ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ (AYİM)

High Military Administrative Court


  • MSB Ana Sayfa
  • AYİM Ana Sayfa
  • Makaleler
  • Makale Arama
  • Kararlar
  • Karar Fihristi
  • Karar Arama
  • İçtihatı Birleştirme Kararları
  • Karar Arama
    Aramak istediğiniz kararı yazıp ara butonuna basınız.

    DİL
  • TÜRKÇE
  • ENGLISH

  • GENEL
  • ANA SAYFA
  • Türk Yargı Düzeni İçindeki Yeri
  • Tarihi Gelişim
  • ASKERÎ YÜKSEK IDARE MAHKEMESINDE DAVA AÇMA USUL VE YOLLARI VE DILEKÇE ÖRNEKLERI
  • YAYIN FAALİYETİ VE BİLİMSEL TOPLANTILAR
  • ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ BİBLİYOGRAFYASI
  • ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ İÇTÜZÜĞÜ
  • 1602 Sayılı AYİM Kanun Metni
  • AYİM'in Bagımsızlıgı ve Tarafsızlığına ait AİHM Kararı
  • Irtibat / Abonelik
  • Hazırlayanlar

    MAKALELER

    geri

    İPTAL EDİLEN DÜZENLEYİCİ İŞLEMİN YERİNE ESKISİ YÜRÜRLÜĞE GİRER Mİ?

    Yrd. Doç. Dr. Ramazan Çağlayan

    14 NUMARALI DERGİ

    GİRİŞ

    Öğretide tartışılagelen bu konu, Yüksek Mahkemelerin 1990'lı yıllarda verdikleri kararla tekrar güncellik kazanmıştır. Bakanlar Kuruluna, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi veren yetki yasalarının iptal edilmesi üzerine, iptal edilen bu yetki yasasına dayanılarak çıkarılan KHK'ler de salt dayanağım kaybettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilir[1]. Söz konusu kararlardan sonra ortaya çıkan hukuki boşluk, 1994 tarihli bir Başbakanlık Genelgesiyle doldurulmaya çalışılır. Bu genelgede, yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, daha önce usulüne uygun yürürlüğe konulmuş mevzuatın uygulanacağı belirtilmiştir[2]. Böylece iptal edilen düzenlemenin   yürürlükten   kaldırdığı   düzenlemelerin   yürürlüğe   gireceği öngörülmüştür. Bu durum konunun yeniden ele alınmasını zorunlu hale getirmiştir.

    Öğretide tartışmaların daha ziyade anayasa hukuku düzleminde cereyan ettiğini, konunun idare hukukundaki yansımalarının pek dikkate alınmadığını görmekteyiz. Bu nedenle konunun idare hukuku açısından da ele alınması gerekmektedir. Bu çalışmamızda, anayasa hukuku açısından ortaya konulan görüş ve çözümleri ortaya koyduktan sonra, idare hukuku açısından konunun mahiyetini ortaya koymaya çalışacağız.

    I. ANAYASA HUKUKU AÇISINDAN GÖRÜNÜM

    Anayasa hukukunda konuyu, yasalar ve KHK'ler açısından ayrı ayrı ele alacağız. Zira her iki durum için yaklaşımlar farklılıklar arzetmektedir.

    1. Bir Yasanın İptal Edilmesi

    Bir yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi durumunda, bu yasanın yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği yasanın kendiliğinden yürürlüğe girip girmeyeceği hususunda mevzuatımızda bir hüküm bulunmamaktadır. Bu yüzden problemin çözümü öğreti ve içtihatlara kalmaktadır. Avusturya'da bu sorun anayasal düzenleme ile çözüme kavuşturulmuştur. Avusturya Anayasasının 140/4. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi aksine karar vermemişse, iptal edilen yasanın kaldırdığı yasa hükümleri, iptal kararı üzerine kendiliğinden yürürlüğe girer[3].

    KIRATLI, bir yasanın Kanun koyucu tarafından kaldırılması durumunda önceki yasanın yürürlüğe girmemesini örnek göstererek, "kanun koyucunun bir kanunu ilga etmesi ile onun yerine bir düzenleme şekli getirmesi birbirinden farklı iki iradedir. Bu duruma göre, kural olarak, ilga edilmiş eski kanunun iptal ile kendiliğinden yürürlüğe girememesi gerekir..." demektedir[4]. Ancak yazar bazı istisnalara yer vermektedir. Yazara göre, iptal edilen yasa, münhasıran bir yasanın kaldırılmasına yönelik ise, yasa koyucunun yasayı kaldırma iradesi iptal edildiğinden eski yasanın yürürlüğe girmesi gerekir. Yine yasanın iptal edilmesi ile bir hukuksal boşluk doğuyor ve bu konuda bir yasanın uygulanması zorunlu ise -örneğin, mahkemelerin ihkakı haktan imtina durumuna düşmemesi için- eski yasanın uygulanması gerekir[5]. armağan da herhangi bir gerekçe göstermeden, iptal edilen yasa ile yürürlükten kaldırılan yasanın, iptal kararı üzerine kendiliğinden yürürlüğe girmeyeceğini ifade etmektedir[6].

