ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ (AYİM)

High Military Administrative Court


  • MSB Ana Sayfa
  • AYİM Ana Sayfa
  • Makaleler
  • Makale Arama
  • Kararlar
  • Karar Fihristi
  • Karar Arama
  • İçtihatı Birleştirme Kararları
  • DİL
  • TÜRKÇE
  • ENGLISH

  • GENEL
  • ANA SAYFA
  • AYİM'İN TÜRK YARGI DÜZENİ İÇİNDEKİ YERİ
  • AYİM'DE DAVA AÇMA USUL VE YOLLARI VE DILEKÇE ÖRNEKLERI
  • AYİM YAYIN (DERGİ) FAALİYETLERİ
  • AYİM BİBLİYOGRAFYASI
  • AYİM İÇTÜZÜĞÜ
  • AYİM KANUNU (1602)
  • AYİM'İN BAĞIMSIZLIĞI VE TARAFSIZLIĞINA AİT AİHM KARARLARI
  • AYİM DERGİLERİNİ NASIL EDİNEBİLİRSİNİZ (ABONELİK)
  • AYİM İLETİŞİM ADRESİ
  • AYİM BAŞKANLIĞI

    MAKALELER

    geri

    MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI İLE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE GÖREVLİ DEVLET MEMURLARININ DİSİPLİN HUKUKU

    İlter AKSOYLU
    Hâkim Yüzbaşı
    AYİM 3.Daire Raportörü

    19 NUMARALI DERGİ

    GİRİŞ

    I. DİSİPLİN HUKUKU BAKIMINDAN MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI VE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE GÖREVLİ DEVLET MEMURLARININ TABİ OLDUĞU YASAL DÜZENLEMELER

    A. 211 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNU

    B. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNU

    C. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUN

    D. 926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU

    E. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU

    ll. DİSİPLİN CEZASI GEREKTİREN EYLEMLER VE CEZA TÜRLERİ

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA

    lll. DİSİPLİN CEZASI VERMEYE YETKİLİ AMİR VE KURULLAR

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA

    lV. DİSİPLİN CEZASININ VERİLİŞ USÛLÜ

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA

    V. DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARINDA ZAMANAŞIMI SÜRELERİ

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA

    VI. DİSİPLİN CEZALARININ İNFAZI

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA VII. DİSİPLİN CEZALARINA KARŞI İDARİ VE YARGISAL BAŞVURU YOLLARI

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA

    SONUÇ

    GİRİŞ

    Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde görev yapan Devlet memurları , özellikle ceza yargılaması ve disiplin hukuku bakımından, tabi olduğu yasalar ve kurallar yönüyle, diğer kamu kurumlarında görev yapan Devlet memurlarından ayrılmaktadırlar. Askerlik hizmetinin gerekleri göz önüne alınarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurlarına daha katı disiplin yaptırımları öngörülmüştür. Bir çok yasa ve yönetmeliğin haklarında uygulanma kabiliyeti bulunması nedeniyle , TSK’nde görevli Devlet memurlarının disiplin hukuku karmaşık bir görünüm arzetmektedir. İşte bu nedenle çalışmamızda uygulayıcılara ışık tutmak amacıyla; TSK bünyesinde görev yapan Devlet memurlarının disiplin hukuku bakımından tabi olduğu yasal düzenlemeler, hangi durumlarda hangi yasaya göre ne tür disiplin cezaları verilebileceği, bu cezaların kimler tarafından ne kadar süre içerisinde hangi usulle verileceği, disiplin cezalarına karşı itiraz ve yargı yolları ile süreleri açıklanmaya çalışılacaktır.

    1. DİSİPLİN HUKUKU BAKIMINDAN MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI VE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE GÖREVLİ DEVLET MEMURLARININ TABİ OLDUĞU YASAL DÜZENLEMELER

    C. 211 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET KANUNU

    TSK. İç Hizmet Kanununun 115 nci maddesinin 1 nci fıkrasında, “Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından” denildikten sonra, “b” bendinde, “Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup, bu kanunun 14 ncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilafına hareket edenler askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olurlar.” denilmiştir. TSK. İç Hizmet Yönetmeliğinin 717/b maddesinde de bu husus aynen tekrarlanmıştır.

    Madde metinlerinden açıkça anlaşılacağı üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli tüm sivil personelin emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda oldukları, İç Hizmet Kanununun 14 ncü maddesinde asta yüklenen görevleri aynen yapmaya mecbur oldukları, aksine hareket edenlerin askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olacakları belirtilmiştir.

    TSK. İç Hizmet Kanununun 115/b maddesinin atıf yaptığı aynı Kanunun 14 ncü maddesinde astın vazifelerine yer verilmiştir. Bu maddede, astın, amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeye, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecbur oldukları, astın muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapacağı ve değiştiremeyeceği, haddini aşamayacağı, icradan doğacak mesuliyetin emri verene ait olacağı belirtilmektedir. Yani, ast; amirine hürmet edecek, mutlak surette itaat edecek, muayyen vazifeleri ve aldığı emirleri vaktinde yapacak, değiştirmeyecektir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bütün sivil personel de emrinde çalıştıkları askeri amirlerine karşı aynı yükümlülüğe tabi tutulmuşlardır.

    Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil personel, Türk Silahlı Kuvvetlerinin hizmet özelliği dikkate alınarak, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personele göre farklı bir statüye tabi tutulmakla birlikte, bu statüleri askerlerin tabi olduğu kurallarla da aynıyet arz etmemektedir. Sözü geçen sivil personel amirlerine karşı her zaman ast olarak kabul edilmemiş, bu sıfat özellikle amirleri ile olan hizmet münasebetleri ile sınırlı tutulmuştur.

    Buna göre ve yerleşmiş Askerî Yargıtay İçtihatları da nazara alındığında, Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli tüm sivil personel, Askerî Ceza Kanununda yazılı, “amiri tehdit”, “amire hakaret”, “amire mukavemet”, “amire fiilen taarruz”, “emre itaatsizlikte ısrar” gibi askeri cürümleri; 477 Sayılı Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanunda yazılı, “amire saygısızlık”, “emre itaatsizlik”, ve “bilerek doğru söylememe” disiplin suçlarını işleyebileceklerdir. Ancak Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil personelin cezai sorumlulukları sadece amirlerine karşı ve TSK İç Hizmet Kanununun 115 nci maddesindeki yükümlülükleri ile sınırlıdır.

    D.1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNU

    1632 sayılı Askeri Ceza Kanunun İkinci Kısmında 162-191 nci maddelerinde disiplin cezaları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kimlerin disiplin cezasına maruz kalabilecekleri As.C.K.’nun 164 ncü maddesinde sayılmış bulunmaktadır. Buna göre ;

    - Askeri şahıslar,

    - Bir harp esnasında bir hizmet veya mukavele ve taahhüt ile veya herhangi bir sebep ve suretle muharip Türk Ordusu nezdinde bulunan ve orduyu takip eden şahıslar,

    - Harp esirleri,

    - Herhangi bir suretle askeri makamlarca göz altına alınan yabancı Devlet ordu mensuplarıyla diğer şahıslar disiplin cezası ile cezalandırılabilirler.

    Madde metninde de görüleceği üzere Devlet memurları açıkça disiplin cezası ile cezalandırılacaklar arasında gösterilmemiştir.

    Askerî Ceza Kanunun 3 ncü maddesi, “Askerî şahıslar Mareşal (Büyük Amiral)den asteğmene kadar subaylar ile kıdemli başçavuştan ere kadar erat ve bilumum askeri memurlar, askeri adli hakimler ve müstahdemler ve askeri talebelerdir.” şeklinde iken; 22.3.2000 Tarih ve 4551 Sayılı Kanunla, “Askerî Şahıslar; Mareşalden asteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman jandarma ve uzman erbaşlar, erbaş ve erler ile askeri öğrencilerdir.

    Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatları, 4.1.1961 tarihli ve 212 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç hizmet Kanunun 115 nci maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlıdır.” biçiminde değiştirilerek iki fıkra halinde yeniden düzenlenmiştir.

    Kanunun değişik 3 ncü maddesinin birinci fıkrasında, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, “Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel” askeri şahıslar arasında sayıldığı halde, maddenin ikinci fıkrasında, “Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatları, 4.1.1961 tarihli ve 211 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunun 115 nci maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlıdır.” hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır. Maddenin düzenleniş şekli duraksamalara yol açacak nitelikte olduğundan, açıklığa kavuşturulması zorunluluğu bulunmaktadır. Nitekim, bu düzenleme nedeniyle, TSKde görevli Devlet memurlarının As.C.K.nun 132 nci maddesinde yazılı suçu işleyemeyeceklerine , GATA K.lığı emrinde görevli bir ordu hemşiresine sivil şahıs tarafından görevi sırasında hakaret edilmesi ve müessir fiilde bulunulması olayı nedeniyle, mağdurenin olay sırasında asker kişi sıfatının bulunmadığına karar verilmiştir.

    4551 Sayılı Kanunun genel gerekçesi ve madde gerekçeleri incelendiğinde, As.C.K.nun 3 ncü maddesinde herhangi bir değişikliğin öngörülmediği , TBMM Milli Savunma Komisyonunda verilen bir önergenin kabulü doğrultusunda madde değişikliğine ilişkin yeni çerçeve 1 nci maddenin tasarıya eklendiği ve madde numaralarının teselsül ettirildiği görülmektedir. Ancak, kabul edilen bu metin, anılan maddenin birinci fıkrasından ibaret bulunmaktadır. Komisyon Raporundan, önerge üzerine yapılan tamamlayıcı açıklamalarda, Türk Silahlı Kuvvetlerinde askeri memur bulunmadığının, 657 Sayılı Devlet memurları Kanununa tabi olarak çalışan sivil memurların mevcut olduğunun ve işçiler hakkında Askerî Ceza Kanununun uygulanmadığının belirtildiği vurgulanmaktadır.

