ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ (AYİM)

High Military Administrative Court


  • MSB Ana Sayfa
  • AYİM Ana Sayfa
  • Makaleler
  • Makale Arama
  • Kararlar
  • Karar Fihristi
  • Karar Arama
  • İçtihatı Birleştirme Kararları
  • Kararlar

    ESASA İLİŞKİN KARARLAR
    Devlet Memurları İle İlgili İşlemler
    DİSİPLİN CEZALARI


    KARARLAR
    geri

    DİSİPLİN CEZALARI

    ÖZETİ:

    TSK’nde görevli devlet memurlarına 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanununun 165 nci maddesinde sayılan sadece amire saygısızlık ve emre itaatsizlik suçlarından dolayı Askeri Ceza Kanununda öngörülen usullere göre verilen disiplin cezaları yargı denetimi dışında olup, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 136/4 maddesine göre uyarma ve kınama hariç diğer cezalara karşı yargı yolu açıktır.

    Davacı vekili, 19.10.2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; 1997 yılından beri 600 Yataklı Hava Hastanesinde hemşire olarak görev yapmakta olan müvekkilinin görevli olduğu ortopedi polikliniğinde, 17.05.2004 günü hasta kaydı yaparken Hv.Plt.Kur.Alb. ...................’in kendisine oğlunun kaçıncı sırada olduğu sorması üzerine müvekkilinin hasta kaydettiğini, hasta sayısının fazla olduğunu ve biraz sonra bakabileceğini söylediğini, Albay ................’in kendisine “sen kimsin de benimle ilgilenmiyorsun? Derhal adını soyadını ver” dediğini ve kapıdan çıkarken de “seni mahkemelerde süründüreceğim” dediğini, konunun Baştabip ve Başhemşireye intikali üzerine, müvekkiline daha dikkatli olmasının söylenip başka bir işlem yapılmadığını, 02.07.2004 tarihinde, TSK Sağlık K.lığının 15.06.2004 tarihli emri ile Albay ...............’in dilekçesinin gönderilmesi üzerine müvekkilinin Baştabip tarafından konuya ilişkin olarak bu tür olaylarda derhal üstlerine bilgi verilerek iletişim kopukluğuna meydan verilmemesi konusunda yazılı olarak ikaz edildiğini, daha sonra müvekkilinin 23.07.2004 tarihli mesaj emri ile 29.07.2004-29.09.2004 tarihleri arasında iki ay süreyle 3 ncü Hv.İkm.Bkm.Mevk.K.lığı Sağlık Amirliğinde geçici görevle görevlendirildiğini, görevlendirme işleminin haksız olduğuna dair dilekçe verdiğini ancak dilekçesine cevap verilmediğini, daha sonra TSK Sağlık K.lığının 04.08.2004 tarihli emriyle 23.08.2004 tarihinde TSK’de Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği gereğince “Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışta bulunmak” fiilini gerçekleştirdiği gerekçesiyle 1/20 maaş kat’ı cezası ile cezalandırıldığını ve akabinde de Genelkurmay Başkanlığının 13.08.2004 tarihli atama emri ile GATA K.lığına atandığını, söz konusu ceza kararının hukuka aykırı olduğunu, zira ceza kararında eyleminin ne olduğunun belirtilmediğini, müvekkilinin şikayetçiye hareket yada saygısızlık içeren herhangi bir kelime söylemediğini, Devlet Memurları Kanununun 127/a maddesi gereğince fiil ve hallerin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin soruşturmasının zaman aşımına uğrayacağının belirtildiğini, aynı Kanunun 128 nci maddesinde ise, disiplin cezasının soruşturmasının tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde ceza verilmesinin gerektiğini, olayın 17.05.2004 tarihinde olduğunu, aynı gün amirlerine intikal ettiğini ve amirlerince sözlü olarak ikaz edildiğini, aradan 45 gün geçtikten sonra şikayetçinin dilekçesi üzerine 02.07.2004 tarihinde soruşturma yapıldığını ve aynı tarihte yazılı olarak ikaz edildiğini, bu tarihten tam 33 gün sonra 02.07.2004 tarihinde TSK Sağlık K.lığınca maaş kat’ı cezası verildiğini, bu duruma göre soruşturmaya bir