    Bu konuda OCAKCIOĞLU, iptal edilen yasanın, önceki yasayı açık veya zımni kaldırması durumları için farklı çözümler önermektedir. Eğer iptal edilen yasa, kendinden önceki yasayı zımnen kaldırmışsa, iptal kararı üzerine zımnen ilga edilen yasa yürürlüğe girer. Açık ilga söz konusu ise, önceki yasa yürürlüğe girmez. Bu yasanın yeniden yürürlüğe girebilmesi için yeni bir yasama tasarrufu gerekir[7] . ALİEFENDİOĞLU, hukukumuzda pozitif bir düzenlemenin olmadığım, öğreti ve içtihatlarda farklı çözümlere ulaşıldığnı ifade ettikten sonra, "...çok halde, iptal edilen yasanın yerine, varsa bu yasanın yürürlükten kaldırdığı eski yasanın kendiliğinden yürürlüğe giremeyeceği sonucuna varılmaktadır" şeklinde konuyu özetlemektedir[8].

    SERİM ise, öncelikle bir düzenlemenin iptali halinde bir hukuki boşluk doğup doğmadığının tespit edilmesi ve ona göre bir çözüme gidilmesi gerektiğini belirtmektedir[9]. Yazara göre, iptal edilen bir düzenleme, genel düzenlemeye getirilen bir istisna kural ise, bu kuralın iptali halinde bir boşluk doğmaz, genel düzenlemenin uygulanmasına devam edilir[10]. Yine yazara göre, iptal edilen düzenleme, kendisinden önceki bir düzenlemeye ek hükümler getiriyorsa, hukuksal boşluk doğmaz, önceki düzenleme uygulanır. Aynı şekilde, genel hüküm-özel hüküm uygulamasında, özel hüküm iptal edilirse, genel hükmün uygulanmasına devam edilir[11]. Bu haller dışında hukuksal boşluk doğar ve bu boşluğun önceki düzenlemelerle doldurulması mümkün değildir[12].

    İçtihatlara gelince, iptal edilen bir yasanın yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği hükümlerin iptal kararı üzerine tekrar yürürlüğe girmeyeceği hususunda Anayasa  Mahkemesi[13],   Danıştay[14],   Yargıtay[15]    ve  AYİM'nin[16]   kararları bulunmaktadır.

    2. Bir Kanun Hükmünde Kararnamenin İptal Edilmesi

    Bir Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi durumunda, bu KHK'nin kaldırdığı ya da değiştirdiği kanun hükümlerinin kendiliğinden yürürlüğe girip girmeyeceği hem öğretide hem de uygulamada tartışmalıdır.

    DURAN 1975 tarihli makalesinde, Bakanlar Kurulu KHK ile sadece yetki yasasında açıkça belirtilen yasaların değiştirebileceğinden, KHK'lerin organik bakımdan idari, işlevsel bakımdan düzenleyici işlem niteliğindedir, KHK ile Tüzük arasında esasta bir fark yoktur açıklamasını yaptıktan sonra şu ifadelere yer vermektedir; "Burada yürütme organı, yasama meclislerinin izni ile yürürlükteki bir kanun hükmünün uygulanabilirliğini geçici olarak askıya almakta ve yerine kendi düzenleyici işlemini koymaktadır. Nitekim TBMM'nce reddedilen KHK yürürlükten kalkınca, bunun değiştirdiği kanun hükümleri kendiliğinden uygulanabilir hale gelir”[17].

    ÖZBUDUN ise DURAN'a yollamada bulunarak, KHK'nin TBMM'nce reddi halinde, bu KHK ile kaldırılan hükümlerin kendiliğinden uygulanabilir hale geleceğini, zira kaldırılan bu kanun hükümlerinin bir çeşit "bozucu (infisahi) şarta " bağlı olarak yürürlükten kaldırıldığını, "uygulanabilirliklerinin askıya alındığını" belirtmektedir[18]. Yine KUZU da DURAN'a yollamada bulunarak, Meclisin KHK'yi reddetmesi halinde, bu KHK ile "yürürlüğü askıya alman" hükümlerin tekrar uygulanabilir hale geleceğini ifade etmektedir[19]. Bu iki yazarın, KHK'nin yasama organınca reddedilmesi durumundan bahsettiği, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerinde durmadığı görülmektedir. yüzbaşioğlu, KHK'nin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi durumunda, bu KHK'nin kaldırdığı ya da değiştirdiği hükümlerin -aynen KHK'nin Meclis tarafından reddedilmesinde olduğu gibi- "esasen yürürlükten kalkmamış sadece uygulanabilirlikleri askıya alınmış olduklarından" tekrar yürürlüğe gireceği fikrini beyan etmektedir[20].