    Milli Savunma Komisyonunda kabul edilen bu değişiklik, TBMM Adalet komisyonunda da benimsenmiş ve tasarının TBMM Genel Kurulunda görüşülmesi sırasında söz olan Milli Savunma Bakanı, “...Görüşmekte olduğumuz tasarının, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmakta olan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamındaki görevlilerin, Askerî Ceza Kanunun asker kişi başlıklı 3 ncü maddesine dahil edilmesiyle, Devlet memurlarının sırf askeri suçların faili olabilecekleri konusunda yeterli açıklık olmadığı gibi bir kanaat hasıl olduğunu tespit etmiş bulunuyoruz. Bu sebeple, Türk silahlı Kuvvetleri bünyesindeki Devlet memurları, sadece İç Hizmet Kanunun 115 nci maddesinde belirtilen sınırlı konularda askeri personel gibi cezalandırılacaklardır. Bu konuda münferit de olsa yanlış algılamaları ortadan kaldırmak için, Genel Kurulun dünkü birleşiminde kabul edilmiş bulunan tasarının 1 nci maddesinin yeniden görüşülerek, maddeye ikinci bir fıkra ilavesini uygun mütalaa ediyoruz...” şeklindeki açıklama ile ikinci fıkranın maddeye ilavesini önermiş ve Silahlı Kuvvetlerde görevli Devlet memurlarının amire hakaret, emre itaatsizlik gibi suçlar dışında askeri suçlarla ilgilerinin bulunmayacağını ifade etmiştir. Daha sonra bu öneri aynen yasalaşmıştır.

    Askerî Yargıtay’ın yasa değişikliğinden önceki yerleşik uygulamalarında, TSK İç Hizmet Kanunun 115/b maddesindeki “Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup, bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilafına hareket edenler askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olurlar.” şeklindeki düzenleme yanında, aynı Kanunun 14 ncü maddesindeki “Ast, amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeye, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdurlar. Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mesuliyetler emri verene aittir. İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur.” hükmü nedeniyle, Silahlı Kuvvetlerde görevli sivil personelin (memur ve işçi), disiplin suçu olarak 477 Sayılı Kanunun 47 (Amire saygısızlık) , 48 (itaatsizlik) ve 49 (bilerek doğruyu söylememe), sırf askeri suç olarak As.C.K.nun 82 (amiri tehdit suretiyle hürmetsizlik), 85 (amire hakaret), 87 (emre itaatsizlikte ısrar) ve 91 nci (amire fiilen taarruz) maddelerinde yazılı sırf askeri suçları işleyebilecekleri, bunların dışında kalan sırf askeri suçları işleyemeyecekleri kabul edilmiş bulunmaktadır.

    Bu nedenle, As.C.K.nun 3 ncü maddesinde 4551 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik, mevcut ve yerleşik uygulamayı değiştirmek, Silahlı Kuvvetlerde görevli Devlet memurlarını veya işçileri askeri personelin tabi olduğu hükümlere bağlı kılmak veya bu iki statü arasında farklılık yaratmak amacıyla yapılmamıştır. Maddenin ikinci fıkrasında Devlet memurları yönünden getirilen sınırlama, TSK İç Hizmet Kanunun 115 nci maddesinin ve bu konudaki Askerî Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarının tekrarından ibaret olup, yeni bir durum yaratmamaktadır. Aksine yorum, Silahlı Kuvvetlerde görevli işçilerin, maddenin birinci fıkrasında askeri şahıslar arasında sayılmalarına rağmen, ikinci fıkradaki istisna içine alınmamış olmaları nedeniyle, askeri personelle aynı hükümlere tabi tutulacakları gibi bir sonuç yaratır ki, Yasa Koyucunun böyle bir sonucu hiç istemediği, Tasarının TBMM’deki görüşmelerinden anlaşılmaktadır.

    Netice olarak, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personelin, TSK İç Hizmet Kanununun 115 nci maddesinde yazılı yükümlülükleri ile sınırlı olarak işleyebilecekleri “sırf askeri suçlar” dışında, diğer sırf askeri suçları işleyemeyecekleri, ancak gerek As.C.K.da yazılı olan ve gerekse As.C.K.nun atıf suretiyle “askeri suç” haline dönüştürdüğü askeri suçları işleyebilecekleri sonucuna varılmaktadır .

    Disiplin hukuku açısından , 22.03.2000 tarih ve 4551 sayılı yasa ile As.C.K.nun 165 nci maddesinde yapılan değişiklik ile tüm tereddütler giderilmiş ve Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli Savunma Bakanlığında görevli Devlet memurlarına , sadece “amire saygısızlık” ve “itaatsizlik” suçlarından dolayı As.C.K.nunda yazılı disiplin cezalarının verilebileceği , disiplini bozucu diğer eylemlerinden dolayı ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

    C. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUN

    As.C.K.nun 162 nci maddesinde disiplin suçları , “disiplin tecavüzü” ve “kabahatler” alarak iki gruba ayrılmış ve kabahatlerin disiplin amirinin takdirinde olarak kendisi tarafından cezalandırılabileceği gibi , mahkemeye de tevdi edebileceği belirtilmiştir. Yine 477 sayılı kanunun 7 ve 14 ncü maddelerinde, bu kanunda yazılı suçlardan dolayı disiplin amirinin, özel kanunlarda kendisine tanınan yetki içerisinde oda veya göz hapsi verebileceği gibi, disiplin mahkemesinde yargılanmak üzere suç dosyası düzenleyerek silsile yolu ile teşkilatında disiplin mahkemesi kurulan komutan veya askeri kurum amirine gönderebileceği belirtilmektedir.

    Yukarıda Devlet memurlarının 477 sayılı kanunun 47 nci maddesinde yazılı “amir ve üste saygısızlık”, 48 nci maddesinde yazılı “itaatsizlik” ve 49 ncu maddesinde yazılı “bilerek doğruyu söylememe” suçlarını işleyebileceklerini izah etmiştik. Eğer, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan bir Devlet memuru, “amir ve üste saygısızlık”. “itaatsizlik” veya “bilerek doğruyu söylememe” suçlarından birini işlediği taktirde , disiplin amirinin taktirine bağlı olmak üzere disiplin mahkemesinde yargılanabilecektir.

    As.C.K.nun 162 ve 165 ile 477 sayılı kanunun 7 ve 14 ncü maddelerindeki açık düzenleme karşısında, disiplin amirinin “amir ve üste saygısızlık” ve “itaatsizlik” suçlarından dolayı bizzat kendisinin cezalandırma yetkisinin ve cezalandırılmaları için disiplin mahkemesine sevk etme yetkisinin bulunduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak 477 sayılı kanunun 49 ncu maddesinde yazılı “bilerek doğru söylememe” suçunu bir devlet memurunun işlemesi durumunda disiplin mahkemesi tarafından cezalandırılabilecek midir? Çünkü bu suç As.C.K.nun 165 nci maddesinde sayılmamıştır.

    657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 232 ve 233 ncü maddeleri hükümlerinden Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarına , TSK İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu ve bunlar hakkında yürürlükte bulunan diğer mevzuatın uygulanacağı anlamı çıkmaktadır. As.C.K.nun 165 nci maddesinde de , Devlet memurlarının disiplini bozucu diğer eylemleri hakkında ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu hükümler çerçevesinde bilerek doru söylememe suçunun Devlet memurlarına tatbik edilip edilemeyeceği hususunda dayanak noktasını TSK İç Hizmet Kanununun 115/b maddesi oluşturmaktadır. Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil personelin cezai sorumlulukları sadece amirlerine karşı ve TSK. İç Hizmet Kanununun 115 nci maddesindeki yükümlülükleri ile sınırlıdır. Bilerek doğru söylememek suçunun maddi unsuru , hizmete ait işlerde amirin sorusuna karşı bilerek doğru söylememekle oluşur. TSK İç Hizmet Kanununun “astın vazifeleri” başlığını taşıyan 14 ncü maddesinde de astın itaat hissini tehdit eden her türlü tezahürlerinin, sözlerinin, yazılarının fiil ve hareketlerinin cezai müeyyidelerle men olacağı hükmü bulunmaktadır. Bütün bu hükümlerden, astın ve dolayısıyla Devlet memurunun, hizmete ait işlerde amirin sorusuna karşı doğru söyleme yükümlülüğü İç Hizmet Kanunun 14 ncü maddesinden kaynaklanmakta olup , bu eylem nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılması gerektiğinde , disiplin amirinin bu suçtan bizzat kendisinin cezalandırma yetkisi bulunmadığından , hakkında suç dosyası düzenlenerek disiplin mahkemesine sevk edilmesi gerekmektedir .

    477 sayılı kanunun 49 ncu maddesinde yer alan bilerek doğru söylememek suçunun karşılığı kabul edilebilecek bir eylem olarak , 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/C-d maddesinde , görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan beyanda bulunmak suçu düzenlenmiş ve cezası aylıktan kesme olarak belirtilmiştir. Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan bir Devlet memuru amirine karşı bilerek doğruyu söylememek veya bir başka ifadeyle yalan beyanda bulunmak suçunu işlediği taktirde hangi kanun gereğince cezalandırılacaktır? Yukarıda da değinildiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 233 ncü maddesinde , Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan devlet memurlarına , bu kanunun disipline ait 124-136 ncı maddelerinin uygulanmasına devam edileceği , ancak özel kanunlardaki hükümlerin saklı olduğu belirtildiğinden ve aynı yönde 125/son maddesinde de hüküm bulunduğundan söz konusu suçtan dolayı daha özel kanun olan 477 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

    D. 926 SAYILI TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ PERSONEL KANUNU

    926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 1 nci maddesinin ilk fıkrasında , bu kanuna tabi personel ( subaylar , astsubaylar ile harp okulları , fakülteler, yüksek okullar ve astsubay okullarında öğrenim yapan askeri öğrenciler) sayıldıktan sonra , ikinci fıkrada Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan diğer asker ve sivil kişilerin kendi özel kanunlarına tabi oldukları belirtilmektedir.