ay içinde başlanmaması ve 15 gün geçtikten sonra gerek soruşturma gerek ceza zaman aşımı sürelerinin dolduktan sonra işlem yapıldığını, cezalandırma işlemin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle iptaline, söz konusu ceza gereğince aylığından kesilen meblağın yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Dava dosyası, davacının özlük dosyası ile davalı idarenin savunması ekinde gönderilen belgelerin incelenmesinde; Hv.Plt.Kur.Alb. .................’in 18.05.2004 tarihli şikayet dilekçesinde özetle; olay tarihinde Ortopedi Kliniğindeki hemşireye, oğlunun ayağını ortopedi doktoruna göstermek istediğini söylediğini, hemşirenin muayenesinin mümkün olmayacağını ima etmek üzere masanın üzerindeki sağlık fişlerini gösterdiğini, bunun üzerine hemşireye kaç hasta olduğunu sorduğunu hemşirenin “sizin için sayamam” dediğini, bunun üzerine hemşireye “çok naziksiniz” dediğini ve sağlık karnesini alıp çıkarken hemşirenin ardından kendisine yüksek sesle “çok komiksiniz” dediğini, bunun üzerine hemşireye “siz nasıl konuşuyorsunuz” dediğinde “sizin konuştuğunuz gibi” diye cevap verdiğini ve adını sorduğunda “al bakalım ne olacak” dediğini, “görüşürüz” dediğinde, “görüşelim bakalım” dediğini ve ayrılırken arkasından yüksek sesle “çok kaba ve ukalasınız” dediğini, olayı sözlü olarak Başhekim ve başhemşireye bildirdiğini, bir gün sonra Başhekim ve Başhemşire tarafından kendisine olayın değerlendirildiği hemşirenin haklı olması nedeniyle işlem yapılmasına gerek olmadığının bildirildiğini belirterek davacı hakkında yasal işlem yapılmasını istediği, şikayet dilekçesinin Genelkurmay Başkanlığı Personel Daire Başkanlığının 15.06.2004 tarih ve TSK.SAĞ::7200-04/Per.D.Per.Ynt. ve Koor.Ş. (2) (252) sayılı yazısı ile gereğinin yapılması istemiyle 600 Yt.lı Etimesgut Hava Hastanesi Baştabipliğine gönderildiği, 600 Yataklı Etimesgut Hava Hastanesi Baştabipliğinin 01.07.2004 tarih ve İD.A.:7200-20-04/PER.Ş. 1097 sayılı yazısı ile davacıdan şikayet konusu olay hakkında yazılı savunmasını vermesinin istenildiği, davacının hemşirenin 02.07.2004 tarihli yazılı olarak savunmasında özetle; olay günü Albayın kendisine kaçıncı sırada olduğunu sorduğunu, hasta kaydettiğini, hasta sayısının fazla olması nedeniyle biraz sonra bakabileceğini söylediğini, kendisine bir an önce bakmasını söyleyip “başka ne iş yapıyorsun” dediğini, hasta kaydetmeye başladığında kendisi ile ilgilenmediğini düşünerek “sen kimsin de benimle ilgilenmiyorsun, derhal adını soyadını ver” dediğini ve kapıdan çıkarken de mahkemelerde süründüreceğini söylediğini, Albay’a hareket içerikli yada küçük düşürücü herhangi bir söz söylemediğini ifade ettiği, Etimesgut 600 Yataklı Hava Hastanesi Baştabibinin 02.07.2004 gün İD.A.:7200-21-04/PER.Ş.(2098) sayılı yazısı ile davacının yazılı olarak ikaz edildiği ve ikaz yazısının; “…Savunmanızda belirttiğiniz hususlarda sorumlu doktorunuz, başhemşire ve belirttiğiniz şahitlerden Hava Astsubay ...................’nın bilgisine başvurulmuş olup, hasta yoğunluğu, hasta yakınlarının hassasiyeti ve sizin görev yoğunluğunuzdan kaynaklanan bir yanlış anlaşılma ve iletişim kopukluğu olduğu şeklinde değerlendirilmiştir. Sorumluluk anlayışınızın yüksek olduğu değerlendirilmektedir. Ancak, hasta ve hasta yakınlarının hassasiyetlerini ve biz sağlık çalışanlarından beklentilerini göz önüne alarak konuya daha geniş bir hoşgörü ile bakmanız gerektiği değerlendirilmiş olup, benzeri durumlarda doğabilecek aksaklıkların önüne geçmek amacıyla bölüm sorumlusu tabip personele olayı derhal hasta/hasta yakını ile birlikte havale etmeniz gerekmektedir. Konuya gereken hassasiyeti göstermenizi ve herhangi bir aksaklığa meydan vermemenizi rica ederim.” şeklinde olduğu, 600 Yt.lı Eimesgut Hava Hastanesi Baştabipliğinin 02.07.2004 gün ve İD.A:3050-91-04/PER.