvetleriden re’sen ayırma işlemine ilişkin kararın davacıya 13 Şubat 2006 tarihinde tebliğ edilerek ilişiğinin 15.02.2006 tarihinde kesildiği anlaşılmakla, davacı hakkındaki ayırma işleminin Milli Savunma Bakanının 31.01.2006 tarihinde onaylaması ile kesin ve yürütülebilir hale geldiği, dolayısıyla davacının astsubaylık statüsünden çıkarılma işleminin statüye girişte olduğu gibi usulde paralellik ilkesine uygun olarak gerçekleştirildiği ve tesis edildiği, diğer bir anlatımla işlemin tekemmül ettiği, Türk Silahlı Kuvvetlerinden re’sen ayırma kararının kesinleşme tarihinden sonra ise davacı hakkında istifa ya da başka bir nedenle ayırma/ayrılma işlemi tesis edilebilmenin mümkün olmadığı, “bildirici” nitelikteki tebligat, ilişik kesme gibi işlemlerin ise daha sonraki bir tarihte yapılmış olmasının sonucu değiştirmeyeceği değerlendirilerek davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinden istifa yoluyla ayrılma talebine davalı idare tarafından bir işlem yapılmamasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

    Davalı idare, davanın red kararı ile sonuçlanması halinde idare lehine vekalet ücreti talebinde bulunmuş ise de idari davalarda, davalı idarenin Baş Hukuk Müşavirliği ve Davalar Dairesi Başkanlığı kadrosunda istihdam edilen memurları Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesine göre avukatlık hizmetleri sınıfından olsalar dahi, idareyi mahkemelerde avukat sıfatıyla temsil edemeyecekleri, dolayısıyla davalı idare lehine dava sonuçlansa dahi idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı, bunun için açık bir yasal düzenleme gerektiği değerlendirilerek, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kararına varılmıştır.

    Açıklanan nedenlerle:

    Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,

    Dergi No:22
    Karar Dairesi:AYİM.DRL.KRL.
    Karar Tarihi:26.01.2007
    Karar No: E.2006/117
    Karar No: K.2007/11


    geri