ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ (AYİM)

High Military Administrative Court


  • MSB Ana Sayfa
  • AYİM Ana Sayfa
  • Makaleler
  • Makale Arama
  • Kararlar
  • Karar Fihristi
  • Karar Arama
  • İçtihatı Birleştirme Kararları
  • Kararlar

    ESASA İLİŞKİN KARARLAR
    Devlet Memurları İle İlgili İşlemler
    DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARILMA


    KARARLAR
    geri

    DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARILMA

    ÖZETİ:

    657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E maddesi ve TSK’da Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği’nin 13/5 maddesinde yer alan ve devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren disiplin suçları arasında sayılan “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” disiplin suçunu oluşturduğu kabulüyle davacının devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilen MSB. Yüksek Disiplin Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca davacıya belirtilen suçları nedeni ile açığı kalktıktan ve tutukluluğu sona erdikten sonra ilişiğinin MSB. Yüksek Disiplin Kurulunun kararı ile ilişiğinin kesildiği tarihe kadar tüm maaş ve sair özlük haklarının ödendiği, Emekli Sandığı keseneklerinin de yapıldığı anlaşıldığından bu konudaki talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

    Davacı vekili 22.01.2007 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Gölbaşı askerlik Şubesi Başkanlığı emrinde görev yapmakta iken Milli Savunma Bakanlığının 06.12.2006 gün ve MİY:7200-600-06/ASAL D.Per.Ş.Svl.Me.Ks. (6139) emri ve Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verildiğini, davacının devlet memurluğundan çıkartılmasına sebep olan suçtan yargılanması sonucunda ertelemeli mahkumiyetine karar verilmiş ise de, hakkındaki mahkumiyet kararı kesinleşmeden işlem tesis edildiğini ayrıca, davacı hakkındaki en son isnat edilen suçun disiplin amiri tarafından 30.05.2005 tarihinde öğrenildiğini, suçun öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde soruşturmaya başlanılması ve Yüksek Disiplin Kurulunun da altı ay içerisinde karar vermesi gerekirken ,bu süre geçtikten sonra Yüksek Disiplin Kurulunun Ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığını, dolayısıyla işlemin yoklukla malül olduğunu,söz konusu kararın hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, yürütmenin durdurulmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    AYİM İkinci Dairesinin 31.01.2007 gün ve Gensek No:2007/174, Esas No:2007/109 sayılı kararı ile, idari işlemin uygulanması ile telafisi güç veya imkansız kararların doğması ve idari işlemin açık biçimde hukuka aykırı görülmesi şartlarının birlikte gerçeklemediği kanaatine varıldığından, davacı vekillerinin yasal unsurları taşımayan yürütmenin durdurulmasına ilişkin isteminin Anayasanın 125 ve 1602 sayılı AYİM Kanununun 62 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