    Kanunun bu açık hükmü karşısında , Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil personelin bu kanun kapsamı dışında tutuldukları ve kendi özel kanunlarına tabi bulundukları anlaşılmaktadır. Ancak bu tabi olmanın yalnızca idari ve mali hükümler yönünden olduğu, disiplin hukuku açısından şartları gerçekleştiği taktirde , bu personelin asker kişi sayılarak, diğer asker kişilerin tabi olduğu kanun hükümlerinin sivil personele ve dolayısıyla devlet memurlarına da uygulanacağı açıktır.

    F.657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU

    657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 ncü maddesinde kamu hizmetlerinin memurlar , sözleşmeli personel , geçici personel ve işçiler olmak üzere bu dört gurup personel eliyle yürütüleceği belirtilmektedir. 657 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra , Türk Silahlı Kuvvetlerinde bu dört grup istihdam şekli dışında sivil personel çalıştırılmamaktadır.

    Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmakta olan Devlet memurları, özlük haklarına ilişkin konularda öncelikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidirler. Kural bu olmasına karşın DMK’nun 232 nci maddesinde; Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğinin, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanununun ve bunlar hakkında halen yürürlükle bulunan diğer mevzuatın uygulanmasını sağlama bakımından, Türk Silâhlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar, sözleşmeli ve geçici personel ile işçiler hakkında bu kanunun; çalışma saatleri hakkındaki 99 uncu, günlük çalışma saatlerinin tespiti hakkındaki 100 üncü, günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmette çalışma saat ve usulünün tespiti hakkındaki 101 inci, fazla çalışma ücreti hakkındaki 178 inci, Görevden uzaklaştırmaya yetkilileri sayan 138 inci, maddeleri hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmek suretiyle bazı istisnalara yer verildiği görülmektedir.

    Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli sivil personele uygulanmayan DMK’nun istisna hükümlerinin yerine , öncelikle İç Hizmet Kanunun 115 ve 116 ncı maddeleri ile bunların atıfta bulunduğu İç Hizmet Kanununun diğer hükümleri, Askeri Ceza Kanunu, Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü, Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun, Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanacaktır .

    DMK’nun 233 ncü maddesinde ise Türk Silâhlı Kuvvetlerinde çalışan memurlara uygulanmaya devam olunacak hükümler yer almaktadır. Buna göre bu kanunun 7 nci bölümünde yer alan « Disiplin» e ait 124 - 136 ncı maddelerindeki hükümlerin Türk Silâhlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurlar ile sözleşmeli ve yevmiyeli personel hakkında uygulanmasına devam olunacağı ancak, Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği, Askeri Mahkemeler Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanunu ve konu ile ilgili diğer mevzuat hükümlerinin saklı olduğu belirtilmektedir. Yine disiplin cezalarının çeşitlerini ve uygulanacak fiilleri düzenleyen 125 nci maddenin son fıkrasında Özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümlerinin saklı olduğu hükmü bulunmaktadır.

    Bu hükümden de anlaşılacağı üzere disiplin suçunu oluşturan eylem, eğer İç Hizmet Kanunun 115/b kapsamında ise , bir başka ifadeyle İç Hizmet Kanununun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından, 14 ncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifelerden biri veya birkaçının ihlalinden kaynaklanmışsa , öncelikle özel kanun niteliğinde bulunan Askeri Ceza Kanunu veya Disiplin Mahkemeleri Kanunu hükümleri uygulanacaktır.

    Ordu içinde görev yapmakla birlikte , Maliye Bakanlığına bağlı bulunan sivil statüdeki Maliye memurlarına ( saymanlar, muhasebe memurları, saymanlıklarda görevli memurlar) askeri disiplin cezaları verilemez. Bunlar 657 sayılı DMK’na tabi ve Maliye Bakanlığına bağlıdırlar .

    ll. DİSİPLİN CEZASI GEREKTİREN EYLEMLER VE CEZA TÜRLERİ

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    Askeri Ceza Kanununda disiplin suçları , disiplin tecavüzleri ve kabahatler olarak iki grupta toplanmıştır. Disiplin tecavüzü As.C.K.nun 162/1-A maddesinde ; Askeri terbiyeyi, disiplini bozan ve hiçbir ceza kanununun maddelerine uymayan fiiller ve tekasüller olarak tanımlanmıştır. Kabahatler ise aynı maddenin (B) bendinde ; Askeri Ceza Kanununun 18 inci maddesinde yazılı olan fiillerin hafif halleri olarak belirtilmiştir .

    Disiplin suçlarında manevi unsur kast veya kayıksızlıktır (ihmal). Disiplin tecavüzlerinde disiplin amiri ceza verip vermemekte taktir yetkisine sahiptir. Ancak kabahatlerde mutlaka ceza verilmesi gerekir (md.163). Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurları, hakkında; uyarı, aylık kesilmesi, göz hapsi, oda hapsi cezaları verilebilecektir (md.165). ). Disiplin amirleri tarafından , en fazla dört hafta süreli oda veya göz hapsi cezası verilebilir (md. 23 ve165).

    As.C.K.nun 165 nci maddesinin son fıkrasında; “ Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurlarına, sadece amire saygısızlık ve emre itaatsizlik suçlarından dolayı disiplin cezası verilebilir. Disiplin bozucu diğer eylemleri hakkında ilgili kanun hükümleri uygulanır.” hükmü bulunmaktadır. Bu açık düzenleme karşısında Devlet memurlarına, disiplin amiri tarafından, 165 nci maddede sayılan bu iki disiplin suçu dışında Askeri Ceza Kanunu hükümlerine göre disiplin cezası verilemeyecektir .

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    477 Sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu , Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun ile , As.C.K.’da yer alan “Disiplin tecavüzleri” ve “Disiplin Kabahatleri “ dışında , ayrı bir “Disiplin suçları “ kategorisi yaratılmıştır . Bu kanunda disiplin suçları 41 nci maddede tarif edilmiş ve kanunun oda ve göz hapsi cezası ile cezalandırdığı eylemler disiplin suçu olarak kabul edilmiştir. Kanunun disiplin suçu olarak cezalandırdığı eylemler 47-61 nci maddeleri arasında yer almaktadır .

    477 sayılı kanuna göre, Devlet memurlarına ancak İç Hizmet Kanununun 115/b kapsamına giren suçlardan dolayı disiplin cezası verilebilir. Bunlar 47 nci maddede yazılı amir ve üste saygısızlık, 48 nci maddede yazılı itaatsizlik ve 49 ncu maddede yazılı bilerek doğru söylememek suçlarıdır. Bu suçlar dışında kalan disiplin suçlarında diğer kanunlara göre işlem yapmak gerekecektir. Örneğin mesaiden izinsiz ayrılıp üç gün işe gelmeyip dördüncü gün mesaiye kendiliğinden gelen bir Devlet memuruna, 477 sayılı kanunun 50 nci maddesinde belirtilen kısa süreli kaçma suçuna göre disiplin cezası verilemez . Böyle bir olayda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125 nci maddesi gereğince işlem yapılması gerekmektedir. Disiplin Mahkemesince Devlet memurlarına oda ve göz hapsi cezaları verilebilmektedir (md 46) . Verilebilecek ceza miktarı ise Kanunun 41 nci maddesinde üç günden iki aya kadar olarak belirlenmiştir.

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA

    657 sayılı yasanın 124 ncü maddesi ile getirilen düzenlemeye bakıldığında; Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilebilir.

    657 sayılı yasanın 125 nci maddesinde işlenen fiillere göre verilecek disiplin cezaları , ağırlık derecelerine göre , uyarma , kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması şeklinde sıralanmış ve en ağır disiplin cezası olarak Devlet memurluğundan çıkarılma düzenlenmiştir. 125 nci maddede sayılan disiplin cezalarının verilebilmesi için gerekli olan şartların bir kısmı alt bentlerde sayılırken , yasa koyucu bazı durumlarda disiplin cezalarını verme yetkisini idarenin taktir yetkisine bırakmıştır. İlgili hüküm şu şekildedir: “ Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hareketlere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezası verilir.” Ceza hukukunun ana ilkelerinden biri olan kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine ters düşen bu durum doktrinde tartışma konusu olmuşsa da çoğunluk ilkenin disiplin hukukunda geçerle olmadığı fikrinde birleşmiştir. Bu görüşü savunanlara göre bütün disiplin aykırılıklarının ayrıntıları ile kanunlarda gösterilmesi ve bunların karşısında her zaman ve her kurum içini geçerli cezaların konulması mümkün değildir. Disiplin cezalarının genel çizgileri ile kanunlarda belirtilerek , disiplin suçları ile cezaları arasındaki nedensellik bağının idarece kurulması hem idarenin hem de memurun lehine olacaktır .

    657 sayılı yasada disiplin suçlarını gerektiren eylemler ve öngörülen disiplin cezaları 125 nci maddede tek tek sayılmak suretiyle belirtildiğinden yasa maddesini aynen aktarmakla yetiniyoruz.

    “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır :

    A - Uyarma : Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır :

    a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmî belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,

    b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek,

    c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek,

    d) Usulsüz müracaat veya şikâyette bulunmak,

    e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak,

    f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak,

    g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak,

    h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak.

    B - Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır :

    a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak,

    b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek,

    c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak,

    d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

    e) Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak,

    f) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek,

    g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak,

    h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak,

    ı) Görev mahallinde genel ahlâk ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak,

    j) Verilen emirlere itiraz etmek,

    k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak,

    l) Kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak.

    C - Aylıktan kesme : Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır :

    a) Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,

    b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,

    c) Devlete ait resmî belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,

    d) Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,

    e) Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,

    f) Görev yeri sınırları içerisinde her hangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak,

    g) İkamet ettiği ilin hudutlarını izinsiz terketmek,

    h) Toplu müracaat veya şikâyet etmek,

    ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

    j) Yasaklanmış her türlü yayını görev mahallinde bulundurmak.

    D - Kademe ilerlemesinin durdurulması : Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1- 3 yıl durdurulmasıdır.

    Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır :

    a) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek,

    b) Özürsüz ve kesintisiz 3 - 9 gün göreve gelmemek,

    c) Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak,

    d) Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,

    e) Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak veya kullandırmak,

    f) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek,

    g) Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek,

    h) Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak,

    ı) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak,

    j) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak,

    k) Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak,

    l) Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek,

    m) Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle yurt dışında, haklı bir sebep göstermeksizin ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödemedeki tutum ve davranışlarıyla Devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek,

    n) Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak,

    o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.

    E - Devlet memurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır.

    Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır :

    a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,

    b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasî veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,

    c) Siyasi partiye girmek,

    d) Özürsüz olarak (...) bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,

    e) Savaş, olağanüstü hal veya genel âfetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,

    f) Amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak,

    g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,

    h) Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,

    ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,

    j) Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,

    k) 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.

    Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.

    Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir.

    Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.

    Öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademelerinde bulunan Devlet memurlarının, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde, brüt aylıklarının 1/4'ü -1/2'si kesilir ve tekerrüründe görevlerine son verilir.

    Özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır. Yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiilin genel hükümler kapsamına girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez.”

    Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2 nci Dairesi 3.6.1998 tarih ve E. 1998/120, K. 1998/449 sayılı kararında; personelin şahsi ve aile durumlarında meydana gelen değişiklikleri belirlemek, gerektiğinde üst komutanlıklarca istenecek bilgilerin zamanın ve eksiksiz tanzimine imkan sağlamak ve emir komuta altındaki personel hakkında yeterli bilgi dokümanını oluşturmak amacıyla tüm personelden “Personel Bilgi Formu” doldurmaları talep edildiği. bu formda personelin kendisi ve eşine ait fotoğraf bölümü bulunduğu, davacının , personel bilgi formuna eşinin fotoğrafını yapıştırmasının istenildiği, buna rağmen fotoğrafını yapıştırmadığının tespit edilmesi üzerine amiri tarafından forma eşinin fotoğrafını yapıştırmasının tekrar istenildiği, buna rağmen fotoğraf yapıştırmayan davacının savunması alınarak 657 sayılı DMK’nun 125/C-a maddesi ve TSK.Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği gereğince 1/10 oranında aylıktan kesme cezası ile tecziye edilmesini hukuka uygun bulmuştur.

    Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2 nci Dairesi bir başka kararında ; Nazilli Askerlik Şube Başkanının 2 Nisan 1997 tarihinde mesai bitiminde yaptığı kontrollerde davacının üzerinde pek çok evrak olduğunu gördüğü, evrakların bazılarının gereklerinin yapılmadığını fark etmesi üzerine ertesi gün davacıya evraklardan bir kaçını verip incelemesini söylediği, incelemesini müteakip davacıya bir kısmının neden gereğini yapmadığını sorduğu, davacının bunların görevine girmediğini söylemesi üzerine masasında birikmiş evrakları getirmesi konusunda davacıya emir verdiği, davacının “getirmiyorum, git şikayet et” diyerek evrakları getirmediği, emrin bir kaç kez tekrarına rağmen davacının evrakları getirmediği ve bu suretle “emre itaatsizlikte ısrar” suçunu işlediği, davacının yüksek sesle cevaplar vermesi üzerine saygılı olması konusunda ikaz edildiği, bunun üzerine davacının “iki elim yakanda olacak, Aydın’a Askerlik Şube Başkanlığına şikayete gidiyorum, mahkemeye ver ne yaparsan yap, benimle uğraşırsan bende seninle sonuna kadar uğraşacağım” diyerek şubeden çıktığı, bu suretle “amiri kasti ve fiili tehdit suretiyle hürmetsizlik” suçunu işlediği, davacının 12.6.1996 tarihinden itibaren gelen pek çok evrakı yerine takmadığı, işlemleri yapmadığı, kararları işlemediği ve bu kararları ilgili şubelere bildirmediği, diğer memurların görevine giren bir kısım evrakın davacının evrakları arasında bulunduğu, diğer memurlara vermemesi nedeniyle dört yükümlüye ait işlemlerinin yapılmadığı, bu eylemlerin bir bütün halinde “memuriyet görevini ihmal” suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığı ve her üç suçtan ayrı ayrı Askeri mahkeme tarafından cezalandırılması şeklinde gelişen olayda, davacının 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125 nci maddesinin (D) fıkrasının ilk ve (n) bendi ile TSK’da görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulu ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin 13 ncü maddesi 4 ncü fıkrasının ilk ve (n) bentleri uyarınca verilen görevleri kasden yapmamak suçundan dolayı bulunduğu kademede kademe ilerlemesinin 2 yıl süre ile ve adı geçen kanunun 125 nci maddesinin (D) fıkrasının ilk ve (d) bendi ile Yönetmeliğin 13 ncü maddesinin 4 ncü fıkrasının ilk ve (d) bentleri uyarınca amirine karşı küçük düşürücü ve aşağılayıcı hareketlerde bulunmak suçlarından dolayı 1 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması yönünde tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uyarlı olduğunu kabul etmiştir.

    lll. DİSİPLİN CEZASI VERMEYE YETKİLİ AMİR VE KURULLAR

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurlarına Askeri Ceza Kanunu hükümlerine göre (md 165/ son) sadece “amir ve üste saygısızlık” ve “itaatsizlik” suçlarından dolayı disiplin amiri tarafından disiplin cezası verilebileceğini önceki bölümlerde açıklamıştık. Her amir emri altındaki şahıslara disiplin cezası vermeğe yetkilidir (md.168/1). Disiplini bozan hareketten sonra fail merbut bulunduğu takım ve kıta ve saireyi değiştirmiş ise, disiplin âmiri, yeni âmirdir(md.168/2). Amir, makam ve memuriyet itibariyle emretmek salâhiyetini haiz kimsedir (md.13). Disiplin amirleri vekil dahi olsalar, vekâlet ettikleri kadroda gösterilen rütbenin ceza verme yetkisini haizdirler (md.172).

    Disiplin amirlerinin ceza verme yetkileri As.C.K.nun 171nci maddesine Ek Cetvelde gösterilmiştir. Buna göre amir durumunda bulunmak koşuluyla, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurlarına: Astsubaylar (müfrez bulundukları sürece) : 2 güne kadar göz hapsi veya 2 güne kadar oda hapsi cezası, Asteğmen – teğmen (müfrez veya müstakil bulunduklarında) : 3 güne kadar göz hapsi veya 3 güne kadar oda hapsi cezası, Üsteğmen – yüzbaşı : 5 güne kadar göz hapsi veya 5 güne kadar oda hapsi veya 1/25 oranında aylıktan kesme cezası, Binbaşı – yarbay : 7 güne kadar göz hapsi veya 7 güne kadar oda hapsi veya 1/20 oranında aylıktan kesme cezası, Albay : 14 güne kadar göz hapsi veya 14 güne kadar oda hapsi veya 1/16 oranında aylıktan kesme cezası, Tuğgeneral tuğamiral – tümgeneral tümamiral : 21 güne kadar göz hapsi veya 21 güne kadar oda hapsi veya 1/12 oranında aylıktan kesme cezası, Korgeneral koramiral – orgeneral oramiral – mareşal - büyük amiral – Milli Savunma Bakanı : 28 güne kadar göz hapsi veya 28 güne kadar oda hapsi veya 1/8 oranında aylıktan kesme cezası verebilirler. Devlet Memurlarının amir durumunda bulunmaları halinde ise astlarına disiplin cezası verme yetkileri yoktur. Müfrez durumda bulunmadıkları taktirde astsubayların, müfrez veya müstakil durumda bulunmadıklarında asteğmen ve teğmenlerin Devlet memurlarına disiplin cezası verme yetkileri yoktur. Bu durumda yetkili en yakın amirden disiplin cezası verilmesini istemeleri gerekir.

    Kural olarak disiplin cezasını en yakın disiplin amiri verir. Aşağıdaki hallerde daha yüksek disiplin âmiri doğrudan doğruya disiplin cezası verebilir (md.170):

    - Fiil gözü önünde olmuş ise;

    - Fiil resmi vakar ve makamına karşı yapılmış ise;

    - Karar vermek veyahut cezanın derecesini tâyin etmek için kendisine arzedilmiş ise;

    - Fiil emri altında bulunan muhtelif kıt’alara mensup mütaaddit şahıslar tarafından yapılmış ise;

    - Fiil küçük mafevk tarafından, haber almasına rağmen, cezasız bırakılmış ise;

    - Ceza görecek olan şahsın en yakın disiplin âmiri bulunmaz ise.

    Askeri Ceza Kanunun 169 ncu maddesinde geçici tutuklama yetkisi düzenlenmiştir. Bu yetki tüm üstlere tanınmış bir yetkidir. Bu yetki 169 ncu maddede; “168 nci madde hükümlerini bozmamak şartıyla, her mafevk emir altında olmayanları da disiplinin temini için muvakkat olarak tevkif etmeğe veya ettirmeğe salâhiyetlidir. Ancak bu tevkif keyfiyeti gün ve saatiyle derhal mevkufun disiplin âmirine bildirilmelidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Sivil personelin emrinde çalıştıkları askeri amirler dışında , subay ve astsubaylarla aralarında astlık üstlük ilişkisi yoktur. Sadece amirlerine karşı işledikleri suçlarla ilgili olarak İç Hizmet Kanununun 115/b kapsamına girdikleri ve diğer personelle aralarında astlık üstlük ilişkisi bulunmadığı göz önüne alındığında , Devlet memurlarına 169 ncu maddenin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı kanaatindeyiz.