Ş.51 sayılı yazısı ile TSK Sağlık K.lığına gönderilen iki sayfa Kanaat Raporunda; olay sırasında olay yerinde bulunan Hv.Uçb.Astsb. .................. ile yapılan görüşmede Albay’ın çocuğu ile odaya girdiğini ve sağlık cüzdanını görevli hemşirenin sıraya koyması üzerine aralarında tartışma çıktığını, Albayın hemşireyi azarlayıp tehdit ettiğini, hemşirenin sarf ettiği sözlerin hakaret içermediğini beyan ettiğini, olay sırasında orada bulunan Emekli Albay .....................’ın beyanında olayın hemşire hanım anlattığı şekilde olduğunu beyan ettiğini, yine olay sırasında orada olup muayene sırası bekleyen hasta ...................’nın “Albayım’ın şikayet ediyor olmasına çok şaşırdım” şeklinde beyanda bulunduğunu olayın hasta hassasiyeti ve personelin iş yoğunluğu bağlamında yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını ve kendisinin haklı olduğu kanaatine varıldığının ve benzer konuda asgari düzeyde de olsa aksaklığa meydan verilmemesi için sağlık personelinin eğitime tabi tutulup gerekli tedbirlerin alındığının belirtildiği, TSK Sağlık K.lığının 12.07.2004 tarih ve TSK.SAĞ:3050-69-04/Per.D.Per.Ynt. ve Koor. Ş. (1) 873021 sayılı yazısı ile ifadesine başvurulan Emekli P.Kd.Alb. ...................’ın yazılı ifadesine Albay ile görevli hemşire arasında konuşmalar olduğunu belirterek “Albay arkadaşın tenkid ve muaheze dahi etmediği anılan hemşirenin harekete maruz bırakacak tutum , davranış ve sözlerde bulunmadığı müsahedelerimdir. Anılan kişilerin ne konuştuklarını açık ve net olarak duymadım” şeklinde beyanda bulunduğu, TSK Sağlık K.lığının 12.07.2004 tarih ve TSK.SAĞ::3050-68-04/Per.D.Per.Ynt. ve Koor.Ş. (1) 8331020 sayılı yazısı ile ifadesine başvurulan Hv.Uçb.Alb. .................’nın yazılı ifadesinde “…Kur.Alb. .................. çocuğu ile sabah gelip hemşireye doktoru sordu, sonra doktor olmadığından dolayı hemşireye çocuğunu herkesten önce içeri alması talebinde bulundu, hemşire hanım bunun “çok komik olduğunu ve sırada çok hasta olduğunu söyledi. Daha sonda Albayım benimle böyle konuşamazsın” deyip ve hemşirenin ismini alıp şikayette bulunacağını söyleyip çıkıp gitti. Albayım çıktıktan sonra hemşire hanım “benimle de böyle konuşamaz, saygısızlık yapamazsınız, bana saygınız yoksa hastalara da mı saygınız yok?” deyip yüksek sesle seslendi” şeklinde beyanda bulunduğu, TSK Sağlık Komutanlığının 04.08.2004 tarih ve TSK.SAĞ:3050-80-04/Per.D.Per.Ynt. ve Koor.Ş. (1) sayılı kararı ile davacının Baştabip tarafından ikaz edilmesinin yeterli bulunmadığı belirterek Askeri Ceza Kanununun 170/5 maddesi ve TSK’nde görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğindeki “Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışta bulunmak” fiilini gerçekleştirildiği belirterek 1/20 maaş kat’ı cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu disiplin cezası kararının 23.08.2004 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve davacının vekili vasıtasıyla yasal süre içinde işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın konusu, disiplin amiri tarafından verilen “1/20 aylık kesilmesi” cezası verilme işleminin iptali istemidir. Anayasanın 129 ncu maddesinin 3 ncü fıkrasında; “Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz” denildikten sonra aynı maddenin 4 ncü fıkrasında “Silahlı Kuvvetler Mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.” şeklinde bir düzenleme öngörülmüştür.