    TEZİÇ eserinin ilk baskılarında, "KHK'nin yasama meclisince reddedilmesi ile, bu KHK'nin yürürlükten kaldırdığı kanun hükümleri varsa, askıya alınmış bu kanun hükümleri tekrar yürürlüğe girecektir" şeklinde görüş beyan ederken[21] daha sonraki baskılarında kendi görüşünden ziyade öğretideki görüşleri aktarmakla yetinmiştir. Yazar, 1961 Anayasası döneminde KHK'lerin işlevsel açıdan düzenleyici işlem olduğunun kabul edildiğini ve bu nedenle iptal edilmesi durumunda, kaldırdığı hükümlerin tekrar yürürlüğe gireceğinin kabul edildiğini, 1982 Anayasası düzeninde KHK'ler yasama işlemi olarak kabul edilmekte ve iptal edilmeleri durumunda, önceki düzenlemelerin kendiliğinden yürürlüğe girip girmeyeceği konusunda farklı görüşlerin olduğunu, bazılarına göre gireceği bazılarına göre ise girmeyeceğini ifade etmektedir[22].

    Bir Kanun Hükmünde Kararname'nin iptal edilmesi durumunda, onun yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği kanun hükümlerinin kendiliğinden yürürlüğe gireceği fikrine en şiddetli eleştiriyi, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 1996 tarihli bir kararından yola çıkarak BİLGEN ortaya koymaktadır [23]. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi kararında, bir KHK'nin iptal edilmesi durumunda, onun geçici olarak askıya aldığı hükümlerin kendiliğinden yürürlüğe gireceği yönünde karar oluşturmuş ve bu görüşünü de yukarıda bahsettiğimiz DURAN, TEZİÇ, ÖZBUDUN ve KUZU'nun eserlerine yollamada bulunarak desteklemeye çalışmıştır[24]. Bundan dolayı BİLGEN, diğer yazarlar sadece DURAN’a yollamada bulundukları için, özellikle DURAN'ın görüşlerinin değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini ifade etmektedir[25].

    BİLGEN'e göre DURAN şu fikirlerden hareket etmektedir; KHK ile sadece yetki yasasında belirlenen kanun hükümleri kaldırılabileceğinden KHK, işlevsel açıdan bir düzenleyici işlemdir ve tüzükten farkı yoktur. Yürütme organı KHK ile bir kanun hükmün uygulanabilirliğini geçici olarak askıya aldığından, KHK'nin yasama organınca reddedilmesi durumunda, onun askıya aldığı kanun hükümleri kendiliğinden yürürlüğe girer[26]. Yazar bu yaklaşımı şöyle eleştirmektedir; Anayasa, yürürlükten kaldırılacak kanun hükümleri’den bahsediyor, uygulanması askıya alınacak kanun hükümleri'nden değil. Bu iki kavram farklı şeyleri ifade etmektedir. Yine KHK ile Tüzük arasında esaslı farklar bulunmaktadır. KHK ile bir alan ilk defa düzenlenebilirken, tüzük ile bu mümkün değildir. Bundan dolayı KHK işlevsel açıdan yasama tasarrufudur[27]. Anayasa Mahkemesi iptal kararı verdiğinde, oluşan hukuksal boşluğun doldurulabilmesi için, yasamaya süre vererek, iptal kararının yürürlük tarihini erteleyebildiğine göre, iptal kararı ile oluşan boşluğun önceki düzenlemenin kendiliğinden yürürlüğe girerek doldurulamayacağını kabul etmektedir[28]. Sonuç olarak KHK, ister TBMM tarafından reddedilsin, isterse Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilsin, bu KHK'nin yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği kanun hükümleri kendiliğinden yürürlüğe girmez[29].

    Ankara 5 Nolu İdare Mahkemesi 1997 tarihli bir kararında, Anayasanın 153. maddesinde yer alan iptal edilen düzenlemelerin iptal kararı tarihinde yürürlükten kalkacağı, Anayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği, iptal kararının yürürlük tarihini erteleyebileceği ilkelerinden hareketle, "...bir düzenleyici normun yasal yollarla iptali halinde önceki düzenleyici işlemin kendiliğinden yürürlüğe girmeyeceği, bu konudaki mevzuat boşluğunun kanun koyucu tarafından yeniden yapılacak düzenleyici tasarruflarla doldurulacağı genel hukuk kuralıdır...Bu nedenle 2499 sayılı kanunun 46. maddesinin 558 sayılı KHK ile değişik (g) bendinin Anayasa Mahkemesi 'nce iptal edilmesinden sonra, anılan (g) bendinin 558 sayılı KHK ile değiştirilmesinden önceki şeklinin kendiliğinden yürürlüğe girdiğinden söz edilemeyeceği... " yönünde karar vermiştir[30].