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    477 sayılı Kanun hükümleri gereğince Devlet memurlarına disiplin cezası vermeye disiplin mahkemeleri yetkilidir. 12.6.2003 tarih ve 4895 sayılı kanunla yapılan değişiklik ile alaylardaki disiplin mahkemeleri kaldırılmış ve disiplin mahkemelerinin kurulacağı en küçük birlik tugay olarak belirlenmiştir. 477 sayılı Kanunun 1 nci maddesine göre Disiplin mahkemesi; tugay ve daha büyük (Deniz ve Hava Kuvvetleri ile Jandarma Genel ve Sahil Güvenlik Komutanlığında eşidi), kıt’a, karargah ve askeri kurumlar ile Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarlığı teşkilatında kurulur. Sahil Güvenlik Komutanının, Jandarma Genel Komutanının, kuvvet komutanlarının ve Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarının göstereceği lüzum üzerine veya doğrudan doğruya Genelkurmay Başkanlığınca, diğer komutanlıklar, karargahlar veya askeri kurum amirlikleri teşkilatında da disiplin mahkemesi kurulabilir.

    Disiplin mahkemelerinin rütbe yönünden yetkileri 9 ncu maddede belirtilmiştir. Buna göre Tugay veya eşidi komutanlıkları veya askeri kurum âmirlikleri teşkilatındaki disiplin mahkemeleri erden yüzbaşıya kadar (yüzbaşı dahil) askerler ile diğer asker kişileri, Tümen ve eşidi komutanlıkları veya askeri kurum âmirlikleri teşkilatındaki disiplin mahkemeleri erden yarbaya kadar (yarbay dahil) askerler ile diğer asker kişileri, Kolordu ve eşidi komutanlıkları veya askeri kurum âmirlikleri ile ordu komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları, Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarlığı teşkilatındaki disiplin mahkemeleri erden albaya kadar (albay dâhil) askerler ile diğer asker kişileri, Genelkurmay Başkanlığı teşkilatındaki disiplin mahkemesi erden general ve amirale kadar (general ve amiraller dâhil) askerler ile diğer asker kişileri yargılamaya yetkilidir.

    Disiplin mahkemelerinin kuruluş yönünden yetkileri de kanunun 8 nci maddesinde gösterilmiştir. Disiplin mahkemelerinin yetkisi, teşkilatında kuruldukları komutanlığın, askerî kurum âmirliğinin veya Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarlığının kadro ve kuruluşu ile sınırlıdır.

    Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere, As.C.K.nun 3 ncü maddesine göre asker kişi kabul edilen Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurları, görev yaptığı kıta veya kurumun yetki yönünden bağlı olduğu disiplin mahkemelerinde yargılanabilmektedir.

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler tarafından verilir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası ise amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verilir. Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler. Özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır(md.126).

    Disiplin amirlerinin kim olduğu ya da disiplin kurullarının kimlerden oluştuğunun önceden belirlenmiş olması memur güvenliği açısından önemlidir. Konuyla ilişkin olarak DMK. nun 134 ncü maddesine dayanılarak çıkartılan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirlere Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesinde , disiplin amirlerinin tayin ve tespitine dair esaslar belirtilmişse de disiplin amirlerinin söz konusu Yönetmelik hükmündeki esaslar ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü dikkate alınarak ilgili kurumların yürürlüğe koyacakları özel yönetmelikler ile belirleneceği ifade edilmiştir.

    Bu hükümlere dayanılarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği hazırlanmış 04.04.1983 tarihli Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir . Disiplin ve soruşturma işlerinde Kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Milli Savunma Bakanlığında Yüksek Disiplin Kurulu,Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında birer Disiplin Kurulu kurulur (y.md.3) . Milli Savunma Bakanı, Bakanlık Karargahı ve Bağlı Kurumlarla, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıklarındaki ve Bağlı Kurum ve Kuruluşlardaki bütün memurların disiplin amiridir. Atama yetkisi ile birlikte bu görev de devredilir. Karargah ve Kurumlarda en az Şube Müdürü veya eşidi seviyedeki amir, disiplin amiridir. Müstakil birimlerde amirlik görevini asaleten veya vekaleten yürüten subaylar disiplin amiridir. Disiplin amirlerinin sicil amirleri durumunda bulunanlar üst disiplin amirleridir (y.md.9).

    Disiplin amirleri; hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile Kanunların, Tüzüklerin ve Yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği görevleri yurtiçinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uygulamasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliği ve ağırlık derecesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası vermeye, Özel Kanunların disiplin işleriyle ilgili olarak verdiği yetkileri kullanmaya, Disiplin ve Yüksek Disiplin Kurullarınca reddedilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile Devlet Memurluğundan çıkarma cezaları yerine, red kararlarının alındığı tarihi izleyen 15 gün içinde 657 sayılı Kanun ve Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslara uyulmak kaydıyla başka bir disiplin cezası vermeye, Bir üst disiplin amiri sıfatıyla uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan itirazları gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabule, hafifletmeye veya tamamen kaldırmaya yetkilidirler (y.md.10).

    Disiplin amiri olarak tespit edilmeyen üstler, memurların disipline aykırı davranışları hakkında sıralı sicil üstleri veya disiplin amirleri yoluyla başvuruda bulunurlar(y.md.12).

    lV. DİSİPLİN CEZASININ VERİLİŞ USÛLÜ

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    Devlet memurlarına As.C.K.na göre ancak Amir ve üste saygısızlık ve itaatsizlik suçlarından dolayı disiplin amiri tarafından disiplin cezası verilebilir (md.165). Bu suçlardan birinin işlendiğini öğrenen disiplin amiri , öncelikle kendisinin mi cezalandıracağını yoksa cezalandırılması için disiplin mahkemesine mi vereceğini taktir edecektir. 477 sayılı kanunun 7 ve 14 ncü maddeleri disiplin amirine bu yetkiyi tanımıştır. Söz konusu suçlar disiplin suçu niteliğinde olduğundan amirin affetme yetkisi bulunmamaktadır. Amirin ceza verip vermemekteki taktir yetkisi ancak disiplin tecavüzleri için geçerlidir. Disiplin kabahatlerinde ve disiplin suçlarında, ceza mutlaka verilecektir.

    Savunma hakkı önemi nedeniyle Anayasanın 129 ncu maddesinde de düzenlenmiştir. Anayasaya göre, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. Disiplin âmiri cezayı vermeden evvel faile kendini müdafaa etmeğe müsaade eder (md.175). Kanundaki “müsaade” deyiminden de anlaşılacağı üzere , fail kendisini mutlaka savunmak zorunda değildir. Savunma vermemek , emre itaatsizlik veya saygısızlık suçunu oluşturmaz. Savunma bir hak olduğuna göre bu haktan vazgeçilebileceği de kuşkusuzdur. Memur her ne kadar savunma yapmak mecburiyetinde değilse de , savunma yapması halinde bazı hususlara uymak zorundadır. Bu meyanda savunma dolayısıyla bir suç işlemiş veya disiplin tecavüzünde bulunmuş ise ayrıca sorumlu olur .

    Savunma almanın şekli yasalarda gösterilmemiştir. Amir failin savunmasını sözlü olarak da alabilir. Ancak verilecek cezaya şikayet halinde daha yüksek disiplin amiri tarafından inceleme yapılacağı için savunmanın ceza evrakı içerisinde yazılı olarak yer alması , memurun hukukunu korumak için gerekli olmaktadır. Savunma hakkı tanınmadan verilen disiplin cezaları, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin yerleşik içtihatlarıyla yok hükmünde sayılmaktadır. Savunmanın yazılı olarak alınması aynı zamanda savunma alındığının bir ispatı olacaktır. Eğer savunma sözlü olarak alınmış ise , cezalandırma yazısında mutlaka savunmanın sözlü olarak alındığı belirtilmelidir. Cezalandırma ise mutlaka yazılı yapılmak zorundadır (md.185). Hatalarını göstermek veya bunları tenkid ve muaheze etmek amacıyla sözlü olarak yapılan uyarılar cezadan sayılmaz (md.165/A)

    As.C.K.nunda savunma için faile tanınması gereken asgari bir süre de öngörülmemiştir. Bu sürenin, hakkın kullanılmasını ortadan kaldırmayacak şekilde, her olaya göre amir tarafından hakkaniyetli ve ölçülü olarak tespit edilmesi gerekir. Belirtilen süre sonuna kadar savunma yapılmamış ise failin bu haktan feragat ettiği sonucu çıkarılmalıdır. Yukarıda değinildiği üzere hiç savunma yapmamak suç oluşturmadığına göre, belirtilen süre geçirildikten sonra savunma yapmak da herhangi bir suç oluşturmamalıdır.

    Disiplin amiri suçlu bulduğu Devlet memuruna ceza verirken 171 nci maddeye Ek Cetvelde yer alan yetkilerine göre ceza nevi ve miktarını belirlemek zorundadır. 22.03.2000 tarih ve 4551 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önce Devlet memurlarına öğrenim ve sosyal durumları gözetilerek subaylara, astsubaylara veya erbaş ve erlere öngörülen cezalar tatbik ediliyorken, yapılan değişiklikle Ek cetvelde Devlet memurları ayrıca düzenlenmiş ve öğrenim ve sosyal durumları verilecek cezanın türüne değil sadece miktarına etki eder hale gelmiştir . Disiplini bozan bir kabahat yalnız bir âmir tarafından ve bir disiplin cezası ile cezalandırılır (md.167). Cezayı hafifleten sebepler mevcut olmadığı surette ceza şiddetli verilir (md.176). Disiplin cezaları vermeğe yetkili amir, suçlunun daha ağır şekilde cezalandırılmasını uygun gördüğü taktirde, keyfiyeti bir derece üstüne arzeder (md178).

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    Maiyetinden birinin bir disiplin suçu işlediğini öğrenen her âmir yetkisi dahilindeki oda veya göz hapsi cezalarıyla cezalandırılmasını uygun görmediği takdirde suçluluk sebeplerini ve suç delillerini kapsayan bir vaka raporu düzenleyip bunu silsile yolu ile teşkilatında disiplin mahkemesi kurulan komutan veya askeri kurum âmirine en geç üç gün içinde gönderir. Teşkilatında disiplin mahkemesi kurulan komutan veya askeri kurum âmiri herhangi bir suretle bir disiplin suçunun işlendiğini öğrendiğinde doğrudan doğruya disiplin cezası vermeye yetkili olur ve buna dayanarak oda veya göz hapsi cezasıyla cezalandırılmasını uygun görmez ise dâva açılmasının gerekip gerekmediğine karar vermek üzere derhal disiplin hazırlık soruşturması yapılmasını emreder. Aksi halde birinci fıkraya göre işlem yapılmak üzere keyfiyeti disiplin cezası vermeye yetkili en yakın disiplin âmirine bildirir ve varsa evrakı gönderir. Disiplin hazırlık soruşturması disiplin subayı tarafından en kısa zamanda yapılır. İhbarı yapan âmir tarafından yapılan soruşturma yeter görülürse bu, disiplin hazırlık soruşturması yerine geçer (md.14).