    Dava dosyası, ile davacının özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinden; davacının Adıyaman Gölbaşı Askerlik Şubesi Başkanlığında veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak askerlik yükümlülerinin askerlik işlemlerine ilişkin bilgisayara veri girme, veri düzeltme ve yoklama kaçağı ile bakayaların takibini yapmakla görevli olduğu, 21 Nisan 2005 tarihinde aynı şubede görev yapan sivil memur ……'na As.Ş.Bşk.Per.Yzb…. tarafından verilen talimat üzerine Mayıs 2005 celbinde Gölbaşı As.Ş.Bşk.lığmca silah altına alınacak yükümlülerin listesinin istendiği, alınan listede ….isimli yükümlünün son durumunun "sınıflandırılmış yükümlü" olduğu, Mayıs 2005 celbinin Gölbaşı Askerlik Şubesinin ana celbi olmaması nedeni ile böyle bir yükümlünün neden varolduğu konusunda tereddüt olması sebebiyle yükümlünün dosyasında yapılan ayrıntılı incelemede; yükümlünün 01 Kasım 2001 tarihinde yoklama kaçağı durumuna düştüğü ve 15 Ocak 2001 tarihinde Gölbaşı Askerlik Şubesine gelerek Azerbeycan Nerinmanov Tıp Fakültesi Eczacılık bölümünü bitirdiğini belgelediği ve 1111 sayılı Askelik Kanununun 84 ncü maddesi gereğince askerliğine karar alınarak yükümlünün talebi üzerine Fakülte terk olarak askerliğinin 31 Aralık 2002 tarihine kadar sevk tehir edildiği, 31 Ekim 2002 tarihli Er Nitelik Listesine alındığı, Gölbaşı Askerlik Şubesinin Kasım 2003 genel celbinde 3 ncü Piyade Er Eğitim Tugay Komutan Yrd.lığı BURDUR'a tertip edildiği, yükümlünün 19 Kasım 2003 tarihinde dilekçe ile müracaat ederek hasta olduğunu beyan ettiği ve aynı gün Malatya Askeri Hastanesi Dahiliye bölümüne sevk edildiği, bundan sonra işlem gerektirecek hiçbir belgenin bulunmadığının görüldüğü, bunun üzerine yapılan incelemede; davacı …. tarafından 05 Aralık 2003 tarihinde yükümlü hastaneden 6 aylık sevk geciktirme raporu getirmiş gibi gösterilerek 1111 sayılı Kanunun 47 nci maddesi gereğince 22 Mayıs 2004 tarihine kadar sevkinin tehir edildiği, 03 Mayıs 2004 tarihinde tekrar yükümlünün ikinci kez Malatya Askeri Hastanesinden 6 ay rapor almış gibi gösterilerek 22 Kasım 2004 tarihine kadar sevkinin tehir edildiği, 01 Aralık 2004 tarihinde tekrar işlemlerine girilerek bu sefer sevk edileceği tarihin ve muhtemel sevk tarihinin 21 Mayıs 2005 olarak değiştirildiği ve son durumunun sınıflandırılmış yükümlüye dönüştürüldüğü, tüm bu bilgisayar üzerinden yapılan işlemlere ait hiçbir belgenin yükümlü dosyasında mevcut olmadığı, davacının yükümlü .. ..'in işlemleri üzerinde yapmış olduğu usulsüzlük üzerine başka yükümlüler hakkında da yapılan işlemlerin incelendiği, benzer usulsüz işlemlerin yükümlü …. adına da yapıldığı, aynı şekilde yükümlü sevk işlemine tabi iken 08 Temmuz 2004 tarihinde Gölbaşı Askerlik Şubesine gelerek rahatsızlığını beyan ettiği, aynı gün Malatya Asker Hastanesinin Dahiliye bölümüne sevk edilen yükümlünün asker hastanesinden sevk sonucunu getirmediği, dosyasında bu konuda hiçbir belge olmamasına rağmen davacı sivil memur … tarafından 22 Temmuz 2004 tarihinde bilgisayar kaydına girilerek asker hastanesinden sevk tehir raporu almış gibi gösterilip sevkinin 21 Kasım 2004 tarihine kadar ertelendiği, 22 Eylül 2004 tarihinde denetleme öncesi alınacak listelerde yükümlünün durumundan şüphelenilmesini önlemek maksadıyla aynı şubede görevli sivil memur … .'ın dalgınlığından istifade ederek yükümlünün kaydına girerek erteleme kodunu yükümlünün son durumunu sınıflandırılmış yükümlüye çevirdiği, yükümlüye 01 Aralık 2004 tarihinde bakaya takip yazısı çıkartıldığı ve 26 Ocak 2005 tarihinde sivil memur ……'in işleme açık menüsünden girilerek yükümlünün durumunun önce "askerliğe elverişli değildir" şekline dönüştürüldüğü, dört dakika sonra bu kayıt değiştirilerek sevk tarihi 22 Kasım 2005 tarihine götürüldüğü, iki gün sonra tekrar sivil memur … tarafından yükümlünün bilgisayarda kayıtlı bütün bilgileri silinmek suretiyle yükümlünün bilgisayar kayıtlarının yok edildiği, başka bir usulsüzlük işleminde; yoklama kaçağı olarak aranan …'ın 09 Ağustos 2004 tarihinde 1111 sayılı Askerlik Kanununun 86 ncı maddesi gereğince son yoklama belgesi ile muayenesinin yapılması için Gölbaşı Sağlık Ocağına sevk edildiği, burada yapılan muayenesinde sağlık durumu hakkında karar verilemediğinden Malatya Asker Hastanesi Baştabipliğine şevkinin uygun görüldüğü, 09 Ağustos 2004 tarihinde asker hastanesine sevk edilen yükümlünün bilgisayar kayıtlarına son yoklama bilgilerinin girildiği, sağlık kararı hanesine Sıhhi Kurula Sevk olarak işlendiği, bu sayede yükümlünün yoklama kaçağı takibinin 09 Ağustos 2004 