    Yargıtay 19. Hukuk Dairesi yukarıda bahsettiğimiz kararında, DURAN, TEZİÇ, ÖZBUDUN ve KUZU'ya yollamada bulunarak, "...TBMM'ce aynen kabul edilinceye kadar bir idari işlem olan Kanun Hükmünde Kararname, kaldırdığı kanun hükmünün uygulanabilirliğini geçici olarak askıya aldığından, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesi'nce iptali halinde, bu Kanun Hükmünde  Kararname ile kaldırılan kanun hükümleri kendiliğinden yürürlüğe girer" şeklinde karar vermiştir[31].

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1997 tarihli bir kararında konuyu bütün ayrıntıları ile ele almıştır[32]. Yüksek Mahkeme öncelikle KHK'lerin hukuki niteliği üzerinde durmuş, 1982 Anayasası düzeninde yetki yasası ile KHK'nin konusu değil alanın belirlenmesi öngörülmüş, Yürütmeye dilediği değişiklikleri yapma yetkisi verilmiş olduğundan, yasama yetkisinin yürütmeye verilmesi anlamına geldiğini, bunun yasama yetkisinin devredilmezliği kuralmm bir istisnasını oluşturduğunu ifade ettikten sonra, "...KHK'lerin yapısal (organik-uzvi) yüzü ile yürütme işlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönden ise yasama işlemi olduğu, doğurduğu hukuki sonuçlar yönünden ise kanun ile arasında bir fark bulunmadığının kabulü zorunludur... " sonucuna varmıştır.

    Yüksek Mahkeme, TBMM'de görüşülmeden uzun süre bekleyen KHK'lerin bulunduğu, bunların TBMM tarafından reddedilmesi halinde, önceki düzenlemelerin yürürlüğe gireceğinin kabulünün hukuki güvenlik ilkesine aykırı olacağı gerekçesinden hareketle "...TBMM'nce reddedilen kararnameler , bu kararın Resmi Gazetede yayınlandığı tarihte yürürlükten kalkar, KHK'nin yürürlükten kalkması, kaldırılan ya da hükümleri değiştirilen yasanın geri gelmesi sonucunu doğurmaz, aksine hukuki boşluk oluşur, bu evrede KHK'lerin ilişkin olduğu kanun hükümlerinin uygulanabilirliğim askıya aldığından söz edilemez, esasen Anayasanın özüne ve sözüne askıya almak kavramı alınmamıştır... " hükmüne varmıştır.

    Yine Yüksek Mahkeme, iptal kararının yürürlük tarihinin ertelenmesi durumunda Anayasa Mahkemesinin, iptal kararı ile bir boşluk doğduğunu kabul ettiği olgusundan hareketle, "...KHK'nin Anayasa Mahkemesi'nce iptalinde evleviyetle, iptal edilen KHK'nin yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği evvelki kanun hükümlerini hukuk alanına geri getirmeyecektir..." çözümüne ulaşmıştır. Yüksek Mahkeme devamla oluşan hukuki boşluğun TBMM tarafından doldurulmaması halinde, Medeni kanunun 1. maddesi doğrultusunda doldurulabileceğini ifade etmiştir.

    Anayasa hukuku bakımından Yüksek Mahkemenin ulaştığı bu çözümün yerinde olduğu düşüncesindeyiz. Mevzuatımızda bir düzenleme olmadığından bu tür tartışmalar çıkmaktadır. Öğretide bu sorunun çözümü için, Anayasal değişiklik yapılarak önceki düzenlemenin yürürlüğe girmesi, bir yetki yasası varmış gibi iptal kararı doğrultusunda KHK çıkarma konusunda yürütmeye yetki verilmesi, önemli durumlarda Anayasa Mahkemesi'ne geçici kararname düzenleyerek yürürlüğe koyabilme yetkisinin verilmesi gibi öneriler getirilmektedir[33].

    II. İDARE HUKUKU YÖNÜNDEN GÖRÜNÜM

    İdare hukukunda, bir düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, önceki düzenlemenin kendiliğinden yürürlüğe girip girmeyeceği ne yargı kararlarında ne de öğretide pek tartışılmamıştır. idarenin düzenleyici işlemlerinin, maddi bakımdan yasadan veya KHK den farkı olmadığından, bunlar için öngörülen çözümün düzenleyici işlemler için de geçerli olacağı ileri sürülebilir. Ancak düzenleyici işlem ile yasa arasında maddi bakımdan fark olmadığı doğru ise de, her iki işlem hakkında verilen iptal kararının etkileri değişik niteliktedir. Anayasanın 153. maddesinde de belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesi iptal karan verirken, kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. iptal kararı geriye yürümez, iptal edilen hükümler, iptal kararınım Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Anayasa mahkemesi, gerektiğinde iptal kararının yürürlük tarihini bir yıla kadar erteleyebilir. idare hukukundaki iptal kararının etkileri ise farklıdır. Konunun daha iyi ortaya konulabilmesi için, idare hukukundaki iptal kararının etkilerini kısaca belirtmek gerekir.