    Disiplin soruşturması sonunda dava açılmasını gerektirir yeter sebepler bulunmazsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Dava açılmasını gerektirir yeter sebepler varsa bir iddianame ile disiplin mahkemesinde dava açılır (md.15).

    İddianame asker kişi olan sanığa en yakın âmiri aracılığı ile tebliğ olunur. Tebliğ tarihi üzerinden iki gün geçmedikçe duruşma yapılamaz. Sanığın uygun görmesi ile bu süreden vazgeçilebilir (md.16).

    Yargılama duruşmalı olarak ve açık olarak yapılır. Sanık duruşmanın devamı süresince hazır bulundurulur. Duruşmaya özürsüz gelmeyen veya gelip de savuşan veya duruşmada bulunmak istemeyen sanığın yokluğunda duruşmaya devam edilip hüküm verilebilir . Sanık soruşturmanın her safhasında bir müdafi tutabileceği gibi müdafii yoksa disiplin mahkemesince de müdafi tutulabilir.Sanık kendisine bir müdafi tutacağını beyan ve bundan dolayı mehil verilmesini talep ettiği takdirde mahkemece münasip bir mehil verilir. Disiplin mahkemesi toplanan delilleri duruşmada edineceği kanaate göre değerlendirir. Hüküm, sanığın beraetine veya hükümlülüğüne veya davanın düşmesine yahut disiplin mahkemesinin görevsizliğine veya yetkisizliğine dair olur. Hükümlülük halinde, disiplin mahkemesince cezanın derhal yerine getirilmesine karar verilebilir md17-27).

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA

    Disiplin soruşturması , soruşturma kararı ile başlar.Soruşturma açılmasına karar vermeye yetkili amir, disiplin amirleridir . Soruşturmaya yetkili amirin disiplin soruşturması açılmasına karar verme zorunluluğu yoktur. Bu konuda taktir yetkisi vardır. Disiplin suçu oluşturan fiilin varlığını öğrense dahi memurun olumlu geçmişi, sağlık durumu gibi diğer nedenlerle disiplin soruşturması açılmamasına da karar verebilir.

    DMK soruşturmaya yetkili amirin soruşturma açılmasına karar verdikten sonra yapması gereken işlemleri belirtmemiştir. Disiplin amiri soruşturmayı bizzat kendisi de yapabilir. Gerekli görürse bir kişi yada kişileri soruşturmacı olarak görevlendirebilir. Soruşturma sırasında tanık ve bilirkişi dinlenebilir, keşif yapılabilir. Lehe ve aleyhe tüm deliller toplanır ve bunlar tutanakla tespit edilir .

    Savunma , disiplin soruşturmasında memura Anayasal bir hak olarak tanınmıştır (md.129/2). DMK’nun 130 ncu maddesinde de Devlet memuru hakkında savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği ifade edilmektedir. Memurun savunma hakkını kullanabilmesi için sadece savunmasının istenmesi yetmez. İsnad edilen disiplin suçunun neden ibaret olduğu yer ve zaman gösterilerek belirtilmelidir. Bir kişi neyle suçlandığını bilmeden haliyle kendini savunamaz. Bazı durumlarda memura açıkça isnadın bildirilmesi de yeterli değildir.. Memurun kendini savunabilmesi için idarenin hangi bilgi ve belgelere dayandığını da bilmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle savunma hakkı bilgi alma hakkını da gerektirir. Bilgi alma hakkı ise failin soruşturma dosyasını görme hakkını içerir. DMK memurlara soruşturma dosyasını görme hakkı tanımamıştır. Kanun sadece hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memurlara sicil dosyası hariç soruşturma dosyasını inceleme hakkı tanımıştır (md.129/son).

    Hakkında disiplin cezası olarak memurluktan çıkarma istenen memurun disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkı ise ayrıca belirtilmiştir (DMK. md.129). Ancak soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen tarihte savunmasını yapmayan memur savunma hakkından vazgeçmiş sayılır (md.130/2).

    Savunmanın disiplin soruşturması içerisinde alınması gereklidir. Disiplin soruşturması açılmaksızın doğrudan disiplin amirince savunma alınarak disiplin cezası verilemez. Gerek DMK’nun 128 ve gerekse Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 19 ncu maddesi hükümlerinden, sadece ilgili kişinin savunmasını alarak doğrudan doğruya disiplin cezası verilemeyeceği , mutlaka soruşturma yapıldıktan sonra ilgilinin savunması alınarak disiplin cezası verilebileceği sonucu çıkmaktadır.

    Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde , gerekli gördükleri taktirde ilgilinin sicil dosyasını ve her nevi evrakını incelemeye , ilgili kurumlardan bilgi almaya , yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallinde keşif yapmaya ve yaptırmaya yetkilidirler (md.129/1).

    Sonuç olarak disiplin cezası vermeye yetkili makam kanunun öngördüğü disiplin cezalarından biriyle memurun cezalandırılmasına karar verir. Bu karar gerekçeli olmalıdır. Ancak DMK’nunda bu konuda bir zorunluluk yoktur. Karar ilgili memura yazılı olarak tebliğ edilerek yürürlüğe girer .

    V. DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARINDA ZAMANAŞIMI SÜRELERİ

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    As.C.K.nun 179 ncu maddesine göre disiplin tecavüzlerine ve kabahatlerine , fiil işlendikten itibaren bir ay içerisinde ceza verilmesi gerekir. Bu sürenin geçirilmesi halinde disiplin cezası zamanaşımına uğradığından Devlet memuruna ceza verilemez. Ancak fiil tahkikatı mucip ise bu husus için geçen zaman yukarıdaki bir aya dâhil olmaz. Fiilin disiplin cezasını mucip olduğu askerî mahkemede anlaşılırsa bu bir ay müddet hükmün katileştiği; veya mahkemece muhakemesinin tevkifiyle evrakın ceza verilmek üzere disiplin amirine iade olunduğu tarihten cereyana başlar. Yine As.C.K.nun 186 ncı maddesine göre disiplin kabahatlerinden dolayı verilen hapis cezaları bir yıllık zaman aşımına tabidir. Bu süre cezanın tebliğinin ertesi günü başlar. Bu süre geçtikten sonra artık disiplin cezasının infazı mümkün değildir.

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    477 sayılı Kanunun 43 ncü maddesine göre , disiplin suçlarına ait davalarda, suç tarihinden itibaren beş ay içinde disiplin mahkemelerince hüküm verilmemiş olursa dâva zamanaşımına uğrar. 14 ve 27 nci maddeler gereğince soruşturmanın veya duruşmanın tatiline karar verilmesi halinde, tatil süresi içinde zaman aşımı işlemez.

    Oda ve göz hapsi cezaları kesinleştikleri tarihten itibaren bir yıl içinde infaz edilmedikleri taktirde zamanaşımına uğrar. 38 inci madde gereğince cezanın yerine getirilmesinin geri bırakılması halinde, geri bırakma süresi içinde zamanaşımı işlemez(md.44)..

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA

    Kanun, disiplin cezalarında zamanaşımı süreleri öngörmüştür. Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar (md.127).

    Kanun , hakkında disiplin soruşturmasına başlanılan memurun durumunu belirsizlikten kurtarmak için disiplin cezalarının verilmesinde bir karar süresi öngörmüştür. Disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde soruşturma dosyası, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna 15 gün içinde tevdi edilir. Disiplin kurulu, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirir. Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından yaptırılan soruşturmaya ait dosya, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna tevdiinden itibaren azamî altı ay içinde bu kurulca, karara bağlanır (md.128).

    Danıştay 8 nci Dairesine göre , disiplin kurul ve amirlerine karar vermek için tanınan süreler idarenin iç işleyişi ve düzeni ile ilgilidir ve bu süreler geçirildikten sonra ceza verilmiş olmasında yasaya aykırılık bulunmamaktadır

    Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bu konuda farklı kararları bulunmaktadır. AYİM. 2 nci Dairesi 24.3.1999 tarih ve E. 1997/679, K. 1999/287 sayılı kararında; “Mevcut disiplin mevzuatı hükümlerine göre, kademe ilerlemesi durdurulması cezasını gerektiren hallerde soruşturma dosyasının kararını bildirmek üzere 15 gün içinde yetkili Disiplin Kuruluna tevdi edilmesi, Disiplin Kurulunun da dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirmesi gerekirken; disiplin soruşturmasına konu iki ayrı suçu nedeniyle bu sürelere uyulmadan davacıya verilen toplam üç yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının iptaline karar vermiştir.