    1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21 nci maddesinin son fıkrasında ise; ”...disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır.” hükmüne yer verilmiştir. 657 Sayılı DMK’nun 135 nci maddesinde de; “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itirazın, varsa bir üst disiplin amirine, yoksa disiplin kurullarına yapılabileceği, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet Memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceğini, 136/3 ncü maddesinde ise itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamayacağı” hükmü getirilmiş bulunmaktadır. Bu hususa ilişkin paralel düzenleme Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 29 ve 30 ncu maddelerinde de yer almaktadır.

    Bu hükümler çerçevesinde öncelikle , davacıya disiplin amiri tarafından verilen aylıktan kesme disiplin cezasının yargı denetiminin yapılıp yapılamayacağı açıklığa kavuşturulmalıdır.

    Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve hâller” başlıklı 125 nci maddesinin 6 ncı fıkrası, “özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır” hükmünü; bunun yanında özel kanun mahiyetinde olan 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 115 nci maddesi, “Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerinin ifası bakımından:// (...)// b) Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilâfına hareket edenler askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olurlar. “ hükmünü; TSK İç Hizmet Kanununun 115 nci maddesinin sorumlu tuttuğu “Astın Vazifeleri” başlıklı 14 ncü maddesi, “Ast, amir ve üstüne umumi âdap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeye, âmirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdurlar. // Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mesuliyetler emri verene aittir.// İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur.” hükmünü amirdir.

    Buna göre, Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar, ister ceza hukukuna, ister disiplin hukukuna ilişkin bir yaptırımı gerektirsin, amirlerine karşı her türlü itaatsizlikleri ve saygısızlıkları yönünden özel kanun teşkil eden 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu ile 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanununa tâbidirler.

    1632 sayılı Askeri Ceza Kanununda 22.02.2000 tarih ve 4551 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonrası, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet Memurlarının bu kanun tatbikatında askeri şahıs sayıldığı ve bunların asker kişi sıfatlarının Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunun 115 nci maddesinde belirtilen yükümlülüklerle sınırlı olduğu hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Aynı Kanunla değişik 165 nci madde uyarınca, devlet memurları hakkında disiplin cezası olarak Uyarı, Aylık Kesilmesi, Göz hapsi ve Oda hapsi cezaları verilebilecektir. Ancak, bu maddenin A bendinin son paragrafına göre; “Devlet memurlarına, sadece amire saygısızlık ve emre itaatsizlik suçlarından dolayı disiplin cezası verilebilir. Disiplin bozucu diğer eylemleri hakkında ilgili Kanun hükümleri uygulanır”.

    Görülüyor ki, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli devlet memurları, disiplin suçları bakımından genel olarak 657 sayılı Kanundaki düzenlemelere, istisnaen emre itaatsizlik ve saygısızlık fiilleriyle sınırlı olarak Askeri Ceza Kanunu ile Disiplin Mahkemeleri Kanununa tâbidirler. Ancak, bu yükümlülük Kanunun açık hükmü uyarınca salt emre itaatsizlik veya saygısızlık suçlarına ilişkin olup nitelik ve nicelik itibariyle bunların dışında kalan halleri kapsamamaktadır. Bu cümleden olarak, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki sivil personelin 211 sayılı Kanunun 14 ncü maddesinin son fıkrasındaki “itaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerde men olurlar” hükmünden hareketle, Emre itaatsizlik ve Saygısızlık suçu seviyesine varmayan basit hallerin, disiplin tecavüzü ve kabahati kabul edilerek Askeri Ceza Kanununa göre cezalandırılması gerektiği düşünülebilir ise de, Askeri Ceza Kanununda 2000 yılında getirilen sınırlamalardan sonra burada öngörülen astlık görevinden dolayı cezaî müeyyideyi Askeri Ceza Kanununda değil, “Disiplin bozucu eylemleri hakkında ilgili Kanun hükümleri uygulanır” hükmü karşısında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda ve buna bağlı mevzuatta aramak lazım gelir.

    Başka bir anlatımla, 1602 sayılı Kanununun 21/son maddesindeki hükümden maksat, gerçekten ve her bakımdan askeri disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü verilen cezaların yargı denetimine mani olmaktır. Dolayısıyla metnin lafzından hareketle, bu kısıntıyı idarenin işlemin kılığını değiştirmesine cevaz verecek şekilde devlet memurluğuna ilişkin disiplin bozucu fiillerden ötürü verilen cezalara şamil etmek mümkün değildir. Aksinin kabûlü, idarenin bu suretle denetimden kaçınmasını meşru saymak anlamına gelir.