    İlk olarak iptal kararı, iptal edilen işlemin hukuk alemindeki varlığına son verir[34]. iptal karan etkilerini kendiliğinden doğurur, iptal edilen işlemin idarece geri alınması söz konusu değildir. Nasıl ki bir yasa, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilince yasama organının bu yasayı geri alması gerekmiyorsa, idari işlem iptal edildiğinde de hukuki varlığı kalmayan işlemin idare tarafından geri alınması gerekmez[35]. İkinci olarak iptal kararı geçmişe etkilidir. iptal karan işlemin varlığına, işlemin idarece tesis edildiği andan itibaren son verir[36]. Danıştay da iptal kararının geçmişe etkili olduğu konusunda düzenli bir içtihat oluşturmuştur[37]. Üçüncü olarak iptal kararı ile iptal edilen işlemden önceki durum geri gelir. Hukuka aykırı işlem iptal karan ile ortadan kalkınca hukuka aykırı olmayan, yani iptal edilen işlemden önceki duruma dönülür[38]. Eski durumun geri gelmesine fiili ya da hukuki engeller varsa, idare bu engelleri kaldırmak için gereken tüm eylem ve işlemleri yapmakla yükümlüdür[39]. Danıştay'ın ifadesiyle idareler "...iptal hükmü ile ortadan kalkmış bulunan idari işlemin tesisinden önceki durumu aynen ve tamamen iade ve eski durumun sağlanması için gereken idari tasarrufları ve idari işlemleri ifa etmekle yükümlüdür..."[40] . Dördüncü olarak iptal kararı üzerine, iptal edilen işlem hiç yapılmamış sayılır[41] . Bu ilke ile, iptal edilen işlemin hak ve menfaatlere olan olumsuz etkilerinin düzeltilmesi amaçlanmıştır. Danıştay'ın "...(İ)ptal hükmü makabline şamil ve müteveccih bulunduğu muamelenin vaki olmamış telakki edilmesini icap ettirdiği, idare hukukunun umumi prensipleri iktizasındadır... " kararı[42]   bunu ortaya koymaktadır.

    İdare hukuku öğretisinde, tespit edebildiğimiz kadarıyla iki yazar bu konuya değinmiş fakat bu iki yazar da sadece tespitle yetinmiş, herhangi bir gerekçe ileri sürmemişlerdir. karavelioğlu bu konuda şunları ifade etmektedir; "Düzenleyici işlemlerin iptali halinde, o alanda önceden yapılmış (iptal edilen düzenleyici işlemin ortadan kaldırdığı) bir düzenleyici işlem var ise, bu düzenleyici işlem otomatik olarakyürürlük kazanır. Bu konuda idarenin herhangi bir işlem (eski düzenleyici işlemin yeniden yürürlük kazandığı yolunda bir işlem) tesisine lüzum yoktur [43].

    ÖZAY'ın yaklaşımı ise şöyledir; "...(İ)lgilisi düzenleyici genel işlemde yapılan bir değişiklik karşısında iptal davası açmış bulunsun. Burada, iptal kararı ile, idarenin başka hiç bir işlem yapmasına gerek olmadan genel bir düzenleme ortadan kalkmakta, değişiklikten önceki kural ve durum canlılığına kavuşmakta ve böylece, dolaylı yoldan da olsa, o alanda idarenin yapmak istediğinden farklı bir düzen gerçekleşmektedir. Somut örnek olarak beldelerin imar planındaki değişikliklere ilişkin iptal kararları gösterilebilir"[44]. Bu durum karşısında yazar, idari yargının, harekete geçtikten sonra, iptal kararının etkileri bakımından"idare işlevine benzer " bir yeteneğe ulaştığı ve idari işlem yerine yargı kararı verilememe ilkesinin, gerçek bir ilke olmaktan uzak olduğu değerlendirmesini yapmaktadır.

    Danıştay 5. Dairesinin son yıllarda verdiği kararlarla bu konuda içtihat oluşturduğu görülmektedir.  5. Dairesinin 1998 tarihli kararındaki yaklaşımı şu şekildedir [45]. "Danıştay’ın otuz seneyi aşan istikrar kazanmış içtihatlarına göre iptal kararları, dava konusu işlemi hiç tesis edilmemiş kılan ve önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan kararlardır...düzenleyici bir işlem iptal edilmiş ise...iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanabilirlik (icrailik) niteliği son bulur ve işlemin yapılmasından önceki hukuki durum yürürlük kazanır. Örneğin herhangi bir tüzük veya yönetmeliğin belli bir maddesini kaldıran veya değiştiren bir tüzük veya yönetmelik için iptal kararı verilmiş ise değişiklik yapan hüküm uygulanmaz ve değiştirilen hüküm yürürlükte kalır.