    VI. DİSİPLİN CEZALARININ İNFAZI

    A.1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    As.C.K.nuna göre Devlet memurlarına amir ve üste saygısızlık ve itaatsizlik suçlarından dolayı disiplin amiri tarafından 171 nci maddeye ek cetvele göre göz hapsi oda hapsi veya aylıktan kesme cezası verilebileceğini önceki bölümlerde açıklamıştık. Askerî Ceza Kanununun 24 üncü maddesinde 4551 sayılı Kanun ile değişiklik yapılarak uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile sivil personel hakkındaki göz ve oda hapsi cezalarının infaz şeklinin subay ve astsubaylar gibi olacağı hüküm altına alınmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurları, Göz hapsi cezalarında; resmî daire, kışla, eğitim alanları ile sair yerlerdeki hizmetlerine devam ederler. Hizmetin bitiminden sonra hiçbir yere gidemezler. Kışlada veya resmî odalarda kalırlar. Hizmete ilişkin olanlar dışında hiçbir ziyaret kabul edemezler. Oda hapsi cezalarında; mümkün olduğu takdirde cezayı tek başlarına belirli bir hapis odasında geçirirler. Emir veremezler. Genel hizmet yapamazlar (md.24) Aylık Kesilmesi ; ek göstergeler dahil, cezalının brüt aylığından 1/30 -1/8 arasında kesinti yapılmasıdır (md.165 , 185). Aylık kesilmesi, tam lira üzerinden yapılır. Kesinti miktarı onmilyon liradan az olamaz. Hapis cezaları tam gün üzerinden tayin edilir. Bir günden aşağı hapis cezası olamaz (md.166/A). Cezalar tebliğ olunduğunu müteakip infaz olunur(md.182). Cezayı veren disiplin âmirleri zaruret halinde cezanın sonraya bırakılmasını veya fasıla ile infazını emredebilir (md.183). Cezalı Devlet memuru ordudan ayrılırsa evvelce verilen disiplin cezasının infazı veya ikmali caiz değildir (md.187). B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    12.6.2003 tarih ve 4895 sayılı yasanın 8 nci maddesi ile 477 sayılı kanunun 38 nci maddesinde değişiklik yapılmış, aynı statüdeki kişilere disiplin mahkemelerince verilecek göz ve oda hapsi cezalarının infaz şekli, Askerî Ceza Kanununa paralel hale getirilmiştir. Buna göre disiplin mahkemesi tarafından göz hapsi cezası ile cezalandırılan bir Devlet memuru; resmi daire, kışla, eğitim alanları ile sair yerlerdeki hizmetlerine devam eder, hizmetin bitiminden sonra hiçbir yere gidemez, kışlada veya resmi odalarda kalır, hizmete ilişkin olanlar dışında hiçbir ziyaret kabul edemez. Oda hapsi cezası ile cezalandırılması durumunda ise ; mümkün olduğu takdirde, cezayı tek başlarına belirli bir hapis odasında geçirir, amir durumunda ise emir veremez, genel hizmet yapamaz.

    Yine, 4895 sayılı yasanın 8 nci maddesi ile 477 sayılı kanunun 38 nci maddesinin (D) fıkrası yürürlülükten kaldırılmıştır. Mülga (D) fıkrası ; “ sivil personelin öğrenim ve sosyal durumları gözönüne alınarak verilen cezalar , yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yerine getirilir.” şeklinde idi. Bu düzenlemeye göre sivil personelin öğrenim ve sosyal durumu , yani statüsü , cezanın infaz şeklini belirlemekteydi. Ancak 4895 sayılı yasa ile 477 sayılı Kanunun 38 nci maddesinin (A) fıkrasında yapılan değişiklikle sivil personelin disiplin cezalarının infaz şekli, subay ve astsubaylar ile aynı hükümlere tabi tutulmuştur.

    Sivil personel hakkında verilen ve yerine getirilen oda ve göz hapsi cezaları bunların yükselmelerinde nazara alınmak üzere sicillerine işlenir (md.62).

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA

    DMK’nun 132 nci maddesine göre , disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Aylıktan kesme cezası, cezanın veriliş tarihini takip eden aybaşında uygulanır. Verilen disiplin cezaları sıralı sicil amirine, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ayrıca Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme veya kademe ilerlemesini durdurma cezası verilenler, valilik, büyükelçilik, müsteşar, müsteşar yardımcılığı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığı görevlerine atanamazlar.

    VII. DİSİPLİN CEZALARINA KARŞI İDARİ VE YARGISAL BAŞVURU YOLLARI

    A. 1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNUNDA

    Bir disiplin cezası resmî surette mahkûma tebliğ edildiği vakit katileşir, ve bu cezayı veren tarafından kaldırılamaz ve değiştirilemez. Bu cezanın kaldırılması veya değiştirilmesi ancak şikayet yoluyla veya ceza veren âmirin mahkum lehine yapacağı müracaat üzerine veyahut affı âli ile kabildir. Yanlış verilen veya salâhiyeti olmayan mafevk tarafından verilen disiplin cezaları daha yüksek makam tarafından 191 inci maddeye göre kaldırılabilir veya değiştirilebilir (md.188).

    As.C.K.nun 188 nci maddesine göre, disiplin cezasına şikayet hakkı, cezalı ile cezalının üstlerine tanınmıştır. Buradaki “üstleri” deyimini, suçluya nazaran rütbe ve kıdemce büyük olan her üstü kapsayacak şekilde geniş tutmamak gerekir. Bu hakkı “suçtan zarar gören”, diğer bir deyişle “disipline aykırı hareket” kendisine karşı yöneltilmiş olan üst” ile sınırlı tatmak yerinde olur .

    Şikayet, doğrudan doğruya cezayı vermiş olan amirin bir derece üstü olan disiplin amirine yapılır. Cezalıya, cezanın tebliği anındaki teessürünün sükûnet bulması için, bir gecelik düşünme payı tanınmıştır, cezalı, tebliği takibinden gün mesai saati içinde bu hakkı kullanabilir. Kanunda bu hakkın ne zamana kadar kullanılabileceğine dair bir açıklık yoktur. Kanaatimizce, şikayet hakkının, disiplin cezalarının tabi olduğu bir yıllık zamanaşımı süresi içinde kullanılması mümkündür. Cezanın infaz edilmiş olması şikayet engel değildir.

    Şikayet cezanın infazını geri bırakmaz. Şikayetler hemen incelenerek bir karara varılır. As.C.K.189 ncu maddesine göre, şikayet haklı görülürse ceza kaldırılır veya değiştirilir. Şikayetin esassız olduğu anlaşılırsa, reddedilir ve bu yüzden şikayetçiye ceza verilmez. (30)

    1602 Sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun “İdari davalar ve yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 21 nci maddesinin 2 nci bendi; “İdari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak tarzda kullanılamaz ve idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez” hükmünü, aynı maddenin son fıkrası ise; “Cumhurbaşkanı, Yüksek Askerî Şuranın tasarrufları ve Sıkıyönetim Komutanlarının 1402 Sayılı Kanunda yazılı tasarrufları ile disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır” hükmünü amirdir.

    Bu açık yasa hükmüne göre, disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır.Yani, disiplin amirlerince verilen bu cezalara karşı, kanunda öngörülen idari itirazların dışında yargı yoluna başvurulamaz.

    Disiplin amirlerince verilen disiplin cezaları yargı denetimi dışında tutulmuş olmakla birlikte; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bu konuda istikrar bulan içtihatlarında da belirtildiği üzere, askerî disiplin cezaları ister bir başka idari işlemin “hukuki sebebi” olsun, ister tek başına bir idari işlem durumunda olsun her iki halde de, bu tür disiplin cezalarının “yok hükmünde” olup olmadığının belirlenmesi ile sınırlı olarak yargı denetimine tabi olduğu konusunda bir şüphe bulunmamaktadır. Tesis olunan disiplin cezası işleminde; savunmanın alınmaması, yetkisiz amirin ceza vermesi, cezada zamanaşımı olması yahut amirin ceza yetkisini aşması gibi haller kanuna açık ve net aykırılık teşkil edeceğinden bu haller verilen disiplin cezasının “yok hükmünde” sayılmasını zorunlu kılmaktadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin istikrar bulmuş kararları da bu yöndedir. Yok hükmünde bir işlem süre kaydına bakılmaksızın idarece her zaman geri alınabileceği gibi dava süresine bağlık olmaksızın dava konusu da yapılabilir. Böyle bir işlem uygulanmış olsa bile sonuçları hukuken geçersizdir.

    B. 477 SAYILI DİSİPLİN MAHKEMELERİ KURULUŞU, YARGILAMA USULÜ VE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI HAKKINDAKİ KANUNDA

    Disiplin mahkemelerinden verilen hükümlere karşı tefhim veya tebliğinden itibaren üç gün içinde bir üst disiplin mahkemesinde itiraz edilebilir (md.31). Teşkilatında disiplin mahkemesi kurulan komutan veya askeri kurum âmiri veya sanık itiraz hakkına sahiptirler (md.30). İtiraz, hükmü veren disiplin mahkemesinin teşkilatında kurulduğu komutana veya askeri kurum amirine yapılır.İtiraz sebepleri yazılı olarak verilebileceği gibi sanığın en yakın âmirine yapılacak beyan üzerine düzenlenecek bir tutanak şeklinde de olabilir (md.32). İtiraz, aleyhine itiraz olunan hükmün yerine getirilmesini geri bıraktırır. Ancak disiplin mahkemesince cezanın derhal yerine getirilmesine karar verilmişse bu hüküm uygulanmaz (md.33).

    İtiraz üzerine üst disiplin mahkemesi disiplin subayı en geç üç gün içinde gerekli incelemeyi yapar ve mütalâası ile birlikte dosyayı mahkemeye verir. Mahkeme en geç üç gün içinde dosyayı inceleyerek kararını verir. Üst disiplin mahkemesi gerekli gördüğü soruşturmanın yapılmasını isteyebilir veya soruşturmayı kendisi yapabilir. Bu halde soruşturma için geçecek süre üç günlük süreye dâhil değildir (md.34). Üst disiplin mahkemesi itirazı yerinde görürse dâvanın esasına hükmeder. Aksi halde itirazı reddeder. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir (md.35).

    C. 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUNDA

    Devlet Memurları Kanunu uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı idari başvuruyu özel olarak düzenlemiştir. Bu Kanunun 135 nci maddesine göre “ disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabilir.” Kanunun 136 ncı maddesine göre de “disiplin amirleri ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür. Bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz halinde, itiraz mercileri kararı gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul edilebilecekleri gibi cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler... itiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar”.