    Bu açıklamalar karşısında, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli devlet memurları hakkında ikili bir disiplin hukuku rejiminin öngörüldüğü;1602 sayılı AYİM Kanununun 21/son maddesindeki denetim kısıntısının, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 165 nci maddesindesayılan sadece amire saygısızlık ve emre itaatsizlik suçlarından dolayı Askeri Ceza Kanununda öngörülen usullere göre verilen disiplin cezalarını kapsadığı, diğer disiplini bozucu eylemlerden dolayı verilen disiplin cezalarında ise, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 136/4 maddesine göre uyarma ve kınama hariç, diğer cezalara karşı yargı yolunun açık olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. (Ayim 3.Dairesinin 07.07.2005 gün ve E.2005/41, K.2005/919 sayılı kararı da aynı yöndedir.)

    Dava konusu aylıktan kesme disiplin cezasının yargı denetimine açık olduğu belirlendikten sonra, disiplin cezası işleminin hukuka uygun olarak tesis edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

    Davacı vekili disiplin soruşturmasına bir ay içinde başlanmadığını ve yine soruşturmanın tamamlanmasından itibaren 15 gün içinde disiplin cezası verilmediğini, dava konusu disiplin cezasının zaman aşımına uğradığını ileri sürmüştür. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Zamanaşımı” başlıklı 127 nci maddesinde : “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;

    a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,

    b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

    Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” hükmü bulunmaktadır.

    Yine aynı kanunun “Karar süresi” başlıklı 128 nci maddesi ; “ Disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde soruşturma dosyası, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna 15 gün içinde tevdi edilir. Disiplin kurulu, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirir.

    Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından yaptırılan soruşturmaya ait dosya, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna tevdiinden itibaren azami altı ay içinde bu kurulca, karara bağlanır.” hükmünü amirdir.

    Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; disiplin cezasına konu olan olayın 17.05.2004 tarihinde meydana geldiği, Hv. Plt. Kur. Alb. ................. tarafından olayın Başhemşire ve Başhekime sözlü olarak bildirildiği, aynı gün davacının Başhemşire ve Baştabip tarafından sözlü olarak uyarıldığı ve disiplin soruşturmasına gerek görülmediği, bunun üzerine Hv. Plt. Kur. Alb. ................... tarafından 18.05.2004 tarihinde şikayet dilekçesi yazıldığı, dilekçenin 09.06.2004 tarihinde TSK Sağlık Komutanlığına ulaştığı, bu şekilde olayı öğrenen ve davacının üst disiplin amiri konumunda olan TSK Sağlık Komutanı tarafından disiplin soruşturması başlatılarak 15.06.2004 gün ve TSK. Sağ: 7200-33-04/Per.D.Per.Ynt. ve Koor.Ş.(2) (252) sayılı yazı ile, olayın araştırılarak sonucunun TSK Sağlık Komutanlığına bildirilmesinin istenildiği, yazının 600 Yataklı Etimesgut Hava Hastanesi Baştabipliğine ulaşması üzerine, Baştabiplik tarafından üç kişilik soruşturma heyeti oluşturularak kanaat raporu düzenlendiği, soruşturma kapsamında davacının savunmasının alındığı ve olay hakkında bilgi ve görgüsü bulunan bazı tanıkların ifadelerine başvurulduğu, 600 Yataklı Etimesgut Hava Hastanesi Baştabipliğinin 02.07.2004 gün ve İD.A: 7200-2-04/PER.Ş.(1098) Sayılı yazısıyla, olayın; hasta yakınının hassasiyeti ve görev yoğunluğundan kaynaklanan bir yanlış anlaşılma ve iletişim kopukluğu olduğu şeklinde değerlendirilerek, davacının daha dikkatli olması gerektiği yönünde uyarıldığı, Etimesgut 600 Yataklı Hava Hastanesinin 02.07.2004 gün ve İD.A.:7200-20-04/Per.Ş.(51) Sayılı yazısıyla soruşturma evraklarının TSK. Sağlık K.lığına gönderildiği, TSK. Sağlık K.lığınca soruşturma yeterli görülmeyip 12.07.2004 tarihli yazı ile olay hakkında bilgi ve görgüsü bulunan E.P.Kd.Alb................. ve Hv.Uç.Astsb. ..................’nın ifadelerinin istendiği, 29.07.2004 tarihinde tanık beyanlarının TSK Sağlık K.lığına ulaşması üzerine TSK Sağlık K.lığının 04.08.2004 gün ve TSK Sağ:3050-80-04/Per.D.Ynt.ve Koor. Ş.(1) sayılı yazısıyla; 600 Yataklı Etimesgut Hava Hastanesi Baştabipliği tarafından davacının ikaz edilmesi yeterli bulunmayarak, 1/20 maaş katı cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