    Anayasa Mahkemesi'nin bir yasayı yürürlükten kaldıran bir yasanın iptal edilmiş olmasının, yürürlükten kalkan yasanın kendiliğinden yürürlüğe girmesi sonucunu doğurmayacağı yolundaki içtihadının, idari yargıda iptal (ve yürütmenin durdurulması) kararlarının hukuki sonuçları yönünden kabulü olanaksızdır. Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu içtihadı Anayasanın 153 üncü maddesinde ifadesini bulan ve Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği yolundaki kuralın zorunlu ve doğal sonucudur. Oysa idari yargıda iptal kararları (ve buna bağlı olarak yürütmenin durdurulması kararları) yukarıda açıklandığı ve bilimsel ve yargısal içtihatlarda tartışmasız kabul edildiği gibi, dava konusu işlemin tesis edildiği andan itibaren hukuki sonuç doğurduklarından, bir düzenleyici işlemi kaldıran veya değiştiren yeni bir düzenleyici işlemin idari yargı yerince iptal edilmesi (veya yürütülmesinin durdurulması) halinde, eski düzenleyici işlem hiç değiştirilmemiş veya kaldırılmamışçasına uygulama niteliğini sürdürür. Aksi bir yorumu, hukuk düzenine vaki ihlalleri ihlalin vuku bulduğu tarihten itibaren ortadan kaldırmayı amaçlayan iptal davaları ve bu davaların hukuksal sonuçları olan iptal (ve yürütmenin durdurulması) kararları ile bağdaştırmak mümkün değildir ".

    İdare hukukunda iptal kararının sonuçlarına ilişkin yukarıda aktardığımız iptal kararı geçmişe etkilidir, işlemin varlığına yapıldığı tarihten itibaren son verir, işlem hiç yapılmamışçasına, işlemden önceki durum geri gelir ilkeleri dikkate alındığında, Danıştay 5. Dairesinin yaklaşımının isabetli olduğunu düşünmekteyiz. Sonuç olarak, idare hukukunda, bir düzenleyici işlem iptal edildiğinde, iptal edilen işlemin kaldırdığı ya da değiştirdiği kurallar tekrar yürürlüğe girer.


    * A.Ü. Erzincan Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

    [1] Bkz. AYM, E.88/64, K.90/2, T.1.2.1990, AYMKD.26, s.51; AYM, E.91/27, K.91750, T.12.12.1991, AYMKD.27/2, s.679; AYM, E.93/12, K.93/28, T. 16.9.1993, AYMKD.29/1, s.320.

    [2] serım Bülent, "İptal edilen kuralın yerine eskisinin kendiliğinden yürürlüğe girememesi", aîd, 1995,C.28,sy. l, s.35.

    [3] AZRAK A. Ülkü, "Almanya ve Avusturya'da anayasa yargısının esasları", İÜSBFD, 1984, Ayrı bası, s.28; ULER Yıldırım, "Anayasa Mahkemesi iptal kararları geri yürür", Bahri Savcı'ya Armağan, Ankara 1988, s.526.

    [4] KIRATLI Metin, Anayasa Yargısında Somut Norm Denetimi, Ankara 1966, s.181.

    [5] KIRATLI, agm., s.l81-182.

    [6] armağan Servet, Anayasa Mahkememizde Kazai Murakabe Sistemi, İstanbul 1967, s.146.

    [7] ocakcioğlu İsmet, "Anayasa Mahkemesi kararları", Osman F. Berki'ye Armağan, Ankara 1977, s.538.

    [8] ALİEFENDİOĞLU, Yılmaz, "Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararlarının zaman içinde etkisi", AİD, C.23, sy.3, s. lO.

    [9] SERİM, agm., s.39.

    [10]  Örneğin 1974 yılında bir af yasası çıkarılır, ayrık bir kural ile bazı suçlar af kapsamı dışında tutulur. Anayasa Mahkemesi bu ayrık kuralı iptal edince (AYM, E.75/186, K.75/204, T.3.11.1975, AYMKD, C.13, s.651) bu suçlar da af kapsamına dahil edilmiş olur.

    [11] SERİM, agm., s. 39.

    [12] SERİM, agm., s. 41.

    [13] AYM, E.63/106, K.63/270, T.11.11.1963: "...(H)er ne kadar 45 sayılı kanunun 79. maddesi, Anayasa Mahkemesinin...kararıyla iptal edilmişse de bu durumun davada inceleme konusu hükmün kendiliğinden ve yeniden yürürlüğe girmesine imkan ve cevaz vermeyeceği meydandadır"; Aynı yönde kararlar için bkz. AYM, E.93/52, K.93/52, T.20.11.1993, AYMKD, C.29/2, s.860; AYM, E.93/51, K.93/53, T.25.11.1993, AYMKD, C.29/2, s.838.