tarihinde durdurularak, takip durdurma yazısının Gölbaşı Kaymakamlığına gönderildiği, yine aynı tarihte yükümlü hakkında 1111 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi gereğince cezasız olarak karar alınması için karar teklifinin yapıldığı, Gölbaşı İlçe İdare Kurulu tarafından 11 Ağustos 2004 gün ve 2004-393 sayılı kararı ile cezasız olarak askerliğine karar alındığı, askerlik kararının kayıtlarına işlendiği, 01 Aralık 2004 tarihinde yeniden yoklama kaçağı takibine alındığının tespit edildiği, yükümlünün mevcut adresinde yapılan araştırmada kendisine ulaşılamadığı, daha sonra yükümlünün 17 Ocak 2005 tarihinde Gölbaşı Emniyet Amirliği tarafından yakalandığı, yükümlünün yakalama evraklarının hazırlandığı sırada davacı ….'ı araması üzerine davacının izinli olmasına rağmen polis karakoluna geldiği, karakolda görevli polis memuru ….'yı tanımasından da yararlanarak yükümlüyü askerlik şubesine teslim edeceğine dair beyanda bulunarak yükümlüyü teslim aldığı, müteakiben davacı sivil memur ….'ın hiçbir işlem yapmadan yükümlüyü serbest bıraktığı, daha sonra yükümlünün yurt dışına gittiğinin Gölbaşı Emniyet Amirliğinin 30 Nisan 2005 tarihli tutanağından tespit edildiği, son yoklamasını tamamlatmadığı halde yoklama kaçağı takibinin durdurulması sonucunda yükümlünün bu süre içerisinde yurt dışına çıkmasının sağlandığı, bu işlemlerin davacı tarafından yapıldığı son yoklama belgesindeki el yazılarından tespit edildiği, davacı sivil memur …..'ın bu eylemleri nedeniyle, iki ayrı kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde 2 nci Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 29 Haziran 2006 gün ve 2006/91 Esas, 2006/347 Karar sayılı kararı ile söz konusu eylemlerin müteselsilen memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilerek mahkûmiyetine karar verildiği ve kararın 24 Ağustos 2006 tarihinde kesinleştiği, böylelikle davacı sivil memur …'ın müteselsilen görevini kötüye kullanmak suçunu işlediğinin sabit olduğu ,ayrıca davacının 17.01.2005 tarihinde …. isimli yükümlünün yakalanarak askerlik şubesinde davacıya teslimi sonrası sevk işlemlerini yapması gerektiği halde yapmayarak serbest bırakmak sureti ile Memuriyet Görevini Kötüye Kullanmak suçunu işlediğinden bahisle 2.Ordu K.As.Sav.lığının 07.11.2005 tarih ve E:2005/1878, K:2005/510 sayılı iddianamesi ile hakkında bir başka kamu davası daha açıldığı, ayrıca davacının ….’nun askerlik işlemlerinde usulsüzlük yapmış olduğu ve karşılığında menfaat temin etmiş olduğu iddiasıyla 01.03.2005 tarihinde “Rüşvet Almak” suçunu işlediği, …’in ve …’ın askerlik işlemleri ile ilgili olarak usulsüzlükler yapmış olması ile 09.08.2004 tarihinde ve 11.04.2005 tarihinde iki ayrı müteselsilen memuriyet görevini suiistimal suçunu işlediğinden bahisle 2.Ord.K.As.Sav.nın 20.05.2005 tarih ve E:2005/424, K:2005/246 sayılı iddianamesi ile hakkında bir başka kamu davasının daha açıldığı ,açılan bu kamu davasının da 2.Ordu K.lığı As.Mah.nin 29.06.2006 tarih ve 2006/199-347 E-K numaralı kararı ile davacının, . … ve … askerlik işlemleri ile ilgili olarak mevzuata aykırı işlem yapmak sureti ile iki kere Memuriyet Görevini Kötüye Kullanmak suçunu işlediği sabit görülerek mahkumiyeti ile neticelendiği , hüküm fıkrasında …. ile ilgili isnatlar konusunda bir hüküm bulunmadığı, bu hükmün de 11.09.2006 tarihinde kesinleşmiş olduğu,davacının yukarıda açıklanan eylemleri nedeni ile 2005 yılının Nisan ayında Gölbaşı Askerlik Şubesinde hakkında idari tahkikat yapıldığı,21 Nisan 2005 tarihinde rüşvet almak ve Memuriyet görevini kötüye kullanmak eylemleri nedeni ile savunmasının alındığı, tahkikatın davacı aleyhine kanaatle tamamlandığı ve davacıya ait savunma, özlük dosyası ile tahkikat dosyasının 09.05.2005 tarihinde ASAL Daire Başkanlığınca, Milli Savunma Bakanlığı Personel Başkanlığı’na gönderildiği,davacının ,eylemleri memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler olarak nitelendirilerek, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E maddesinin (g) ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13/5 nci maddesinin (g) alt bentleri gereğince Devlet Memurluğundan Çıkarılma isteği ile Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği , MSB.lığı Yüksek Disiplin Kurulunun 23 Kasım 2006 tarih ve 2006/16 sayılı kararıyla eylemine uyan, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E maddesinin (g) ve Türk Silâhlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13/5 maddesinin (g) alt bentleri uyarınca Devlet Memurluğundan Çıkarılmasına karar verildiği, anlaşılmıştır.