    Yukarıdaki tespitler karşılığında, olayın 17.05.2004 tarihinde gerçekleştiği, sözlü şikayet üzerine aynı gün disiplin amirleri tarafından öğrenildiği, 15.06.2004 tarihinde disiplin soruşturması yapılması için TSK Sağlık K.lığınca emir verildiği göz önüne alındığında, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 127 nci maddesinde belirtilen bir aylık süre içerisinde disiplin soruşturmasına başlanıldığı, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramadığı anlaşılmaktadır. Yine davacı hakkındaki disiplin soruşturmasının 29.07.2004 tarihinde tamamlandığı ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 128 nci maddesinde belirtilen 15 günlük süre içerisinde 04.08.2004 tarihinde disiplin cezasının verildiği anlaşılmaktadır.

    Dava konusu olayda irdelenmesi gereken bir husus da, aylıktan kesme disiplin cezasının TSK Sağlık Komutanı tarafından verilip verilemeyeceğidir. Ceza kararı incelendiğinde, TSK Sağlık Komutanının, davacının disipline aykırı eylemi nedeniyle cezasız bırakılması nedeniyle ve Askeri Ceza Kanununun 170/5 nci maddesine dayanarak cezalandırma işlemi tesis ettiği görülmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Askeri Ceza Kanununda düzenlenen disiplin cezalarına ilişkin hükümler ancak Askeri Ceza Kanununun 165 nci maddesinde sayılan amire saygısızlık ve emre itaatsizlik suçlarıyla sınırlı olarak uygulanabilir.

    Bu iki suç dışında TSK’nde görevli Devlet memurlarına disiplin cezası verilmesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunundaki usuller uygulanacaktır. Bu durumda TSK Sağlık Komutanının davacıya doğrudan disiplin cezası verme yetkisi bulunup bulunmadığı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre açıklığa kavuşturulmalıdır.

    657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 134 ncü maddesinde; “…disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususlar Bakanlar Kurulunca çıkarılarak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü bulunmaktadır.

    Bakanlar Kurulunun 17.09.1982 tarih ve 8/5336 sayılı kararı ile yürürlüğe konulan ve 24.10.1982 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 2 nci maddesinde bu yönetmeliğin 657 Sayılı kanunun 1 nci maddesi kapsamına giren memurlar hakkında uygulanacağı, 16 ncı maddesinde Disiplin amirlerinin bu maddede belirtilen esaslara uyulmak ve Devlet Personel Başkanlığının görüşüne dayanılmak suretiyle kurumların kuruluş ve görev özelliklerine göre hazırlanarak yürürlüğe koyacakları özel yönetmelik ile tespit edileceği, 18 nci maddesinde disiplin amirlerinin disiplin cezası vermeye yetkili oldukları belirtilmiştir. Bakanlar Kurulunun 11.03.1983 tarih 83/6153 sayılı kararı ile 04.04.1983 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 9 ncu maddesinde disiplin amirlerinin sicil amirleri durumunda bulunanların üst disiplin amiri oldukları, 10 ncu maddesinde disiplin amirlerinin hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile Kanunların, Tüzüklerin ve Yönetmeliklerin emrettiği görevleri yurt içinde ve yurt dışında yerine getirmeyenlere, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliği ve ağırlık derecesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası vermeye yetkili oldukları düzenlenmiştir. 24.10.1982 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği ile disiplin amirlerinin tesbiti ilgili kuruluşlarca çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri hakkındaki Yönetmelik ile ceza verme yetkisi disiplin amirlerine tanınmış, bu Yönetmeliğin 9 ncu maddesi ile disiplin amirlerinin sicil amiri durumunda bulunanlar da üst disiplin amiri olarak tesbit edilmiştir. Devlet Memurlarında etkin denetimin sağlanması kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından yönetmelik ile disiplin amiri olarak belirlenenlere doğrudan ceza verme yetkisi verilmiştir.