    [14] Danıştay 3.D, E.70/444, K.71/10, T.9.1.1971, DD.4, s.69 "...(Y)asama meclislerince yürürlükten kaldırılmış bir kanunu, yürürlükten kaldıran kanun Anayasa Mahkemesince iptal edilmesiyle yürürlüğe avdet etmesi bahis konusu olamaz ".

    [15] YİBBGK, E.82/1, K.82/1, T.24.5.1982, YKD.1982, sy.2, s.1053: "...Anayasa Mahkemesi tarafından 1757 sayılı Toprak ve Tarım Reformu Kanunu iptal edildikten sonra 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun yeniden yürürlüğe girmeyeceği Yargıtay'ın yerleşmiş içtihadına uygundur".

    [16] AYİM. l.D, E.91/202, K.93/557, T.25.5.1993, Anayasa Mahkemesi Bülteni, sy.2, 1994, s.23: Mahkeme bu kararında, iptal kararı üzerine önceki yasanın yürürlüğe girmeyeceğinin öğreti ve uygulamada kabul edildiğini, bir yasanın yürürlüğe girmesi veya yürürlükten kalkması için, yasanın kendi içindeki bir hükme veya yeni bir yasaya ihtiyaç olduğunu ifade etmiştir.

    [17] DURAN Lütfi, "Kanun Hükmünde Kararname", AİD, C.8, 1975, sy.2, s.4 vd.

    [18] ÖZBUDUN Ergun, Türk Anayasa Hukuku, 5.Bası, Ankara 1998, s.211.

    [19] KUZU Burhan, Türk Anayasa Hukukunda Kanun Hükmünde Kararnameler, İstanbul 1985, s.423.

    [20] yüzbaşIoğlu Necmi, 1982 Anayasası ve Anayasa Mahkemesi Kararlarına göre Türkiye'de Kanun Hükmünde Kararnameler Rejimi", İstanbul 1996, s.146.

    [21] TEZİÇ Erdoğan, Anayasa Hukuku, l. Bası, İstanbul 1986, s.28; Yazar bu görüşünü eserinin 1991 deki 2. basısında ve 1995 deki 3. basısında da tekrarlamıştır.

    [22] TEZİÇ Erdoğan, Anayasa Hukuku, 5.Bası, İstanbul 1998, s.29-30.

    [23] BİLGEN Pertev, "Kanun Hükmünde Kararname", Askeri Yüksek îdare Mahkemesi 25. Yıl Armağanı, Ankara 1998, s.5 vd.

    [24] Yargıtay 19. H. D, E.96/4023, K.96/6940, T.5.7.1996 (Yayınlanmamıştır).

    [25] BİLGEN, agm., s.7.. BlLGEN.agm. s. 7.

    [26] BİLGEN.agm.s. 9-lO.

    [27] BİLGEN,agm., s. lO-12

    [28] BİLGEN.agm. s.15-16.

    [29] BİLGEN, a.gm., s.l6.

    30 Ankara 5. İd. Mah., E.96/831, K.97/523, T.11.4.1997 (Yayınlanmamıştır).

    [31]Yargıtay 19. HD, E.96/4023, K.96/6940, T.5.7.1996 (Yayınlanmamıştır).

    [32]YargıtayHGK, E.97/19-665, K.97/1018, T.10.12.1997 (Yayınlanmamıştır).

    [33] CANSEL Erol, "Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararından doğan kimi sorunlar", Anayasa Yargısı-9, Ankara 1993, s.92-93.

    [34] ULER Yıldırım, İdari Yargıda İptal Kararlarının Sonuçları, Ankara 1970, s.13; GÖZÜBÜYÜK A. Şeref, Yönetsel Yargı, 12.Bası, Ankara 1998, s.269; ONAR S. Sami, İdare Hukukunun Umumi Esasları, İstanbul 1966, C.III, s.1790.

    MUMCU, agm., s.105; ULER, age., s.16; OLGUN İhsan, "Danıştay kararlarmm infazı", MBD-1970, sy.20; VEDEL/DELVOLVE, Droit Administratif, Paris 1992, Tom.II, s.351.

    [35] MUMCU Uğur, "Türk hukukunda iptal kararlarının yerine getirilmesi ve sorumluluk", AHFD-1970, C.27, sy.3-4, s.105; AKSOY Muammer, "Danıştay kararlarına saygı", ABD-1977, yl.34, s.318-319; ULER,age.,s.l5.