    Devlet Memurları Kanununun 136 ncı maddesinde uyarma ve kınama disiplin cezası kararlarına ilişkin olarak “ itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulmaz” denilmektedir. Uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı iptal davası açılamayacağı için, uyarma ve kınama disiplin cezalarına için Devlet Memurları Kanununun 135 ve 136 ncı maddelerinde öngörülmüş olan “itiraz yolunun bir “mecburi idari başvuru” yolu olup olmadığını tartışmanın bir anlamı yoktur. Zira, bu başvuru yoluna gidilse de gidilmese de, uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı iptal davası açılamayacaktır .

    Devlet Memurları Kanununda uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı 7 günlük bir itiraz yolu özel olarak düzenlenmiş (m.135/1) fakat aylıktan kesme, kademem ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari başvuru (İtiraz) yolu ayrıca düzenlenmediği gibi, bu Kanunun 135 nci maddesinin ikinci fıkrasında “ aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir” denmiştir.

    Devlet Memurları Kanununda aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezaları için özel bir itiraz yolu öngörülmemiş olsa da 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 35/A maddesine dayanılarak bu disiplin cezası kararlarına karşı da idari başvuruda bulunabilir. Zira, söz konusu maddede ; “Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur…” hükmü bulunmaktadır.

    Sonuç olarak uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı 7 gün içinde üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına Devlet Memurları Kanununun 135 nci maddesi uyarınca itirazda bulunabilir. İtiraz sonucunda verilen karara karşı iptal davası açılamaz. Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı ise 60 gün içinde idari Yargılama Usulü Kanununun 11 nci maddesine dayanılarak idari başvuruda bulunabilecektir. Başvuru sonucunda verilecek kararlara karşı iptal davası açılabilir .

    İdari başvuru (itiraz) yolunda üst makamlar, verilen disiplin cezasını az görüp daha ağır disiplin cezası veremezler. Devlet Memurları Kanunu 136 ncı maddesinde “itiraz halinde, itiraz mercileri kararı gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri gibi cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler” demekte, ama daha ağırlaştırabilecekleri belirtilmemektedir.

    Benzer bir yasak idari mahkemeleri bakımından geçerlidir. Buna “aleyhe karar verme yasağı” denir. İdare mahkemeleri, disiplin cezası alan memurun açtığı davada, davacı memurun aleyhine olarak, memura verilen disiplin cezasını az bularak iptal kararı veremez. Nitekim Danıştay Sekizinci Dairesinin 16 Şubat 1998 tarih ve E. 1997/4389.K.1998/440 sayılı kararıyla, idare mahkemesinin memura verilen disiplin cezasını, gerekenden hafif takdir edildiği gerekçesiyle iptal edemeyeceğine, diğer bir ifadeyle davacının talebinin aşılarak davacının aleyhine durumu ağırlatıcı karar verilemeyeceğine karar verilmiştir.

    Yargısal başvuru, bir idari kararın yargı organları tarafından hukuka uygunluğunun incelenmesi amacıyla yapılan başvurudur. Anayasamızın 129 ncu maddesinin üçüncü fıkrası “ uyarma ve kınıma cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz” demektedir. Dolayısıyla aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı yargısal başvuru yoluna gidilebilir. Kaldı ki, bu hususu Devlet Memurları Kanunu 135 nci maddesinin ikinci fıkrasında “aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarılma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir” diyerek ayrıca vurgulamıştır.

    Kendisine aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya devlet memurluğundan çıkarıma cezası verilen memur, bu kararın kendisine tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde iptal davası açılabilir. Memur bu disiplin cezalarına karşı iptal davası açabileceği gibi tam yargı davası açıp uğradığı maddi veya manevi zararların tazminini isteyebilir.

    Disiplin cezası kararının mahkeme tarafından iptali, disiplin cezasını geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. İdare, iptal kararını uygulamak için gerekli tedbirleri almalıdır kesilen maaş iade edilir. Kademe ilerlemesi yapılır. Memur tekrar göreve alınır.

    Anayasamızın 129 ncu maddesinin üçüncü fıkrasında “ uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz” denmektedir. Dolayısıyla Anayasamız, uyarma ve kınama disiplin cezalarını yargı denetimi dışında bırakılmasına imkan tanımıştır. Bu imkana dayanarak kanun koyucu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 136 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, uyarma ve kınama disiplin cezası kararlarına ilişkin olarak “itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yukarıda da değinildiği üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi uyarı ve kınama cezalarıyla ilgili olarak sadece yokluk denetimiyle sınırlı olarak yargısal denetim yapmaktadır.

    SONUÇ :

    Yukarıdaki ayrıntılı açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan sivil personel içerisinde bir grubu teşkil eden Devlet Memurlarının tabi olacakları disiplin hukukunun; çok karmaşık, değil yetkili disiplin amirlerince, bu konuda özel bir çalışma yapmamış uzman kişilerce bile bilinmesi güç ve birbirine girmiş kurallar manzumesinden meydana geldiği görülmektedir.

    Gerçekten, Devlet Memurları bir yandan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun açıklanan disiplin hükümlerine tabi iken, diğer taraftan 211 Sayılı TSK.İç Hizmet Kanununa, Askeri Ceza Kanununun disiplin kabahatlerine ilişkin hükümlerine, ayrıca 477 Sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanunundaki disiplin suçlarına ilişkin düzenlemelere de tabi bulunmaktadırlar. Şu halde, bir devlet memuru hakkında, disiplin amirlerince aşağıdaki şekilde disiplin işlemi yapılabilmesi mümkündür:

    Memurun ihlâl ettiği disiplin kuralı, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesi kapsamında değerlendirilebilir; bu takdirde anılan maddedeki fıkra ve bentlerde yer alan fiillere uyan uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezaları verilebilir.

    Memurun olumsuz tutum ve davranışı ya da ihlâl ettiği disiplin kuralı, Askeri Ceza Kanunu kapsamında “disiplin kabahati” olarak değerlendirilebilir; bu takdirde As.C.K.nun ilgili hükümleri uyarınca, göz hapsi , oda hapsi yada aylıktan kesme disiplin cezalarından birisi verilebilir.

    Memurun ihlâl ettiği disiplin kuralı, 477 Sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanunu kapsamında bir “disiplin suçu” olarak değerlendirilebilir; bu takdirde, anılan kanunun ilgili hükümleri uyarınca, oda yada göz hapsi cezalarından birisi disiplin amirince doğrudan verilebilir ya da Disiplin Mahkemesine sevkedilerek, bu cezaların Disiplin Mahkemesince verilmesi tercih edilebilir.

    Sistematik olarak sıralandığında sanki tatbiki kolaymış gibi görünen bu disiplin işleminin, gerçekte bu şekilde kolaylıkla uygulanamadığı ve uygulanamayacağı da bir gerçektir. Çünkü, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 nci maddesinde sıralama yöntemiyle belirtilen ceza uygulanacak fiil ve haller, ancak düşünülebilen ve öngörülebilen durumlara ilişkin bulunmaktadır. Kuşkusuz bu hallerin dışında, askeri hizmetin özelliği dolayısıyla ihlâli mümkün pek çok disiplinsizlik eylemi olacaktır. Ayrıca İç Hizmet Kanununun 14 ncü ve 115/b maddesinin atfı dolayısıyla, asta yüklenen (tahmin edilen) vazifelerin ifası sırasında amire karşı işlenecek eylemlerin, 657 Sayılı Kanunun 125 nci maddesindeki durum ve hallere uymayacağı tabiidir. Keza, 477 Sayılı Kanun kapsamındaki fiiller de, anılan madde ile bağdaştırılamaz.

    Şu halde, disiplin amiri, maiyetindeki Devlet Memurunun disiplini bozucu ve ihlâl edici bir fiil işlediği kanaatine vardığında ne yapacaktır? Kanımızca, bu durumda şu şekilde bir yol izlemek yerinde olacaktır:

    Amir, öncelikle memurun işlediği fiilin, asta yüklenen bir görevin ifası sırasında, kendisine karşı yöneltilmiş ve İç Hizmet Kanununun 14 ncü, İç Hizmet Yönetmeliğinin 4-12 nci maddelerini ihlâl edici bir disiplinsizlik hali olup olmadığına bakacak ve eğer bu fiiller bir “amir ve üste saygısızlık” ya da “ itaatsizlik” suçunu oluşturuyorsa As.C.K.nun 171 nci maddesinde belirtilen disiplin cezalarını, failin öğrenim ve sosyal durumunu dikkate alarak yetkisi dahilinde verebilecektir.

    Memurun işlediği fiil, yukarıda belirtilen duruma uymakta, ancak daha ağır vasıflı ve 477 Sayılı Kanunda sayılan hallerin kapsamına giriyorsa; bir “disiplin suçu” nun işlendiği açık olacağından, amir bu kez 477 Sayılı Kanunda öngörülen disiplin cezalarından birisini (oda yada göz hapsi) yine memurun içtimai mevkiini gözönüne alarak doğrudan verebilecek ya da aynen suçtan yargılanmak üzere memurun disiplin mahkemesine sevkedebilecektir.

    Amir, maiyetindeki memurun işlediği fiilin, yukarıda belirtilen ve asta tahmil edilen vazifelerin icrasında doğan bir disiplinsizlik eylemi oluşturmadığını belirlerse; bu takdirde 657 Sayılı DMK.nun 125 nci maddesinde teker teker belirtilen durum ve halleri inceleyecek ve memurun fiili hangi fıkraya uyuyorsa, buna uygun bir disiplin cezasını (uyarma, kınama, aylıktan kesme) doğrudan verebilecektir. Memurun işlediği disiplinsizlik fiili, kademe ilerlemesinin durdurulması ya da Devlet Memurluğundan çıkarma cezalarından birinin verilmesini gerekli kılıyorsa, bu takdirde incelememizin ilgili bölümünde belirtilen yolu izleyecektir.

    Değinilmesi gereken ve önem taşıyan bir başka husus da , disiplin cezası verilmesi ile ilgili yürürlükteki yasal kuralların askeri disiplin amirlerince bilinmesi ve uygulanmasını sağlayıcı idari tedbirlerin alınması konusudur.

    geri