    Somut olayda davacıya disiplin cezasının tesis edildiği 04.08.2004 tarihi itibarı ile davacının disiplin amirleri sırası ile başhemşire, baştabib yardımcısı (II. Tabib) ve baştabibtir. Baştabibin sicil amiri durumunda bulunan Sağlık Komutanı da üst disiplin amiri durumundadır. Bu nedenle Sağlık Komutanının doğrudan davacıya ceza vermesinde yetki yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Danıştay 8 nci Dairesinin 10.11.1998 tarih E:1998/4598 K:1998/3633 sayılı kararında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube müdürü olan ve ilk disiplin amiri İlçe Milli Eğitim Müdürü, üst disiplin amiri de kaymakam olan davacıya Bakanlık Müsteşar Yardımcısı tarafından ceza verilmesinde yetki yönünden hukuka aykırılık olmadığı kabul edilmiştir.

    657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinde Devlet Memurlarına verilecek disiplin cezaları ve her disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller ayrı ayrı sayılmak sureti ile düzenlenmiştir. Anılan Kanunun 125 nci maddesinin (B) fıkrasında kınama cezası; “Memura görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.” şeklinde tarif edilip, kınama cezasını gerektiren fiil ve haller, bendler halinde ayrı ayrı sayılıp, (h) bendinde “İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak” fiilinin kınama cezasını gerektirdiği belirtilmiş, maddenin (C) fıkrasında, aylıktan kesme cezası “memurun bürüt aylığının 1/30-1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.” şeklinde tarif edilip aylıktan kesme cezasınıgerektiren fiil ve haller bendler halinde ayrı ayrı belirtilerek (i) bendinde “Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışta bulunmak” fiil ve hallerinin de aylıktan kesme cezasını gerektirdiği hüküm altına alınmıştır.

    Yukarıda yapılan tespitler doğrultusunda dava konusu disiplin cezası “konu” unsuru yönünden değerlendirildiğinde; Kurulumuzun çoğunluğu tarafından davacının 600 Yataklı Hava Hastanesi ortopedi polikliniğinde hemşire olarak görev yapmakta olduğu 17.05.2004 günü hasta kaydı yaparken Hv.Plt.Kur.Alb. ..................’in kendisine oğlunun kaçıncı sırada olduğu sorması üzerine aralarında çıkan tartışma sonucu Hv.Plt.Kur.Alb. ....................’in şikayeti nedeniyle TSK’nde görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğindeki “Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışta bulunmak” fiilini işlediği belirtilerek 1/20 maaş kat’ı cezası ile cezalandırılmış ise de; olayın meydana geldiği sırada orada bulunan tanıkların anlatımından davacının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin (C) fıkrasının (i) bendinde yer alan “Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışta bulunmak“ fiili kapsamına girebilecek bir davranışının bulunmadığı, davacının , hasta yakını Hv.Plt.Kur.Alb. ..................’e karşı sıra bekleyen hastaların önünde ve kaba tavırlarla sarfettiği, “ çok komiksiniz… saygısızlık yapamazsınız…görüşelim bakalım” gibi sözlerinin, aynı maddenin (B) fıkrasının (h) bendinde yer alan “İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak” fiilini oluşturduğu ve bu eyleminin “kınama” cezasını gerektiren fiillerden olması nedeniyle, davacının söz konusu eylemi nedeniyle 1/20 maaş kat’ı cezası ile cezalandırılmasına dair işlemin “konu” unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmış, üyeler P.Kur.Alb. Hüseyin AKKOÇ ve J.Kur.Yb. Uğur ÖZCAN bu görüşe katılmamıştır.

    Yukarıda açıklanan nedenlerle;

    Dava konusu 1/20 aylıktan kesme cezası, konu unsuru yönünden hukuka aykırı bulunduğundan İPTALİNE,

    KARŞI OY GEREKÇESİ

    Davacının eyleminin, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinin (C) fıkrasının (i) bendinde yer alan “Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışta bulunmak“ fiili kapsamında olduğunu değerlendirdiğimizden, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılamadık. 13.04.2006

    ÜYE ÜYE

    Hüseyin AKKOÇ Uğur ÖZCAN

    P.Kur.Alb. J.Kur.Yb.

    Dergi No:22
    Karar Dairesi:AYİM.3.D.
    Karar Tarihi:13.04.2006
    Karar No: E.2004/1483
    Karar No: K.2006/660


    geri