    [36] GÖZÜBÜYÜK A. Şeref, "İptal davasının sonuçları", Yavuz Abadan'a Aramağan-1969, s.334;

    [37] DDDGK, E.37/202, K.38/14, T.25.1.1938, DKD.3, s.46: "...(İ)ptal hükümlerinin, davanın tevcih edildiği idari muamele ve kararın ittihaz edildiği tarihe kadar tesirde bulunması...hukuki idarenin maruf bir kaidesidir... "; Danıştay 12.D, E.67/1304, K.67/2147, T.19.12.1967, DKD.119-122, s.477:

    "...(İ)dare hukuku ilkelerine göre, iptal kararı iptali istenen tasarrufu...ittihaz edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırarak,  o tasarrufun ittihazından önceki hukuki durumu ortaya koyar... ";DDDGK, E.76/427, K.78/90, DD.32-33, s.290: "...(İ)ptal kararları geriye yürüyerek, konusu olan idari işlemi yapıldığı tarihten itibaren ortadan kaldı(rır)... "; Danıştay 10.D, E.89/2490, K.90/270, T.15.2.1990, DD.80, s.432: "...(İ)ptal kararları...geriye yürüyen, hukuka aykırılığı saptanan dava konusu işlemleri tesis edildiği tarih itibariyle işlemez hale getiren yargısal işlemlerdir... ".

    [38] ULER, age., s.25.

    [39] GÖZÜBÜYÜK, age, s.272.

    [40] Danıştay 12.D, E.320, K.2512, T.28.12.1968, AÎD, C.2, sy.2, s.366.

    [41] ULER, age., s.29; VEDEL/DELVOLVE, age., s.351; GÖZÜBÜYÜK, age., s.270.

    [42] Danıştay 8.D, E.60/8352, K.60/3703, T.10.11.1961, Akural/Ziylan, Danıştay Sekizinci Daire kararları-1963, s.94.

    [43] karavelıoğlu Celal, İdari Yargılama Usulü Kanunu, 1993, C.I, s.689.

    [44] ÖZAY îl Han, "Türkiye'de idari yargının işlev ve kapsamı", îdari Yargıda Son Gelişmeler Sempozyumu, Ankara 1982, s.15.

    [45] Danıştay 5.D, E.98/13, K.98/515, T.25.2.1998, DD.97, s.308; Danıştay 5.D, E.98/4622, K.99/1685, T.24.5.1999 (Yayınlanmamıştır): "Danıştay'ın otuz seneyi aşan istikrar kazanmış içtihatlarına göre iptal kararlan dava konusu işlemi hiç tesis edilmemiş kılan ve önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlayan kararlardır. ,..(D)üzenleyici bir işlem iptal edilmiş ise, ortada hukuken doldurulması zorunlu bir boşluk olmadıkça, verilen yargı kararı idarenin herhangi bir uygulama işlemine gerek kalmaksızın hukuki sonuçlarını ortaya koyar, başka bir anlatımla iptal edilen düzenleyici işlemin uygulanabilirlik (icrailik) niteliği son bulur ve işlemin yapılmasından önceki hukuki durum yürürlük kazanır. Örneğin herhangi bir tüzük veya yönetmeliğin belli bir maddesini kaldıran veya değiştiren bir tüzük veya yönetmelik için iptal kararı verilmiş ise değişiklik yapan hüküm uygulanmaz ve değiştirilen hüküm yürürlükte kalır. Anayasa Mahkemesi'nin bir yasayı yürürlükten kaldıran bir yasanın iptal edilmiş olmasının, yürürlükten kalkan yasanın kendiliğinden yürürlüğe girmesi sonucunu doğurmayacağı yolundaki içtihadının, idari yargıda iptal (ve yürütmenin durdurulması) kararlarının hukuki sonuçları yönünden kabulü olanaksızdır. Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu içtihadı Anayasanın 153 üncü maddesinde ifadesini bulan ve Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği yolundaki kuralın zorunlu ve doğal sonucudur. Oysa idari yargıda iptal kararları (ve buna bağlı olarak yürütmenin durdurulması kararları) yukarıda açıklandığı ve bilimsel ve yargısal içtihatlarda tartışmasız kabul edildiği gibi, dava konusu işlemin tesis edildiği andan itibaren hukuki sonuç doğurduklarından, bir düzenleyici işlemi kaldıran veya değiştiren yeni bir düzenleyici işlemin idari yargı yerince iptal edilmesi (veya yürütülmesinin durdurulması) halinde, eski düzenleyici işlem hiç değiştirilmemiş veya kaldırılmamışçasına uygulama niteliğini sürdürür. Aksi bir yorumu, hukuk düzenine vaki ihlalleri ihlalin vuku bulduğu tarihten itibaren ortadan kaldırmayı amaçlayan iptal davaları ve bu davaların hukuksal sonuçları olan iptal (ve yürütmenin durdurulması) kararları ile bağdaştırmak mümkün değildir". Bu kararda 5. Daire, Danıştay'ın 1970 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde oluşturduğu içtihadına da aykırı bir karar vermiştir. Şöyle ki; idare kendi hatası ile hukuka aykırı olarak kişi lehine bir tasarrufta bulunursa, hem öğretiye hem de Danıştay içtihatlarına göre, bu işlemi ancak dava açma süresi içinde geri alabilmektedir. 5.Daire, bu halde işlemin geri alınmasındaki süreyi "8 ay gibi kısa bir süre" olarak belirlemiştir.


    geri