    657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E maddesi ve TSK’da Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği’nin 13/5 maddesinde; “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” , devlet memurluğundan çıkarılma sebebi olarak kabul edilmiş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127 inci maddesinde; “Bu kanunun 125 nci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlenildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; …//Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğrar. // Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” hükmüne yer verilmiştir.

    Yukarıda yapılan tespitler doğrultusunda dava konusu işlem değerlendirildiğinde; davacının “rüşvet almak ve Memuriyet görevini kötüye kullanmak” suçlarını işlemek suretiyle memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğunun 21.04.2005 tarihinde öğrenildiği ve bu tarihten itibaren 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127’inci maddesinde belirtilen altı aylık süre içinde idari tahkikat heyeti görevlendirilerek disiplin soruşturmasına başlandığı ve davacıya bu soruşturma sırasında savunma hakkı tanındığı, 30.04.2005 tarihinde idari tahkikatın tamamlandığı ve disiplin suç dosyasının 09.05.2005 tarihinde ASAL Daire Başkanlığınca, Milli Savunma Bakanlığı Personel Başkanlığı’na ve müteakiben MSB Yüksek Disiplin Kuruluna gönderildiği, Kurul’un 21.04.2005 tarihinden itibaren 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127’inci maddesinde belirtilen iki yıllık süre içinde kalan 23.11.2006 tarihinde kararını verdiği dolayısıyla, davacı vekilinin suçun öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde soruşturmaya başlanılması gerekirken, bu süre geçtikten sonra soruşturma yapıldığına ve yasada belirtilen süreler içinde disiplin cezası verilmediğine ve verilen cezada zamanaşımının bulunduğuna dair iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

    Diğer taraftan, davacı hakkında düzenlenen disiplin suç dosyasının davacının atamaya yetkili amiri olan MSB Personel Daire Bşk.lığınca MSB Yüksek Disiplin Kuruluna gönderildiği, anılan Kurul’un mevzuata uygun olarak toplandığı, davacıya savunma hakkı tanındığı ve davacının savunmasını yazılı olarak yapmış olduğu, davacının eyleminin “rüşvet almak ve Müteselsilen Memuriyet görevini kötüye kullanmak” suçunu oluşturduğunun yukarıda belirtilen Askeri Mahkeme kararı ile de sübut bulduğunun anlaşılması karşısında, söz konusu eylemin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E maddesi ve TSK’da Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği’nin 13/5 maddesinde yer alan ve devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren disiplin suçları arasında sayılan “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” disiplin suçunu oluşturduğu kabulüyle davacının devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilen MSB. Yüksek Disiplin Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca davacıya belirtilen suçları nedeni ile açığı kalktıktan ve tutukluluğu sona erdikten sonra ilişiğinin MSB. Yüksek Disiplin Kurulunun kararı ile kesildiği tarihe kadar tüm maaş ve sair özlük haklarının ödendiği, Emekli Sandığı keseneklerinin de yapıldığı anlaşıldığından bu konudaki talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

    Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE,

    Dergi No:23
    Karar Dairesi:AYİM.2.D.
    Karar Tarihi:19.09.2007
    Karar No: E. 2007/109
    Karar No: K. 2007/775


    geri