ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ (AYİM)

High Military Administrative Court


  • MSB Ana Sayfa
  • AYİM Ana Sayfa
  • Makaleler
  • Makale Arama
  • Kararlar
  • Karar Fihristi
  • Karar Arama
  • İçtihatı Birleştirme Kararları
  • Kararlar

    ESASA İLİŞKİN KARARLAR
    Devlet Memurları İle İlgili İşlemler
    İSTİSNAİ MEMUR STATÜSÜ- KİMLİK KARTI


    KARARLAR
    geri

    İSTİSNAİ MEMUR STATÜSÜ- KİMLİK KARTI

    ÖZETİ:MSB.lığı emrinde istisnai memur statüsünde görev yapmaktayken istekle emekli olan davacı memura, emeklilik statüsüne yansımayan önceki istisnai memuriyeti dolayısiyle kimlik kartı verilebilmesine hukuki imkan bulunmamaktadır.

    Davacının 2 Aralık 1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile savunmaya karşı verdiği ve 26 Şubat 1997 tarihinde kayda geçen cevap layihasına özetle; istisnai personel olarak görev yapanlara bu özel statüleri gereği olarak TSK. leri sosyal tesislerinden görevlendirildikleri kadro derecesindeki subaylar gibi istifade etme hakkının 211 sayılı İç Hizmet Kanununun 116 ncı maddesinin (g) fıkrası ile sağlandığını, görevde iken protokol münasebetleri ve TSK. leri sosyal tesislerinden istifade açısından subaylar ile eşidi kadro derecesindeki istisnai memurlar arasında fark bulunmadığından ve bu yönde yasal bir düzenleme mevcut olduğundan, emeklilik halinde emekli subaylar ile emekli istisnai memurların farklı uygulamalara tabi tutulmalarının yerinde olmadığını ve idarenin istikrar ilkesi ile bağdaşmadığını, mevzuatta emekli istisnai memurlara kimlik kartı verilmeyeceğine ilişkin bir düzenleme mevcut olmadığı gibi emekli subay ve astsubaylara kimlik kartı verileceğine ilişkin yasal bir düzenlemenin de mevcut olmadığını, tarafına verilen olumsuz cevabın sadece bir emre dayandığını, kimlik kartları ile ilgili hususlar 211 sayılı İç Hizmet Kanununun 34/e ve İç Hizmet Yönetmeliğinin 80/b maddelerinde düzenlendiği, ancak bu maddelerde emekli TSK. leri mensuplarına kimlik kartı verileceğine dair de bir hüküm bulunmadığını, sadece Silahlı Kuvvetler mensuplarına verilecek kimlik kartlarının veriliş biçimi ve koşullarının yönerge ile tesbit edileceğinin belirtildiğini, çıkarılan Yönergede ise kapsam genişletilerek emekli subay ve astsubay, uzman jandarma çavuş ve uzman erbaşlarla bunların ailelerine de kimlik kartı verilmesinin kabul edildiğini, kanun ve yönetmelikte bu konuyu düzenleyen açık bir hüküm bulunmamasına rağmen idarenin takdir hakkını kullanarak emekli personel lehine bir uygulama getirdiğini, ancak idarenin bu uygulamayı istisnai memurlar ile aileleri için de yapması gerekirken istisnai memur emeklileri ile aileleri kapsam dışı bıraktığını, en az yirmi yıl istihdam edilen, en gizli bilgi ve belgelere nüfuz edebilen istisnai memurların emekli olduktan sonra TSK. leri sosyal tesislerine girmelerinin engellenmesinin, TSK. leri ile hiçbir ilişkisi bulunmayan kişilere özel giriş kartlarının verildiği göz önüne alındığında (gelin ve damatlar ile bunun ötesinde özel giriş kartını haiz kişiler), hakkaniyet ilke ve kaideleri ile bağdaşmadığını, Oyak Kanununun 21 nci maddesinde yapılan değişiklikle sivil memurlar da dahil emekli olduktan sonra kurum üyeliğinin devam etmesi olanağının tanındığını, emekli olduktan sonra Oyak üyeliği devam ederken, kimlik kartı yönünden istisnai memur emeklisinin TSK. leri mensupları kapsamı dışına çıkarılmasının uygun olmadığını, keza İç Hizmet Kanununun 70, İç Hizmet Yönetmeliğinin 327 nci maddeleri gereğince 657 Sayılı Kanuna tabi memur emeklilerinin resmi sağlık kuruluşları yanında askeri sağlık kurum ve kuruluşlarından yararlanma hakkının getirilmesi nedeniyle Devlet Hazinesine mali külfet getirecek bir hizmetten yararlanırken mali külfetin söz* konusu olmadığını, sosyal tesislere giriş haklarının verilmemesinin büyük bir çelişki olduğunu, ayrıca istisnai memurlar ile bunların emeklilerinin askeri öğrenci olan çocuklarına kimlik kartı verildiğini, istisnai memur kadrosunun 926 Sayılı Kanunda yapılan bir değişiklik ile 100 kişi ile sınırlandırılmış olup sadece 71 kadronun dolu olduğundan çok az sayıda personel olduklarını, emekli kimlik kartı verilmemesi durumunu çevresine ve özellikle çocuklarına izah edemediğini, idarenin savunmasında sivil memur emeklisi ile istisnai memur emeklisi arasında emeklilik statüsü yönünden bir fark bulunmadığını belirtilmesinin kendisinin haklılığını kanıtlamış olduğunu, emekli olunca statü kaybına ve hak kaybına uğradığını idarenin böylece açıkça kabul etmiş olduğunu, idarenin emekli istisnai memurlara emekli kimlik kartı vermesine yasal bir engelin bulunmadığını, açıklanan nedenlerle şahsına ve aile fertlerine emekli istisnai memur kimlik kartı verilmemesi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş bulunmaktadır.

    Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde öncelikle davacının faal görevdeyken ki yasal hukuki statüsünün, sonra da emekli olduktan sonraki yasal hukuki statüsünün, belirlenmesi zorunluluğu vardır.

    Davacı, Milli Savunma Bakanlığı Dış Tedarik Daire Başkanlığında "istisnai memur" statüsünde Eczacı Şube Müdürü olarak görev yapmaktayken 20 hizmet yılını tamamlayıp emekli olan bir kamu görevlisidir.

    İstisnai memurluk statüsü 657 Sayılı Devlet memurları Kanununun 59, 60 ve 61 nci maddelerinde düzenlenmiştir. "Özel nitelikli olarak gösterilen görev yerlerine" atanma, sınav, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın, tahsis edilmiş derece aylığıyla memur atanabileceği anılan yasanın 59 ncu maddesi 1. fıkrasında öngörüldükten sonra aynı maddenin 2. fıkrası ise aynen şöyledir. "Birinci fıkrada sayılan memurların bulundukları bu kadrolar EMEKLİLİK AYLIĞININ HESABINDA VE DİĞER MEMURLUKLARA NAKLEN ATANMALARINDA HERHANGİ BİR SINIF İÇİN KAZANILMIŞ HAK SAYILMAZ. BU GÖREVLERDE BULUNAN MEMURLARIN EMEKLİLİK KIDEMLERİ YÜRÜMEKTE DEVAM EDER."

    Görüldüğü üzere, istisnai memurluk kadrolarına atanan Türk Silahlı Kuvvetlerindeki sivil memurlar, bu göreve atanmalarında takip edilen usul uyarınca her zaman yine bu görevlerden alınıp başka bir göreve atandırılabilmektedirler. Demek oluyor ki istisnai memurluk görevi o memur için görevdeyken bile "kazanılmış hak" mesabesinde bir hak bahşetmemektedir.

    Aynı durum, emekliye ayrılma halinde de geçerlidir. Nitekim 657 Sayılı Yasanın 59. maddesi 2. fıkrası hükmü bu durumu açıkça düzenlemektedir. İstisnai memurluk statüsü emeklilik statüsüne geçmemektedir. Sivil memur olarak derece ve kademesi ne ise bu derece ve kademe üzerinden emekli olmaktadır.

    İdare hukuku statü hukukudur. Davacının "istisnai memur" statüsünde devlet memuriyetini ifa ettiği süre içinde hangi haklardan yararlanacağı, hangi derece ve kademede olacağı, bulunduğu göreve göre derece ve kademesinin gerektirdiği artı gösterge ve yan ödemeler hep yasa maddeleriyle düzenlenmiştir. Örneğin istisnai memur statüsünde iken atandığı kadronun karşılığı subay kadrosunun rütbe ve derecesi yine yasa ve kadro ile belirlidir, o dereceden aylığını"ve özlük haklarını alır. Yine aynı şekilde, görevde kaldıkları sürece atandığı kadro görev yerine göre emsali subaylar gibi Türk Silahlı Kuvvetleri Sosyal Tesislerinden yararlanırlar. Protokolde de bu statüleri dikkate alınır (bakınız, 211 Sayılı İç Hizmet Kanunu m. 116/g)

    Subay ve astsubaylar, 25 yıl bu statüde hizmet ettikten sonra emekli olmaları durumunda, "emekli subay/astsubay" statüsünü kazanabiliyorlar ve statülerinin gerektirdiği yasal hakları kullanmaktadırlar. Ne var ki istisnai memur kadınlar 20, erkekler 25 yıl hizmet ettikten sonra emekli olmaları halinde "emekli istisnai memur" "statüsü"nü elde edememektedirler. Buna 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun yukarıda metni yazdığımız 59/2 maddesinin açık hükmü engel getirmiştir. Yasaların tanımadığı bir statünün, yani "emeklilikte istisnai memuriyet statüsü"nün davalı idarenin "taktir yetkisini kullanarak tanıması söz konusu olamayacaktır. İdarenin böyle bir taktir yetkisi olmayınca bu yolda verdiği olumsuz yanıtın da yasaya aykırı bir yönünün olmayacağı çok açıktır.

    Sorun, yasa değişikliği ile davacıya emeklilikte istisnai memuriyet statüsü verilmesiyle çözümlenebilecek bir sorundur. Yasa koyucu bu yolda bir tasarrufta bulunmadığı sürece davacının yasal bir dayanağa sahip olduğu söylenemeyecektir.

    Davalı idarenin, subay/astsubayların damat ve gelinlerine günü birlik orduevlerine giriş çıkış yapmalarını muhtıra ile kabul etmesi keyfiyetinin davacının "statüsü"nü değiştiren ve onu etkileyen bir yönü bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı yönünden "emekli istisnai memuriyet" statüsü yasalarca kabul edilmiş olsaydı, diğer subay/astsubaylar gibi kendi damat ve gelininin de bu haklardan yararlanabileceğini, aksi düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olabileceğini şimdiden söylemek mümkündür. O nedenle verilen örnek davacının sorununun çözümünde emsal alınabilecek bir örnek durumunda değerlendirilemez.

    Yukarıda açıklanan nedenlerle yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE.

    Dergi No:12
    Karar Dairesi:AYİM.Drl.Krl.
    Karar Tarihi:25.12.1997
    Karar No: E.1997/148
    Karar No: K.199/130


    geri